Resim: Canva

İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır. Markos 10:18

Bir olan Allah’ın nasıl bir oğlu olabilir?” sorusu, Türkiye’de büyüyen birçok insan için son derece doğal ve haklı bir sorudur. Bu ifade ilk duyulduğunda kulağa yabancı, hatta rahatsız edici gelebilir. Bu yazıda, Kutsal Kitap’ın İsa için “Tanrı’nın Oğlu” ifadesini kullanırken neyi kastettiğini ve neyi kastetmediğini anlamaya çalışacağız.

Birinci olarak, Kutsal Kitap, Tanrı hakkında konuşurken kelimeleri birebir aynı anlamda değil, benzerlik kurarak kullanır. Tanrı’nın bütün yaratılmışlardan tek ölçülemez derecede sadece daha büyük değil, aynı zamanda ölçülemez derecede daha farklı olduğunu hatırlamak önemlidir (Yeşaya 40:18). Dolayısıyla, Tanrı’yı tanımlarken insanlığın dilini kullanmada çok dikkat olmalıyız. Mesela, eğer tek bir kelime hem Tanrı’yı hem de bir yaratılmış şeyi tanımlamak için kullanılıyorsa, o kelimenin ne tek anlamlı ne de çok anlamlı olduğunu akılda tutmamız lazım. Tek anlamlı derken, bir kelimenin her durumda kesin olarak aynı anlamı taşıdığını kastederiz. Çok anlamlı derken, bir kelime Tanrı için ve yaratılmış bir şey için kullanıldığında farklı anlamlar taşıdığını kastederiz. Bunun yerine, kelimeleri Tanrı’ya analojik olarak uyguluyoruz.

İlk bakışta kulağa çok karışık geliyor, fakat aslında oldukça nettir. Her gün, farkında olmadan, zaten bu şekilde düşünüp konuşuyorsunuz. En sevdiğin yemek hakkında düşün. Sana “tadı nasıl?” diye sorsam, ne dersin? Elbette, “iyi” diye cevap vereceksin. Aynı şekilde, sana “Tanrı iyi mi?” diye sorsam, ne dersin? “Tabii ki Tanrı iyidir” diye cevap vermeyecek misin? Değil mi?

Fakat hem ben hem de sen, yemeğin iyiliğiyle ve Tanrı’nın iyiliğinin aynı şey olmadığını biliyoruz. Bu yüzden, “iyi” kelimesini hem Tanrı hem de bir yemek için kullanırken garip ya da yanlış bir şey yaptığımızı hissetmeyiz; çünkü bu kelimeyi analojik bir anlamda kullanırız.

Bu düşünme şekli yeni değil. Hristiyanlar ve Müslümanlar uzun zamandır bu şekilde düşünüp öğretiyorlardı. Örnek vermek gerekirse  ünlü web sitesi Sorularla İslamiyet şöyle demektedir:

“Allah’a nispet edilen sıfatları insan sıfatları ile aynı düşünemeyiz. Aynı kelime kullanılsa bile manası farklıdır.”

Tıpkı bir yemeğin iyiliği ile Tanrı’nın iyiliğinin “iyi” kelimesinin farklı ama benzer kullanımları olması gibi, insan oğulluğu ve Tanrı’nın oğulluğu da “oğul” kelimesinin farklı ama benzer anlamlarını ifade eder. 

Türkiye’de büyüyenler için, Hristiyanlardan Hz. İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu duymak kulağa oldukça garip gelir. Böyle bir şeyi duyduğunda, herhalde insanın aklına Kur’andaki bazı ayetler gelir.

Genellikle bu konuda en çok hatırlanan ayetler şunlardır: 

O doğurmamış ve doğmamıştır.” (İhlas 112/3)

Allah’ın çocuk edinmesi olur şey değildir.” (Meryem 19/35)

Hiçbir şey onun misli gibi değildir.” (Şura 42/11)

Bu ayetler, Kutsal Kitap’ın İsa için kullandığı ‘Oğul’ ifadesini doğrudan hedef almaz; çünkü burada söz konusu olan oğulluk türü farklıdır.

Bu ayetler, insan oğulluğu hakkında konuşmaktadır. Özellikle oğulluğu fiziksel ve zamansal içinde bir süreç olarak ele alırlar. Elbette, insanın bir oğul olarak dünyaya gelmesi için bir kadın ve bir erkeğin fiziksel olarak birleşmesi gerekiyor. Doğan her insan bu şekilde dünyaya gelmiştir. Ayrıca, doğan her insanın dünyaya gelmeden önce var değildi; onların hayatı doğdukları anda başlamıştır. Bu iki ölçüt Isa için geçerli değildir.

Burada söz konusu olan oğulluk, insanî bir oğulluktur. Ancak daha önce söylediğimiz gibi, Tanrı hakkında konuşurken Kutsal Kitap kelimeleri analojik bir anlamda kullanır.

Hristiyanlar, Tanrı’nın İsa’yı ne fiziksel ne de zaman içinde bir şekilde oğul olarak doğurduğuna asla inanmıyorlardı.  Bunun yerine, Kutsal Kitap İsa’dan ilişkisel bir oğulluk bağlamında Tanrı’nın Oğlu olarak söz eder.

Rab İsa, oğul olarak Baba Tanrı’yla ilişki içindedir. Rab İsa, oğul olarak Baba Tanrı’yla yaşar. Rab İsa, oğul olarak bize Baba Tanrı’yla nasıl ilişki kuracağımızı gösterir.  En önemlisi, İsa’ya “Oğul” denmesi yalnızca O’nun kim olduğunu anlatmak için değil, Tanrı’nın bize nasıl tanıtıldığını açıklamak içindir. Kutsal Kitap’ta oğulluk dili ilişkisel bir anlamda kullanılır; bu dil bilgi, yakınlık ve benzerlik ile ilgilidir.

Bir babanın nasıl biri olduğunu, çoğu zaman oğluna bakarak anlayabilirsin. Türk kültüründe bir babayı oğlunda tanımak çok yaygın bir düşüncedir. İnsanlar sık sık “tam babasının oğlu” ya da “onda babasının huyu var” gibi ifadeler kullanır. Bu sözlerle, bir oğlun babasının karakterini, değerlerini ve yaşam tarzını yansıttığı anlatılır. Bir oğul konuştuğunda, davrandığında ya da bir karar verdiğinde, insanlar doğal olarak bu özellikleri onu yetiştiren babasıyla ilişkilendirir. Bu anlamda oğul, yalnızca biyolojik olarak babaya ait değildir; aynı zamanda onu ilişkisel olarak temsil eder. Oğulu tanımak, bir babanın nasıl biri olduğunu, nasıl düşündüğünü, nelere değer verdiğini ve insanlarla nasıl ilişki kurduğunu, anlamak demektir.

Aynı şekilde İsa onun Baba Tanrı’yla ilişkisini anlatır:

“Beni tanısaydınız, Babam’ı da tanırdınız. Artık O’nu tanıyorsunuz, O’nu gördünüz. Filipus, “Ya Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter” dedi. İsa, “Filipus” dedi, “Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür.” (Yuhanna 14:7-9)

Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olması ne fiziksel ne de zamansal bir oğulluk anlamına gelir. Kutsal Kitap’ta bu oğulluk, Tanrı ile olan eşsiz ve ezelî ilişkiyi ifade eder. İsa, Oğul olarak Baba Tanrı’yı bize tanıtır ve O’nun nasıl biri olduğunu gösterir.

Peki, Bütün bunlar neden önemli?

Bütün bunlar neden önemlidir? Çünkü Tanrı’yı tanıma meselesi soyut bir tartışma değil, doğrudan hayatla ilgilidir. Kutsal Kitap’a göre Tanrı, kendisini en açık ve güvenilir şekilde İsa Mesih aracılığıyla tanıtmıştır. Bu yüzden İsa şöyle der: “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez” (Yuhanna 14:6). Eğer Tanrı’yı gerçekten tanımak, O’nunla gerçek bir ilişki içinde olmak istiyorsak, O’nun kendisini tanıtmayı seçtiği yere bakmamız gerekir. Bu çağrı yalnızca bilgi edinmeye değil, güvenmeye yöneliktir. Eğer bu konular sana hâlâ zor ya da karmaşık geliyorsa, sorular sormaktan çekinme. İsa, kendisini arayanlara kapıyı kapatan değil, açan Oğul’dur.

.