Öğrencilere ilk kez Antakya’da “Hristiyanlar” adı verildi. Elçilerin İşleri 11:26 

Bir düşün: Arkadaşların sana “Hadi Amerikan yemeği yiyelim” diyor. Hep birlikte restorana gidiyorsunuz. Ama vardığında bunun bir pizza restoranı olduğunu görüyorsun. Ne dersin? Herhalde “Pizza Amerikan değil, “İtalyan yemeği!” dersin.  

Ve haklı olurdun! Amerika Birleşik Devletleri’nde pizza restoranlarının sayısı İtalya’dakinin yaklaşık iki katı olsa da kimse pizzayı Amerikan yemeği olarak görmez. Çünkü herkes pizzanın İtalya’dan geldiğini bilir.  

Aynı şey Hristiyanlık için de geçerlidir. Hristiyanlık Amerikan ya da Batılı bir din değildir. Kutsal Topraklar’da başladı ve Avrupa’ya ulaşmadan çok önce Asya ve Afrika’ya yayıldı. Ama pizza, suşi ya da mantıdan farklı olarak Hristiyanlık tek bir kültüre ya da millete ait değildir. Başından beri her ulus ve her halk için bir mesajdır.  

Eğer iki bin yıl önce Hatay’da yaşayan birine Hristiyanlığın Batı dini olup olmadığını sorsaydın, çok şaşırırdı. Ama bunun nedeni “Batı”nın henüz var olmaması değildi; çünkü insanlara ilk kez Antakya’da “Hristiyan” denildi.  

Öğrencilere ilk kez Antakya’da “Hristiyanlar” adı verildi. Elçilerin İşleri 11:26 

Yeruşalim ve Antakya’da insanlar İsa’nın müjdesine iman ettikten sonra, bu mesaj Suriye, Mezopotamya, Persya, Arabistan ve Mısır’a hızla ulaştı. İkinci ve üçüncü yüzyıllarda Anadolu, Suriye ve Kuzey Afrika’nın birçok yerinde büyük Hristiyan toplulukları vardı ve kilise Hindistan ve Etiyopya gibi uzak yerlere bile ulaşmıştı.  

Aslında birkaç yüzyıl boyunca Hristiyanlığın önemli merkezleri Antakya, Urfa (Edessa), İskenderiye ve Nusaybin gibi Doğu şehirlerindeydi. Avrupa ise hala putperestti.  

İsa’nın takipçilerine ilk kez “Hristiyan” denilmesinden yaklaşık üç yüz yıl sonra Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı benimsedi. Ancak o zamandan sonra Hristiyanlık Avrupa ile daha çok ilişkilendirilmeye başladı.  

Fakat aslında Hristiyanlık hiçbir zaman tek bir bölgeye ait olmadı. Başından beri İsa’nın mesajı her halk, her kültür ve her ulus içindir. Kutsal Kitap bize bunun sonunda nasıl görüneceğini gösterir: 

Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı. Yüksek sesle bağırıyorlardı: “Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız’a ve Kuzu’ya özgüdür!”Vahiy 7:9-10