fbpx

Resim: Canva

Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. — Luka 6:27-28

Dua basit bir dinsel ritüel değildir; Tanrı’yla derin bir ilişkinin anahtarıdır. Dua ettiğimizde Tanrı’ya yüreğimizi açarız ve O’nu yaşamlarımıza davet ederiz. Tanrı elbette daha biz söylemeden arzularımızı, korkularımızı ve şükran konularımızı bilir. Ancak dua sayesinde istekli bir şekilde en derin düşüncelerimizi, arzularımızı ve endişelerimizi Göksel Baba’ya ileterek O’nunla içten bir ilişki kurmuş oluruz.

Dua aynı zamanda dönüştürücüdür. Tanrı’nın yüzünü düzenli olarak dua yoluyla aradığımızda O’nunla olan ilişkimiz derinleştiği için yaşamımızdaki elini görmeye başlarız. Bizi yönlendirir, teselli eder ve sağlayışını gösterir. Dua, yüreğimizi Tanrı’nın isteğiyle uyumlu hale getirerek bizi Mesih’in benzerliğinde dönüştürür.

Duanın gücü sadece bizi dönüştürmekle kalmaz, kişisel hayatlarımızın ötesine de uzanır. Başkaları için dua ettiğimizde Tanrı’nın sevgisi ve merhametinin araçları oluruz. Dualarımızla Tanrı’nın ihtiyaç içinde olanlara şifa, teselli ve umut getirmesine aracı oluruz. Dua bize düşmanlık besleyen ve hakaret edenler için bile sevgi gösterdiğimizin güçlü bir ifadesidir. Bu yüzden İsa Luka 6:27-28’de şöyle demiştir: ‘Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.’

Dua ederken dinlenebileceğimiz sakin bir liman buluruz. Tüm içtenliğimizle Tanrı’nın huzuruna gelerek yüklerimizi bırakabilir ve yerine Tanrı’dan kaynaklanan huzuru alabiliriz. Dua alışkanlığı yerleştiğinde Göksel Baba’mızla sürekli bir ilişki içinde olmaktan kaynaklanan sevinci yaşarız, çünkü kusursuz bilgeliği ve sevgisi doğrultusunda bu duaları duyduğunu ve yanıtladığını biliriz.


Dua basit bir dinsel ritüel değildir; Tanrı’yla derin bir ilişkinin anahtarıdır.