Resim: Canva

“RAB’bindir yeryüzü ve içindeki her şey, dünya ve üzerinde yaşayanlar.” — Mezmur 24:1

Babalarının arka bahçede yaptığı salıncakta kimin sallanacağına dair birbiriyle kavga eden iki çocuk düşünün. Birinci çocuk sallanmaktadır ve kardeşi onu salıncaktan iterek kendisi oturmak ister. İtişip kakışmaya, birbirlerine bağırmaya başlarlar. “Bu benim!” Ama babaları araya girip onlara şunu hatırlatır: “Aslında salıncak bana ait. Sizin kullanmanız için onu ben yaptım.”

Aynı şekilde, Hristiyanlar olarak hiçbir şeyin nihai sahibi olmadığımızı çünkü bizler de dahil olmak üzere her şeyin sahibinin Tanrı olduğunu kabul etmeliyiz (bkz. Mezmur 50:10-12; 1.Korintliler 6:20). Bizler göklerdeki Efendimiz’e ait olan şeylerin yalnızca kâhyasıyız. Kutsal Yazılar ayrıca bizim herhangi bir maddi başarımızı Tanrı’nın sağladığını öğretmektedir (bkz. Yasa’nın Tekrarı 8:18).

Bunun uygulamada önemli sonuçları vardır. Bu gerçek, sahip olduğumuz şeyler üzerindeki kıskacımızı gevşetmemize izin vermelidir. Eğer maddi varlıklarımız elimizden alınırsa, istediği gibi veren ve alan Tanrı’nın isteğine teslim olmalıyız. Ayrıca O’na ait olan şeyleri O’nu hoşnut edecek şekilde kullanma konusunda daha bilinçli olmalıyız. Bu bilinçle birlikte, O’nun dünyadaki işine daha cömertçe katkıda bulunmalı, ihtiyacı olan çocuklarına daha çok iyilik yapmalıyız. Kâhyalar olarak amacımız, yeryüzünde mümkün olduğu kadar çok “oyuncak” biriktirmek değil, gökte hazineler biriktirmektir. Böylece Efendimiz, “Aferin, iyi ve güvenilir köle” diyecektir (Matta 25:21).

Maddi sıkıntılarımız çoğunlukla Tanrı’nın sağladığı kaynaklara dikkatlice kâhyalık etmememizden kaynaklanır. Eğer yüreklerimizde, sahip olduğumuz şeyleri “bizim” olarak görüyorsak, bunlara bencil bir mercekten bakıyoruz demektir. Bu da her türlü yürek sorununa, örneğin gurura, açgözlülüğe, bencilliğe, haz, rahatlık, konfor ve kişisel tatmin sevgisine yol açar.

Ama eğer sahip olduğumuz her şeyin Tanrı’ya ait olduğunu görüyorsak, O’nun bize verdiği şeylerin iyi kâhyaları olmak için O’na karşı sorumlu hissederiz. Çok sevdiğiniz en iyi dostunuz size en değerli eşyalarını emanet etmiş olsa, bunlara karşı özensiz mi, yoksa özenli mi davranırdınız? Umarım ki çok özenli davranırdınız. Hak etmediğiniz merhamet dolu bir sevgiyle sizi seven Tanrı’yla olan ilişkinizde, çok daha fazla özen göstermeniz gerekir. Sahip olduğunuz her şey size O’nun tarafından verilmiştir!

Tanrı’yı her şeyin sahibi olarak görmek, maddi durumunuz konusunda size nasıl yardımcı oluyor? Umarım böyle düşünmek, Tanrı’ya ait olan şeylerin sahibi değil de kâhyası olduğunuz için sizi daha özenli, düşünceli ve sorumlu kılar.


Dürüst olun. Sahip olduğunuz şeylerin nihayetinde sizin mi, yoksa Tanrı’nın mı olduğunu düşünüyorsunuz?