Resim: Canva
“Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?” — Matta 6:26-27
Sahte endişeler korkularımızın uydurduğu sorunlardır. Sadece hayal gücümüzde var olurlar. Tanrı ihtiyaçlarımızı karşılayacağını vaat ettiğine göre, bunların karşılanmayacağı konusunda endişelenmeye devam etmek, gerçek bir tehdit olmayan bir kaygı yaratmaktır. Bu tür sahte endişeler dikkatimizi dağıtarak zihinsel gayrimenkulümüzü ve duygusal enerjimizi çalar.
Bugünkü ayetlerde İsa, bize ait olmayan şeyler için kaygılanmamamız gerektiğini söyler. Bunun yerine, Tanrı’nın sadakatinden şüphe etmeyen kuşlar gibi olmalıyız. Kasıtlı olarak “kuşlara” baktığımızda, kendimize tüm yaratıkların ve özellikle de kendimizin ne kadar bağımlı olduğunu hatırlatırız. Rab’bi beklerken, sorumluluğumuz etkin bir şekilde O’nun buyurduklarını yapmak ve gerisini O’na bırakmaktır.
Endişe bizi göksel Babamız’ın sevgisinden zevk almaktan alıkoyar, ancak İsa kaygılı yüreklerimizi yatıştırmak için bize rahatlatıcı gerçekler sunar.
Göksel Babanız yarattıklarını besler (26. ayet). Tanrı yarattığı şeylerle ilgilenir. Onların sorumluluğunu üstlenir. İsa bizi kuşlara bakmaya, onların ihtiyaçlarının nasıl sadakatle karşılandığını düşünmeye yönlendirir. Ambarları yoktur ve gelecek için bir şeyler biriktirme yetenekleri de yoktur. Yine de Tanrı onların günlük ihtiyaçlarını karşılar.
Siz insan olmayan tüm yaratıklardan daha değerlisiniz (27. ayet). İsa ayrıca hayvanlardan sonsuz derecede daha değerli olduğumuz konusunda da bize güvence verir. İnsan yaşamı sonsuz bir değere sahiptir çünkü erkek ve kadın Tanrı’nın suretinde ve benzerliğinde yaratılmıştır. Bizler Tanrı’nın yüceliğini yansıtmak üzere tasarlandık. İnsana değerini veren de budur.
Göksel Babanız’ın yaşamınız boyunca sürecek bir planı vardır (27. ayet). Kral Davut Tanrı’yı kendisini yarattığı mucizelerle dolu hâli için överken, Tanrı’nın kendisini egemen planına göre yönlendireceğini de kabul etti. “Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden, hepsi senin kitabına yazılmıştı” diye tanıklık etti (Mezmur 139:16). Bu her birimiz için geçerli olduğundan, hiçbirimiz yarın için “kaygılanmakla ömrü[müzü] bir anlık” uzatamayız.
Tanrı ihtiyaçlarımızı bize sadakatle sağlar. Bunu öncelikle bizim çalışmamız ve kaynaklarımıza disiplinli bir şekilde kâhyalık etmemiz yoluyla yapar (bkz. Süleyman’ın Özdeyişleri 6:6-11). Bununla birlikte, sorumluluklarımız ve kaynaklarımız konusunda sadık olsak bile, karşılanmamış ihtiyaçlarımız olabilir. Eğer böyle bir durum söz konusuysa, o zaman Tanrı’nın bize bunları kendi yoluna ve kendi zamanlamasına göre sağlayacağına güveniriz. Üzülüp sıkılmak, yeterince büyük olan meşru kaygılarımızın üzerine sahte endişeler yığmaktır.
Sahte endişeleriniz neler? Şu anda endişelendiğiniz konular gerçek endişeler mi, yoksa bazıları gerçekleşebileceğinden korktuğunuz şeyler olabilir mi?


