fbpx

Resim: rattanakun

Kurtuluş Eski Antlaşma’da Aynı mıdır? 

Sununun Eski Antlaşma’daki İşlevi Nedir? 

Whitcomb Eski Antlaşma döneminde sunulan sunuları “geçici, sınırlı, dışsal ve hukuki sayar; yani bu sunular ebedi, sınırsız, içsel ve kurtarış gücüne sahip değildir.”5 Sunu sistemi sayesinde İsrailliler toplu ve bireysel olarak, günahları affedilmiş bir şekilde İsrail’in kutsal Kralı’nın (Tanrı’nın) huzuruna çıkma fırsatına ve imkânına sahip olurlardı.   

Sunuların birkaç işlevi Feinberg6 tarafından açıklanır. Yeni Antlaşma imanlısı tarafından pek fark edilmeyen, fakat Eski Antlaşma imanlısının devamlı aklında olan şey, sunuların teokratik ve devlet yönetimindeki işlevidir. İsrail halkı Tanrı’yla antlaşma ilişkisi içinde olan bir ulustu. Bireysel günahlar hem ulusu hem de bireyin ulusla ilişkisini etkilerdi (Yeşu 7’de sözü edilen Akan’ın günahı ya da 1.Krallar 12 – 14. bölümlerinde anlatılan kralların günahları buna örnektir). Bireyin toplum tarafından tekrar kabul edilip teokratik düzenin bereketlerine yeniden kavuşması için gerekli fidyeyi sağlayan bir sunu sunulurdu.  

Sunular, Mesih’in tam ve kusursuz sunusuna işaret eden simgesel (tipolojik) bir öneme sahipti. İbraniler kitabı, Mesih’in sunusuyla Eski Antlaşma sunuları arasındaki sürekliliği ve süreksizliği (bağlantıyı ve bağlantısızlığı) gayet iyi anlatır (8 – 10. bölümler). Eski Antlaşma sunuları ebedi ve nesnel bir etkiye sahip olmamakla birlikte, gerçekte Mesih’in sunusuna benzer etkilere sahipti, mesela Tanrı’nın gazabını yatıştırması ve Tanrı’yla barıştırma, sununun en önemli etkilerindendir. Kutsal olan Tanrı’yla insan arasındaki ilişkinin tamiri için sununun böyle bir etkiye sahip olduğunu düşünmekten başka bir açıklama yoktur. 

Sunu sunmak, Eski Antlaşma imanlısının ibadet faaliyetlerinin önemli bir kısmıydı. Kurtulmuş  olan, kurtarıcısı ve kralı olan Tanrı’ya yaklaşmak isteyen bir kimse, bunu antlaşma gereğine göre yapmak zorundaydı. İsrail ordugâhındaki düzen ve Tapınma Çadırı’ndaki bölmeler, Eski Antlaşma imanlısına açıkça şunu hatırlatıyordu: Tanrı’ya yaklaşmak için kâhinlik ve sunu sisteminin aracılığına muhtacım. Üç büyük bayram sırasındaki tapınma, çok sayıda sunu sunulan özel zamanlardı (Yasa’nın Tekrarı 16; Levililer 23). 

Sunuların kurtuluşla ilgili özelliği de var. Eski Antlaşma’nın ilk döneminin kurtuluş (yani kişinin doğru sayılması) düzeninde sunu yer almakla birlikte, temel işlevi “kutsal kılınma” döneminde görülür. Sunular, özellikle günah ve suç sunuları, günahlının Tanrı’yla olan ilişkisini düzelten araçlardı. Yakmalık, tahıl ve esenlik sunuları, daha çok bireyin takdis edilmesi içindi ve antlaşmaya sadık bir hayatın parçasıydı. Yukarıda sözü edilen kurtuluş, Tanrı’ya ve sunu aracılığıyla bireyin Tanrı’yla ilişkisini devam ettirmeye imanla ilgilidir. Sunu kurtuluş sağlamıyordu; tıpkı Yeni Antlaşma’da iyi amellerin (hayırlı işlerin) kurtuluş sağlamaması gibi. Kurtaran Tanrı’dır. Sunuyu sunan kişi, Tanrı’nın sunuyla ilgili olarak söylediklerinin doğru olduğuna güvenir.  

Feinberg bu durumu şöyle özetler: “… sunu, Tanrı’yla uyum içinde kalmanın tek yeterli aracıydı. Tanrı’nın kendi takdiriyle belirlediği dönemde uygun bir araçtı.”7 Averbeck de benzer ifadeler kullanmıştır: “O sunular, İsrail halkı ile Tanrı arasındaki antlaşmayla ilgiliydi. Konu ruhsal kurtuluş değildi. Bu nedenle Eski Antlaşma’daki hayvan sunusu ile Yeni Antlaşma’daki Mesih’in sunusu, belirlendikleri amaca uygun olarak etkindir (ve tamamen farklı seviyelerde).”8 

İmanlının Eski Antlaşma’yla ilgili rolü 

Fruchtenbaum, Kutsal Yasa’nın amaçlarını şöyle sıralar: Kutsal Yasa Tanrı’nın kutsallığını, ölçütlerini ve karakterini gözler önüne serer; Kutsal Yasa, İsraillileri diğer halklardan ayırır (arınmayla ilgili kurallara uyarak), halkın Tanrı’yla olan antlaşma ilişkisini açıklar, bireysel ve toplumsal tapınmayı düzenler. Günaha gelince, Kutsal Yasa günahın artmasına yol açar, günahı açıklar ve insanın kendini kurtaramayacağını açıkça ortaya koyar.9 

Romalılar 6 – 8; Galatyalılar 2:11 – 4:7; 5:2-5,13-25 ve 2. Korintliler 3:4-11 gibi bölüm ve ayetler, Yeni Antlaşma imanlısının artık Kutsal Yasa’nın hükmü altında olmadığını gösterir. Peki, bu ne demektir? Bazıları Kutsal Yasa’nın üçlü yönüne dikkat çeker; yani imanlı artık toplumsal ve törensel yasaların altında değildir, fakat Tanrı’nın belirlediği ahlaksal yasanın altındadır. Ne var ki bu tez bir incelemeye tabi tutulduğunda çöker. Böyle bir görüş ifade edilir ama savunulmaz, ayrıca Eski Antlaşma’da bulunan bireysel yasalar arasında çok keskin ayrımlara yol açar. Aynı şekilde On Buyruk’un hâlâ geçerli olduğunu ama öteki yasaların geçerli olmadığını ileri süren görüşler de pek tutarlı değildir. Eski Antlaşma’da bu konuda kesin ayrımlar yapılmaz. Kaldı ki, bu ayrımları yapabilecek niteliklere sahip olan kim? Ahlâki olmayan kanun mu var? Yakup 2:10, Kutsal Yasa’yı açıkça bütüncül bir sistem olarak savunur.10 

Romalılar ve Galatyalılar mektuplarının dili keskin ve açıktır. Aşamalı vahiyden ve yeni bir antlaşmadan söz edildiği zaman Romalılar 6 – 8; Galatyalılar 2:11 – 4:7; 2. Korintliler 3:2-11 ve İbraniler 7. bölüm gibi bölüm ve ayetlerden, Yeni Antlaşma imanlısının artık hiçbir şekilde Kutsal Yasa’nın yetkisi altında olmadığı anlaşılıyor. Aslında İbraniler 7. bölüme göre, eğer kâhinlik düzeni sürseydi, İsa’nın kâhinliği (çarmıhtaki sunusu dahil) etkili olamazdı.11 Buradaki anahtar sözcük “otorite, yetki”dir. Eski Antlaşma döneminde Kutsal Yasa’yı ihlal eden bir Eski Antlaşma imanlısı, mesela durum yasasını açıklayan Mısır’dan Çıkış 21-23’te belirtilen suçu işlediğinde cezasıyla karşı karşıya kalırdı. Ancak Yeni Antlaşma imanlısı, Mesih’le olan Yeni Antlaşma ilişkisinden dolayı böyle bir cezayla karşı karşıya kalmaz. Dorsey bunu gayet güzel özetler:  “… Yasal olarak Sina’da yapılan antlaşmanın 613 şartından hiçbiri Yeni Antlaşma imanlısını bağlamaz, ahlaki kurallar da buna dahildir. Ne var ki vahiysel ve pedagojik anlamda 613 şartının hepsi bağlayıcıdır, törensel ve toplumsal yasalar da dahildir buna.”12 

Bunların hiçbiri, imanlının yasadan bağımsız olarak yaşayabileceğini ima etmez; yasanın imanlı için yararsız olduğunu da söylemez. Kutsal Yasa Tanrı’nın sözü olarak kalır ve imanlı 2. Timoteos 3:16-17’deki tüm gereklilikleri yerine getirir. Aslında Pavlus bu ayetleri yazarken Eski Antlaşma’yı düşünerek yazdı. Yeni Antlaşma, Mesih’le özdeşleşmiş olarak ve imanlıda yaşayan Kutsal Ruh’un imanlıyı, Mesih’i örnek alarak ve O’nun öğretişine göre yaşayarak Tanrı’yı hoşnut eden bir hayata yönlendirdiğini vurgular (bkz. Matta 5:17-20; Galatyalılar 6:2; Romalılar 8:4).13 

Eski Antlaşma’yı, Yeni Antlaşma İmanlısı olarak Yorumlamak  

Herhangi bir metni uygun şekilde yorumlamak için ihtiyaç duyulan normal yorumbilimin ötesinde, yani tarihsel, gramere bağlayan, teolojik yorumbilimin ötesinde, Eski Antlaşma’ya normal bir yaklaşımda ele alınması gereken son derece önemli birkaç nokta vardır. Bunlardan biri, “İbrahim’in soyu”, “seçilmiş halk” ve “Yahudi” gibi sözcüklerin kullanımıdır. Feinberg bu sözcüklerin olası kullanım amaçlarını açıklar: Etnik veya biyolojik anlamda, siyasi anlamda (1. anlama yakın), ruhsal bir anlamda ve simgesel bir anlamda. “Bütün bu anlamlar her iki Antlaşma’da etkindir, hiçbir anlam (özellikle ruhsal) ötekilerden daha önemli değildir, hiçbir anlam ötekilerin anlamını ve imasını yok saymaz.”14 

Özetle, Eski Antlaşma’nın yorumlanması, peygamberliklerin yerine gelmesinin çok ötesinde bir uğraştır. Eski Antlaşma analojik ve tipolojik metinler içerir. Eski Antlaşma, bazen Yeni Antlaşma’daki savları desteklemede, bazen de Yeni Antlaşma’daki örnekleri tasvir etmede kullanılır. Yeni Antlaşma, Eski Antlaşma şartlarını onaylayabilir, değiştirebilir, bir kenara koyabilir veya tamamen ihmal edebilir. Yeni Antlaşma imanlısı için antlaşma hayatı Yeni Antlaşma’da tanımlanmıştır. Bu antlaşmaya Tanrı huzurunda sadakat borcumuz var; Kutsal Kitap imanlıları olarak Eski Antlaşma’dan aldığımız bilgilerle sevinir ve Tanrımız hakkında aydınlanırız.15 

Halkına verdiği vahiy için Tanrı’ya şükürler olsun.

Ken Wiest 


https://www.e-manetdergi.org

Sonnotlar

5 John C. Whitcomb, “Christ’s Atonement and Animal Sacrifices in Israel,” Grace Theological Journal 6/2 (Sonbahar 1985),  s. 209. 

6 John S. Feinberg, “Salvation in the Old Testament”, Tradition and Testament, ed. John S. ve Paul D. Feinberg (Chicago, Illinois: Moody, 1981), s. 59-75. 

7 A.g.e.,,” 71.  Özgün kaynak  Hobart Freeman, “The Problem of Efficacy of Old Testament Sacrifices,” Bulletin of Evangelical Theological Society 5 (1962), s. 73. 

8 Richard  E. Averbeck, “An Exegetical Study of Lev 1:4 with a Discussion of the Nature of Old Testament Atonment,” (yayımlanmamış ilahiyat yüksek lisansı tezi, Winona Lake, Indiana:   Grace Theological Seminary, 1977), s. 68. 

9 Arnold Fruchtenbaum, Israeology (Tustin, California:  Ariel Ministries, 1989), s. 589. 

10 A.g.e.,, s. 641-42.    

11 A.g.e.,, s.  645. 

12 David A. Dorsey, “The Law of Moses and the Chrisitan:  A Compromise,” Journal of the Theological Society  34/3  (Eylül 1991), 324-25. Bu ‘vahiysel ve pedagojik’ bağlayıcılığı açıklar: “Tanrıbilimsel gerçekleri belirlemek, yanlış anlaşmaları düzeltmek, yanlış davranışları ifşa edip düzeltmek ve Hristiyanların praktik, kişisel doğruluk konusunda eğitilmesi konusunda yararlı.” A.g.e., s. 331.   

13 Bu makalenin inancı şudur: Yeni Antlaşma’nın aracı ve Mesih olarak İsa’nın kendi öğretişinde getirdiği yeni vahiy ve çarmıhta yaptığı hizmetin ışığında Eski Antlaşma’yı doğru yorumlayabilme yetkisi var.  Dahası, İsa’nın kimliği ve yaptıkları mektupların aracılığıyla kilisede çeşitli durumlarda anlatılır ve uygulanır. Hiçbir mektup imanlının karşılaşacağı her durum için tam bir vahiy vermez. Pavlus ve diğer yazarlar şöyle bir vahiy verir: İmanlı Kutsal Ruh’a göre yaşadığı sürece, Yeni Antlaşma’nın değinmediği durumları ve sorunları ahlaki çıkarımlarda bulunarak ve Kutsal Ruh’un yönlendirişiyle çözebilir. 

14 John S. Feinberg, “Systems of Discontinuity,” Continuity and Discontinuity, ed. John S. Feinberg  (Westchester, Illinois:  Crossway, 1988), s. 73. 

15 Ingalls, “Law or Liberty,” s. 9,10.