fbpx

Resim: Marcio Binow Da Silva

Kutsal Kitap’tan Okunacak Bölüm: Luka 17:11–19

“Acı bana, ya RAB!” dedim…Mezmur 41:4

Bu harika gün de, hayat gerçekten de uzun zamandır olduğu gibi, acı dolu, yalnız ve varlığımda hiçbir umut olmadan başlamış ve öyle devam etmişti. Tüm arkadaşlarım da aynı durumda olan kişilerdi.

Gözlerim ölümün yaklaşmasından başka bir şeyi görmüyordu. Evet, İsa’yla karşılaşana dek çaresiz ve ölüme mahkûm bir cüzamlıydım. Yeri ve göğü yöneten en yüce Tanrı’ya övgüler olsun! Çünkü bana, Kendisine hiç layık olmadığım biricik Oğlu’nu göndermişti.

Beni dinleyin ey insanlar. Çünkü İsa köyümüze girmeye başladığında, O’nun yaptığı büyük işlerle ilgili ününü duymuş olan bizler, (hayatımız O’na bağlıymış gibi) hep bir ağızdan bağırmaya başladık (çünkü hayatımız gerçekten de O’na bağlıydı). “İsa, Efendimiz, halimize acı!” diye seslenmeye başladık. Tanrı’ya yücelik olsun ki, bize acıdı! İsa’nın iyileştirme yöntemi, iman ve itaat aracılığıylaydı. On cüzamlı, O’nun sözlerine iman ve itaat ederek kâhine görünmek için yola çıkmıştık.

Birden bire bedenimden tüm acı ve yalnızlığın ayrıldığını hissettim. Umut sadece bedenimi değil, kalbimi ve ruhumu da doldurdu. Harika! Köye doğru hızla yürümeye başladım. Birden bire durdum. Bir dakika. Bu harika İyileştirici’ye olağanüstü lütuf işinden ötürü teşekkür etmeliydim.

Sokakta O’na doğru hızla koşarken, cüzamlı olduğumu bilenlerin bakışlarını görmezden geldim! Geri dönüp O’na teşekkür etmeliydim. O’nun yanına varınca, Tanrı’ya teşekkürler ve övgüler sunarak diz çöküp O’na tapındım. İsa, diğer dokuz cüzamlının nerede olduğunu sordu. Sadece benim gelip Kendisine teşekkür ettiğimi söyledi. Acaba neden? Diğerlerinin minnettar olup olmadığını bile bilmiyorum.

Şükretsinler RAB’be sevgisi için, insanlar yararına yaptığı harikalar için” (Mezmur 107:8).


Hiçbir görev, geri dönüp teşekkür etmekten daha acil değildir.