Resim: Canva

“Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın…. Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?… Ey kıt imanlılar!” Matta 6:25–27, 30

Özellikle maddi konular söz konusu olduğunda, kaygı kolaylıkla ve doğal olarak yakamıza yapışır. İşten çıkarmaların yakın olduğuna dair bir dedikodu duyarsınız ve bu yaşta yeni bir işiniz olabilir mi diye endişe edersiniz. Paranız zaten kısıtlıyken, kızınızın dişlerinde sorun çıkar ve arabanızın şanzımanı değişmelidir. Kredi kartı limitleriniz sonlardadır. Öğrenci harcınızın ödemelerine zar zor paranız yetişmektedir. Evde oturan bir eş ve anne olmayı düşlersiniz ama kocanızın bu hayalin gerçekleşmesi için gereken beceriye ve motivasyona sahip olup olmadığı konusunda kaygı çekersiniz. Yıllardır para biriktiriyorsunuzdur ama emekliliğinizde paranız bitecek mi korkusunu yaşarsınız.

İsa bugünkü metinde öğrencilerinin kaygılarına hitap ediyor. Öncelikle onları üç nedenle azarlıyor.

  • Kaygıları anlamsızdır: Tanrı’nın hayvanlara ve bitkilere yiyecek ve giyecek sağladığını gördüğümüz için, sevgili çocukları olan bizleri çok daha fazla kayıracağına dair güven duymalıyız (bkz. Matta 6:25- 26, 28-30).
  • Kaygıları faydasızdır: Kaygılanmak hiçbir şeyi daha iyi yapmaz. Hiç kimse kaygılanmakla ömrünü uzatamamıştır (bkz. 27. ayet). Aslında kaygı, sorunları ele almaya adamamız gereken zamanımızı ve enerjimizi tüketir (34. ayet).
  • Kaygıları imandan yoksundur: Kaygılanmak Tanrı’ya karşı güven yoksunluğundan kaynaklanır (bkz. 30. ayet). Biz nihayetinde ne başkalarına ne de kendimize bağımlıyız. Kullarını giydiren ve karınlarını doyuran Tanrı’dır.

Bundan sonra İsa kaygıyı nasıl alt edeceğimizi söyleyerek, bize olumlu bir teşvik sunar. “Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir” (33. ayet). Günahlı kaygıyı bırakmalı, bunun yerine vaktimizi ve enerjimizi Tanrı’ya hizmet etmeye ayırmalıyız. Bunu yaptığımız sürece O’nun ihtiyaçlarımızı karşılayacağına güvenebiliriz.

Kralını yabancı bir ülkede temsil etmesi istenen bir iş adamına ait eski bir öykü var. İş adamı kendi yokluğunda şirketinin sıkıntı yaşayacağına dair endişesini dile getirir. Kral cevap verir: “Sen benim işime bak, ben de senin işine bakacağım.” İsa da aynı şeyi söylüyor. Siz kendinizi O’nun işine verdikçe, O da sizin dünyasal işinizle ilgilenecektir. Sizin yaşamınız Tanrı’nın egemenliğine odaklandıkça, O’nun sağlayışına güvenebilir hale geleceksiniz ve O da size esenlik verecektir.


Öğrencilerin İsa’dan aldığı açık bir çağrı vardı. Kaygılanmak yerine bu çağrıya uymalıydılar. Tanrı’nın size verdiği işi daha büyük bir sadakatle takip ederek nasıl kaygılarınızı alt edebilirsiniz? Egemenlik odaklı olarak yapabileceğiniz bir ya da iki şey düşünün. Bunları takip etmek için Tanrı’dan size güç vermesini dileyin ve sonra bütün yüreğinizle bunlara sarılın.