fbpx

Resim: MARTHARYTA MARKO

Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. —Efesliler 4:32

Lütuf, Hristiyanlıkta temel bir kavramdır. Tanrı’nın biz insanlara karşı hak etmediğimiz şekilde bir iyilikle ve koşulsuz bir sevgiyle yaklaşması demektir. Lütuf, kazanılan veya başarılarımızla elde edilen bir ödül değil, bize karşılıksız olarak verilen bir armağandır. Lütuf dediğimizde, Tanrı’nın kusurlarımıza ve günahlarımıza rağmen bizi sonsuz şefkati ve bağışlaması aracılığıyla kendi ruhsal ailesine kabul etmesini kastederiz.

Tanrı’nın lütfunu kabul etmek, öncelikle kusurlu olduğumuzu ve O’nun merhametine ihtiyaç duyduğumuzu kabul etmekle başlar. Ne kadar çok hata yaparsak yapalım veya O’ndan ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım, Tanrı’nın bize karşı lütuf ve sevgi dolu olduğunu Kutsal Kitap’ın tanıklığı aracılığıyla biliriz. Bu farkındalık bizi alçakgönüllülük ve minnetle doldurmalıdır, çünkü mükemmel olduğumuz için değil kusurlarımıza rağmen sevildiğimizi anlarız.

Tanrı bize lütfunu en derin şekilde İsa Mesih’in hayatı, ölümü ve dirilişiyle göstermiştir. İsa aracılığıyla Tanrı’nın sevgi ve merhametini somut bir şekilde görürüz. Çarmıh üzerindeki kurbanı, tüm imanlılara kurtuluş ve Tanrı’yla barışma fırsatı sunan lütfun en yüce ifadesidir.

Tanrı lütfunu alan imanlılar olarak bizler de benzer şekilde başkalarına lütuf göstermekle yükümlüyüz. Çünkü Kutsal Kitap’ta imanlılara şöyle buyrulmuştur: ‘Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın’ (Efesliler 4:32). Yaşamlarımız Tanrı lütfuyla aydınlandığında bu sadece bizi değiştirmez, aynı zamanda çevremizdekilere bu lütfu dağıtan kutsal araçlara dönüştüğümüz için çevremizi de değiştirir. Her zaman hatırlayalım ki Tanrı’nın lütfu yeterlidir ve sevgisi sonsuzdur. Biz bağışlayıp alçaldıkça O yücelir ve yükselir.


Neden İsa? Çünkü Tanrı’nın lütfu yeterlidir ve sevgisi sonsuzdur.