Resim: kulikovv

Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır. — 2.Korintliler 4:17–18

Bugünkü metin, sıkıntılarımızı “hafif ve geçici” diye niteleyerek bize meydan okuyor. Eğer bir acının tam ortasındaysanız ya da geçmişte çokça ıstırap çektiyseniz, “hafif” ve “geçici” gibi terimler o zamanların sizdeki karşılığını tarif etmeyecektir. Kutsal Kitap bizim sıkıntı deneyimimizi yanlış mı anladı? Tanrı acı verici bir geçmişin yankılarıyla ve yaralarıyla yaşamanın bizim için nasıl bir şey olduğunu bilmiyor mu? Bu metni gerçeklikten uzak sayarak baştan savmadan önce, anlamamız gereken başka şeyler var mı diye bir bakalım.

Geçmiş ve şimdiki acılarımız nasıl hafif ve geçici sayılabilir? Acılarımızın bir ağırlığı vardır. Ağırdırlar. Ancak gelecekteki yüceliğimizle teraziye konulduğunda, ıstırabımızın haklı olarak hafif kaldığı görülebilir. “Geçici” ifadesi acılarımız olduğunu kabul eder ama bunun geçmekte olduğu düşüncesini taşır. Bu da yüzleştiğimiz zorlukların geçmekte olduğuna dair Kutsal Kitap’ın verdiği teselliyi pekiştirmektedir. Evet, bunlar gerçektir. Bunlara katlanmak muhakkak acı vericidir. Ancak söylenecek başka şeyler vardır ve bunlar söylenmelidir de. Hatırlarsanız, ağıtlarımız iyi bir yere gidiyordu çünkü Tanrı yaşamımıza dahil olmayı seçmişti. Gerçek olan daha çok şey var. Sadece gerçeği henüz deneyimlemediğimizde, bunun bizde tam anlamıyla yankı bulması daha zor olmaktadır. Gerçeği imanla kabul etmeli, henüz göremediğimiz ve henüz gerçekliğini deneyimlemediğimiz şeylere inanmalıyız. Tanrı’nın vaatlerini iç varlığımızda onayladığımız zaman, ağıtımız güven ve şükranla sonlanır. Tanrı’nın bizim için yaptıklarına evet ve amin diye kişisel olarak karşılık vermekle bunu yaparız.

Bugünkü ayetleri kaleme alan Elçi Pavlus’tur. Kendisi yaşamında birçok ıstırapla cesurca yüzleşmiş bir kişi olarak bizi görebildiğimiz şeylere değil, görünmeyenlere bakmaya çağırmaktadır. Neden? Çünkü görebildiklerimiz geçicidir ama göremediklerimiz sonsuzdur. Ne harika haber! Görebildiğimiz şeylerin çoğu çirkin, harap, yaralı, kanamakta ve ölmektedir. Korkunç derecede gerçektirler ama hepsi geçip gitmektedir. Henüz göremediğimiz şeyse güzel, bütün, iyileşmiş, parlak ve capcanlı olan yüceliktir.

Ya Rab, çabuk ol ve imanımızın gözle görülür şeylere dönüşeceği o günü getir!


Bu gerçeği kendi kendinize söyleyin. Sesli olarak söyleyin. Tekrarlayın: “Gelecekte kavuşacağım yücelik öyle muazzam bir inanılmazlıkta olacak ki, geçmişteki dertlerim ve şimdiki mücadelelerimle kıyaslamaya cüret dahi edemeyeceğim.” Şimdi bunun üzerinde derin düşünün. Bundan zevk almaya başlayın. Tadını çıkarın. Hoşnut olun.