Resim: visual7
Kutsal Kitap’tan Okunacak Bölüm: 2.Krallar 5:1–19
Gelgelelim Naaman oradan öfkeyle ayrıldı. “Sandım ki…” — 2.Krallar 5:11
Naaman cüzam olmuştu. Onun zamanında onu iyileştirebilecek bir ilaç ya da doktor yoktu. Rab’bin lütfu ve küçük bir kızın söyleriyle Naaman, kendisini iyileştirebilecek peygamberi aramak üzere İsrail’e gönderildi.
Naaman tüm atları, savaş arabaları ve hizmetkârlarıyla sonunda peygamberin evine vardığında çok heyecanlı olmalıydı. Elişa’nın kapısında durdu ve peygamber ona Şeria Nehri’nde yıkanmasını bildirmek için bir mesajcı gönderdi. Naaman bu talimattan hiç memnun kalmamıştı. Gidip çamurlu Şeria Nehri’nde mi yıkanacaktı? Halbuki Şam’daki nehirler, İsrail’deki nehirlerden çok daha iyiydi! Öfkeyle geri döndü.
Naaman’ın sorunu su değildi. Sorunu, peygamberin onu nasıl iyileştireceğini bildiğini zannetmesiydi. Peygamberin bunun için büyük bir mucize gerçekleştireceğini düşünüyordu. “Sandım ki dışarı çıkıp yanıma gelecek, Tanrısı RAB’bi adıyla çağırarak eliyle hastalıklı derime dokunup beni iyileştirecek” demişti (2.Krallar 5:11).
Naaman’ın hastalığı için bir iyileştirme mucizesi gerektiği kesindi ama Naaman’ın küçük şeyler için imana ihtiyacı vardır. Hizmetkârları bunu anlamış ve ona iyileşmek için kendisinden daha büyük bir şey istenseydi onu yapıp yapmayacağını sormuşlardı. Eğer yapacaksa, yıkanıp temizlenmek çok daha kolay ve basitti. Naaman bunu anladığında, Şeria Nehri’ne gidip yedi kez yıkandı ve cüzamdan temizlendi.
Naaman’ı eleştirmem zor, çünkü ben de aynı şeyi yapıyorum. İçinde bulunduğum durumun büyük bir mucize gerektireceğini düşünüyorum, ki zaten öyle. Unuttuğum şey ise, mucizeyi gerçekleştirenin ben değil, Tanrı olduğu. Bu, benim arkama yaslanıp dinlenmem gerektiği anlamına gelmiyor. Tanrı’nın bana yapmamı söylediği şey ne kadar küçük ve önemsiz görünürse görünsün, onu yapmalıyım. Tanrı belki benden dua etmemi, birisine yardım etmemi, teşvik edici sözler söylememi ya da Mesih için tanıklık etmemi istemektedir. Naaman’ın tutumuna girmekten kaçınalım.
Kendi çaresizliği içinde hareketsiz durmayı öğrenene dek kimsenin Rab’bin gücüyle ilerleyebilmesi mümkün değildir.


