Resim: Canva
Zevkine düşkün olan yoksullaşır; şaraba ve zeytinyağına düşkün kişi de zengin olmaz. — Süleyman’ın Özdeyişleri 21:17
Sade bir yaşam sürmenin birçok iyi nedeni vardır. Bazı insanlar zorunluluktan ötürü sade bir yaşam tarzını benimserler. Sınırlı gelirleri vardır ve bütçelerini dengede tutmak için minimum harcama yapmalıdırlar. Bazıları maddi sorunlarla yüz yüzedir; borçlardan oluşan bir dağın atlında ezilmişlerdir ve kendilerini oradan çıkarmak için kazma kürek işe girişerek adım adım ilerlemeleri gerekir.
Diğerleriyse kazandıklarından daha azını harcayan bir yaşam tarzını gönüllü olarak benimsemişlerdir. Çocuklarının eğitimi ya da emeklilikleri gibi gelecekteki ihtiyaçlar için birikim yapmak uğruna şimdiki zevklerden feragat ederler. Birçok imanlı Rab’bin işine katkıda bulunabilmek ve başkalarına yardımcı olabilmek için yaşam tarzını kasıtlı olarak kısıtlamaktadır.
Yaşam tarzı seçimleri, diğer maddi konular gibi yüreklerimize uzanır. Süleyman’ın Özdeyişleri 21:17, lüksü (“şarap ve zeytinyağı”) sevenlerin, maddi başarıya ulaşamayacaklarına dair uyarıda bulunur. Ancak her şeyden çok Tanrı’yı sevenler, hâllerinden memnun olmayı öğreneceklerdir. En büyük sevinci ve doyumu dünyasal mallarda ve deneyimlerde değil, Tanrı’nın kendisinde bulacaklardır. İsa, “Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz” demiştir (Matta 6:24). Paraya kulluk edenler, onun asla doymak bilmeyen zalim bir efendi olduğunu görürler. Tanrı’yı seven ve O’na kulluk edenlerse bu yaşamda gerçek sevinci bulur ve gökte hazine biriktirirler (bkz. Matta 6:19).
Maddi durumunuzla yüzleşirken, uygun bir yaşam tarzını seçmelisiniz. Kendinizi paraya ve dünyasal şeylere kaptırmış durumda mısınız, yoksa yaşamınızı sınırlandırıp sadeleşme yoluna gidebilir misiniz? Rabbimiz İsa son derece sade bir yaşam sürdü ve belli ki hemen hemen hiçbir malvarlığı yoktu (Luka 9:58). Öğrencilerini parasız gönderdi ve Müjde’yi duyurdukları insanların eli açıklığına bağlı kalmalarını istedi (bkz. Luka 9:3). Bazı Hristiyanlar İsa’yı örnek alarak çok sade bir yaşam sürerler. Şahsi bisiklete sahip olmanın bile lüks sayıldığı az gelişmiş yoksul ülkelerde yaşayan imanlılar, kendi arabaları ve evleri olan sıradan Batılı Hristiyanların yaşam tarzına bakarak bizim zengin ve savurgan olduğumuzu düşünebilirler.
Peki ne yapmalıyız? İşe giderken bir kahve aldığımız, yeni giysiler satın aldığımız ya da büyük bir evde oturduğumuz için kendimizi suçlu mu hissedelim? Maddi sıkıntılarımızdan kurtulmak için hayatlarımızı radikal bir şekilde sadeleştirip artakalanı Rab’bin işine mi verelim? Bazı açılardan Kutsal Yazılar bize tam olarak ne yapmamız gerektiğini söyleseydi, işimiz daha kolay olurdu. Ama söylemiyor. Bu yüzden dua etmeli, bilgece öğüt almalı ve Tanrı Sözü’nü içinde bulunduğumuz şartlara uygulamalıyız. İki arada bir derede yaşıyoruz. Tanrı’nın bereketlerinden şükranla zevk almakta özgürüz (bkz. Filipililer 4:12; 1.Timoteos 4:4). Ama aynı zamanda maddi zorluklarımızla baş etmemize yardımcı (ve bazen zor) olan yaşam tarzı seçimlerini yapmakla sorumluyuz.
Bilgece yaşam tarzı seçimlerinden hangisini yapacağınıza emin değilseniz, Tanrı yolunda yürüyen ve maddi konularda bilgelik sahibi olan dostunuza dönerek onunla bu konuda görüşün. Seçimlerinizin bazılarını radikal bir şekilde yürürlüğe koymakta kararlı olun.
Sürekli olarak –yalnızca yiyeceğiniz için değil, tadını çıkardığınız her maddi bereket için– Tanrı’ya şükretme alışkanlığını kazanmaya çalışın.


