Resim: Canva

“Oruç” tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Matta 6:16

“Hristiyanlar oruç tutar mı?” sorusu sıkça merak edilir. Oruç sadece tek bir inanca özgü değil, birçok inançta bulunan dini bir disiplindir. Birçok kişi için oruç, dinin en görünür ve en disiplinli ibadetlerinden biridir. Peki, Hristiyanlıkta oruç var mı? Anlamı nedir? Nasıl oruç yutarlar?

Hristiyanlıkta oruç vardır ve doğrudan Kutsal Kitap temeli olan bir uygulamadır. İsa Mesih dünyadaki kendisini çarmıha götüren aktif işlerine başlamadan önce 40 gün oruç tutmuştur. Ayrıca öğrencilerine oruçtan söz ederken “oruç tutarsanız” değil, “oruç tuttuğunuzda” (Matta 6:16) diyerek bu Hristiyanların oruç tutması gerektiğinin bir göstergesidir. Bunun yanı sıra, İsa Mesih’e gelip öğrencilerinin neden oruç tutmadığını soranlara, kendisi aralarındayken oruç tutmalarına gerek olmadığını söylemişti, fakat kendisi ayrıldığında da öğrencilerinin oruç tutacağını belirtir. 

Hristiyanlıkta oruç farklı bir yer tutar ve açın halinden anlamak ya da kişinin dindarlığını çoğaltması için yapıp tik atacağı bir kutucuk değildir. Oruç bir eylemden çok Tanrı’nın yönlendirmesini aramak, tövbe etmek, yas tutmak ya da hizmet öncesi hazırlık için Tanrı’nın önüne gelmektir. Hristiyanlar sadece bazı dönemlerde değil, hayatlarındaki olaylara ve durumlara göre oruç tutarlar. 

Kutsal Kitap’ta hem Yeni hem de Eski Antlaşmada oruç tutmanın birçok örneği vardır. Önceden İsa Mesih’in aktif hizmetine başlamadan önce tuttuğu oruçtan bahsetmiştik (Matta 4:1-17). Tanrı’nın bilgeliğini arayıp ihtiyarlar atamak isteyen Pavlus ve Barnabas oruç tuttular; amaçları bedenlerini terbiye etmek değildi ama Tanrı’nın isteğini bilmekti (Elçilerin İşleri 13:23). Nehemya sürgündeki İsrail halkının ve Yeruşalim duvarlarının halini duyunca yas tutup oruç tuttu (Nehemya 1:1-4). 

Diğer örneklerden başka bir tanesi Ezra’nın yaptığı gibi sürgünden dönen halkın kurtuluşu ve koruması Tanrı’nın sağlayışını aramaktır (Ezra 8:21-23). Yunus Peygamber Ninova kentine gidip Tanrı’nın gelen yargısını duyurduğunda, Ninova halkı tövbe ettiklerinin göstergesi olarak oruç tuttular (Yunus 3:10). İsrail halkı zafer kazanmak için aplayıp oruç tuttular (Hakimler 20:26). 

Bu oruç örnekleriyle birlikte diyebiliriz ki, oruç Tanrı’dan bir şey “hak etmek” ya da sevap biriktirmek için yapılmaz. Hristiyanlıkta oruç, Tanrı’nın sevgisini kazanma ya da kurtuluş elde etme yolu değildir. Kutsal Kitap’a göre insan, kendi çabalarıyla Tanrı’nın önünde aklanamaz. “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9) Yani oruç bir ikna çabası değil, lütufla kurtulmuş kişinin Tanrı’ya bilinçli yönelişidir.

Oruç sadece fiziksel açlık değildir, Tanrı’ya yönelmek ve O’nun önünde alçalmaktır. Kutsal Kitap’ta oruca baktığımızda çoğunlukla besinle ilgili olduğunu görürüz, ama asıl amaç besinden yoksun kalmak değil, ruhsal besine yönelmektir. Bu yüzden günümüzde kendimizi doyurduğumuz şeylerden de uzak kalmak bir oruç olarak görülmektedir. Çoğumuz günümüzde Tanrı ile zaman geçirmektense sosyal medya, eğlenceler ve başka hayatımızı dolduran şeylere zaman ayırıyoruz. Bu konularda oruç tutmak besinle olduğu gibi bizi asıl doyuracak olan Tanrımıza dönmektir. İsa Mesih şöyle diyor: “Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz.” (Yuhanna 6:35)

Sonuç olarak, Hristiyan oruç vardır; ancak bu dışsal bir dini eylem ya da Tanrı’yı etkileme çabası değildir. Oruç, lütufla kurtulmuş kişinin Tanrı’ya bilinçli, alçakgönüllü ve derin bir yönelişidir. Zaman zaman tövbe için, zaman zaman yinlendirme arayışında, bazen de yas ya da hizmet öncesi hazırlık amacıyla tutulur. Merkesinde açlık değil, ilişki vardır; eksiklik değil, Tanrı’ya bağlılığın farkına varmak vardır. Bu nedenle Hristiyan orucu, dini gereklilik değil, Tanrı’yla yürümek için yapılan bir ruhsal disiplindir.