fbpx

Resim: stockstudioX

İşte, Tanrı’nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O’nun halkı olacaklar, Tanrı’nın kendisi de onların arasında bulunacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. — Vahiy 21:3–4

Tanrı bizi bir gün kendi konutuna getirecektir. Orada Yaratıcımız’la, ruhlarımızın Sevgilisi’yle engelsiz paydaşlığın esenliğini ve sevincini yaşayacağız. Tümüyle barışacak, tamamen O’na kavuşacağız. O bizim Tanrımız olacak, bizim aramızda olacak ve biz de O’nun halkı olarak tamamen kabul edildiğimizi bileceğiz. Cennette artık hiç ağlayış, yas, ıstırap olmayacak. Hem bizim günahımız hem de başkalarının bize olan günahları geçip gitmiş olacak.

Zihninizi son durağınızın gerçekliğine odaklayarak, bağışlaması çok acı verici bir şeyi bağışlamak için yepyeni bir güç bulduğunuzu hissedebiliyor musunuz? Neden?

Mesih’in çarmıhtaki zaferi, armağanların en büyüğünü, yani aklanmayı ve Tanrı’yla barışmayı bizim için güvence altına almaktadır ve ardından öykünün sonunu biliyoruz. Sonsuza dek Tanrı’yla birlikte olacağız. Geleceğimiz Mesih’te güvendedir. Öykümüzün bu zafer dolu sonu, şu anki yaşam tarzımızda fark yaratır. Eğer bizi böyle görkemli, acısız bir geleceğin beklediğini biliyorsak, cennetteki konutumuza giderken başkalarını bağışlamamızı ve onlara karşı verici olmamızı mümkün kılmaz mı bu?

Oğlum süper kahraman kitaplarını ve filmlerini seviyor. Yaşı daha küçük ve bu yüzden öyküye kötü bir karakter girdiğinde, “James, korktun mu?” diye sorarım. Bana hep hayır der. Yakın zamanda ona neden kötü adamlardan hiç korkmadığını sordum ve sakin bir tavırla cevap verdi: “Çünkü onlar hiç kazanmıyor!” James bütün iyi süper kahraman öykülerinin sonunu biliyor. Sevdiği karakterler zaferi kutlayacaktır ve mutlu bir son olacaktır. Öyleyse bu yolda rahatsızlık duymaya ne gerek var?

Aynı şekilde, öykümüzün sonunu bilmemiz, şu anki koşullarımızı algılama şeklimizi de değiştirir. Zor bir ilişkide acı çektiğimiz zaman, Tanrı’yla ve O’nun halkıyla sevinçli, engelsiz bir paydaşlık yaşayacağımız güne bakarız. İşte o gün ve sonraki günlerde, sonsuza dek bir daha ne acı çekeceğiz, ne ağlayacağız, ne de yas tutacağız. Kendi günahımızın ve başka insanların günahlarının etkilerini bir daha asla hissetmeyeceğiz. Tanrı’nın yüceliğine öyle doyacağız ki, içimizde ne güceniklik ne öfke tutacağız.

Gözlerimizi cennete diktiğimizde, başkalarının ilişkide yaptığı yanlışlar sönüp gitmeye yüz tutar. Bizler cennetteki konutumuzda bizi bekleyen yüceliği beklerken, Tanrı da bağışlama gücümüzü tazelesin.


Bu hayat sonsuz cennet umuduna kıyasla bir nefes gibidir. Bu gerçek size başkalarını bağışlayacak cesareti versin.