Resim: Canva

Sıkıntı içinde RAB’be yakardım, Tanrım’a seslendim. Tapınağından sesimi duydu, haykırışım kulaklarına ulaştı. 2.Samuel 22:7

Baskı, duayı doğurur. Her ne kadar dua, yaşamımızda her zaman tutarlı bir ruhsal disiplin olsa da hiçbir şey onu sıkıntı ya da dert kadar harekete geçiremez. Davut’un 2. Samuel 22. bölümde kaydedilen ilahisinde, sıkıntısını hemen anlarız, ama aynı zamanda Rab’be yakarma kararlılığını da fark ederiz.

Bu şükran mezmurunda Kral Davut, Rab’bi kayası, kalesi ve kurtarıcısı olduğu için –kendisini birçok kez düşmanlarından kurtardığı için– övmektedir (bkz. 2-4. ayetler). Davut’un bahsettiği sıkıntılar kapsamlıdır; sadece tek bir stresli durumla sınırlı değildir. Davut ilahisi boyunca defalarca Rab’bi kişisel savaşçısı olarak yüceltir.

Övgü dolu sözlerinin içinde Davut’un yüreğine açılan bir pencere vardır ki bu onun imanının, korkusunu nasıl fethettiğini anlamak için hayati önem taşımaktadır. Sıkıntı içindeyken (zihinsel gerginlik ve stres içeren ciddi bir sıkıntı durumundayken), Davut “kalesi” –kişisel güvenlik muhafızı– olarak “Rab’be yakardı.” Yaşamı boyunca kendisini birçok kez acı verici koşullar içinde bulduğu düşünüldüğünde, Rab’be yakarmak Davut için bir alışkanlık hâline geldi. Korkunun felç edici gücüne karşı bu şekilde savaştı. Peki Tanrı, Davut’un yakarışına nasıl karşılık verdi? “Tapınağından sesimi duydu, haykırışım kulaklarına ulaştı” (7. ayet). İbranicede duymak anlamına gelen sözcük, Tanrı’nın Davut’un yüreğinden gelen haykırışları dikkatle dinlediğini tasvir eder. Gerçekten de, “haykırışı [Tanrı’nın] kulaklarına ulaştı.” Rab’be yakarmak sadece kaygıya çare olmakla kalmaz, aynı zamanda Tanrı’nın isteğinde yürümek için de gereklidir (bkz. 1.Selanikliler 5:17-18). Korktuğunuzda siz de Davut gibi Rab’be yakarıyor musunuz? Çocuklarının çığlıklarını dikkatle dinlemek Tanrı’ya zevk verir!

Yine de daha da rahatlatıcı bir gerçek vardır. İsa’nın ihtiyacımızı anladığından emin olabiliriz çünkü o da aynı yolda yürümüştür ve bizim için dua eder. Mezmur 18 (2. Samuel 22’nin toplu ibadette kullanılmak üzere yeniden düzenlenmiş bir hâlidir) Mesih’in ön gölgesi olma açısından zengindir. Bu nedenle, Yeni Antlaşma’da İsa’ya atıfta bulunarak alıntılanmıştır (bkz. Romalılar 15:9; İbraniler 2:13). O hâlde, İsa’nın her imanlının sadık Başkâhini olması ne kadar da yerindedir: “O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır” (İbraniler 7:25). Pastör Robert Murray M’Cheyne’in şu sözleri söylemesine yol açan da bu güvencedir: “Mesih’in yan odada benim için dua ettiğini duyabilseydim, milyonlarca düşmandan bile korkmazdım. Yine de mesafe fark etmez. O benim için dua ediyor.” Mesih’te, “kötü günde beni çardağında gizleyecek, çadırının emin yerinde saklayacak” (Mezmur 27:5) kişisel bir güvenlik muhafızımız vardır.


Kaygıya yönelik sürekli duayı içermeyen herhangi bir savaş planı, tekrar tekrar ortaya çıkacak korkulara karşı doğal olarak güçsüzdür. Şu anda dua yaşamınızı tanımlamak için hangi kelimeleri kullanırdınız? Bu konuda ne gibi değişiklikler yapmalısınız?