Resim: Canva

Her türlü tesellinin kaynağı olan Tanrı’ya, merhametli Baba’ya, Rabbimiz İsa Mesih’in Tanrısı ve Babası’na övgüler olsun! Kendisinden aldığımız teselliyle her türlü sıkıntıda olanları teselli edebilmemiz için bizi bütün sıkıntılarımızda teselli ediyor. 2.Korintliler 1:3–4

“Pazar günü kilisede tek başına duran birisini gördüm ve gidip ona selam vermek istedim.”

Bir adam bana bu olayı sanki sıradan bir şeymiş gibi anlattı ama o bunu fark etmese de bu durumun kendisi için bir dönüm noktası olduğunu biliyordum. Bu bir zafer anıydı çünkü sevgiye ve hizmete dönüşen utancın bir tanıklığıydı. Bir zamanlar kilisede tek başına duran kişi oydu. Genellikle o dışlanmış ve göz ardı edilmiş hissediyordu. Toplum içerisinde beceriksiz ve acemi olmasından nefret ediyordu. Kendinden nefret etme düşüncesi içerisinde perişan bir hâldeydi; depresif ve kaygılıydı. Bu durumu nasıl daha iyi hâle getireceğini bilmiyordu. Yine de şu an benim karşımda oturuyordu ve bana soğukkanlı bir şekilde pazar günü yeni gelen birisinin kilisede tek başına durduğunu fark ettiğini ve ona selam vermek istediğini anlatıyordu.

Mesih’le yolculuk etmiş olan ve utançları içerisinde O’nun sevgisini ve iyiliğini tecrübe etmiş olan birçok kişinin bu noktaya geldiğini görüyorum. Bu kişiler, yalnız olan başkalarını fark ediyorlar. Kendileri gibi mücadele eden kişilere karşı sevecenlik besliyorlar. Başkalarını teselli etmek (rahatlatmak) üzere kendi hayat tecrübelerini kullanma konusundaki kanaatlerinde derinleşiyorlar. Her bir kişinin hikâyesi farklı olsa da, sunacakları şeylerde oldukça derin, doğru ve faydalı olan bir şeyler vardır. Elçi Pavlus’un kendisi bize, Tanrı’nın bizi sıkıntılarımızda teselli ettiğini hatırlatıyor; artık biz de herhangi bir sıkıntıda olan kişileri teselli edebilecek durumdayız. Kendimiz için ihtiyacımız olan teselliyi, umudu, yani Kurtarıcı’yı onlara sunarız. Utanç verimli, bilgece ve şefkatli (sevecen) bir hizmete dönüşür.

Tanrı’nın bizde ve bizim aracılığımızla çalışmayı seçme şekli yücedir. O, bizim utançla ilgili en karanlık günlerimizi silip atmaz. Yalnızlığımız, reddedilişimiz ve kendimizden nefret edişimizin en acı verici anlarını unutmamız için bizi hafıza kaybına uğratmaz. Şifa, utanç hikâyelerimizin hiç yazılmamış olması demek değildir.

Ancak utancımızın en karanlık günleri ve onlarla ilgili anılarımız iyi bir şeye dönüşmüştür. Zamanla verimli hizmete dönüşen kanaatlere ve zayıf, teşviki kırılmış ve dışlanmış kişileri hemen fark eden gözlere dönüşmüştür. Sevecenlikle dolu yüreklere dönüşmüştür çünkü zayıf hissetmenin ve sabrımızın sonuna gelmenin ne demek olduğunu biliyoruz. Sarsılmaz ve merhametli Kişi’ye yönelik güzel sözler söyleyen ağızlara dönüşmüştür. Kendi hayatlarımızda, güçlükle kazanılmış, uğruna güçlükle mücadele edilmiş, güçlükle elde edilmiş içgörüler aktaran ağızlara dönüşmüştür.

Başkalarını teselli etmek, utançla mücadelenizdeki her şeyi “tamamen halletmiş” olmanızı gerektirmez. Ancak ileriye doğru attığınız her adım ve aldığınız tesellinin her bir zerresi, başkalarına sunabileceğiniz bilgelik, yönlendirme ve teşvik hâline gelir. Belki de –süregelen mücadelenizin ortasında– ısrarcı bir şekilde sizin bozuk olduğunuzu ve yeterli olmadığınızı fısıldayan seslerin ortasında, siz de kilisede tek başına duran birisini fark edecek ve ona selam vermek isteyeceksiniz.


En son ne zaman, mücadele içinde olan ama her şeyi yolunda olmayan birisi tarafından teselli edildiniz? Onların size gösterdikleri ilgide sizi etkileyen şey neydi?