Resim: Canva

Lavan’ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel’di. Lea’nın gözleri [zayıftı], Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı. Yakup Rahel’e aşıktı.Yaratılış 29:16–18

Bugünün metni, muhtemelen utanç mücadelesi verenlere hitap eden bir tezatlık sunuyor. “Lea’nın gözleri [zayıftı], Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı. Yakup Rahel’e aşıktı.”

Lea’yla birlikte burada, suçluluk ve utanç arasında ayrım yapmaya başlayabiliriz. Suçluluk “Yanlış bir şey yaptım” derken, utanç “Ben kusurluyum; bende bir sorun var” der. “Zayıf gözler” Lea’nın yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmiyor. Evet, onunla ilgili bir sorun vardı. Belli bir standardı karşılamıyordu ve Yakup onun yerine Rahel’i sevdi. Burada bir suçluluk söz konusu değil… daha çok bir utanç söz konusu.

Eğer utançla mücadele ediyorsanız, büyük ihtimalle “zayıf gözlerin” size uygun versiyonuyla savaşıyorsunuzdur. Bu, fiziksel görünüşünüz, sosyal becerileriniz veya özgeçmişinizle ilişkili olabilir. Geçmiş hatalarınızla veya şu anki yaşamınızın dağınıklığıyla bağlantılı olabilir. Hangi standartlara tutunuyorsanız –kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp beklentiyi karşılayamıyorsanız, göz ardı ediliyorsanız veya geride bırakılıyorsanız– bu hikâye sizin içindir. Eğer hiç değersiz ve sevgisiz hissettiyseniz, bu hikâye sizin içindir.

Hâlâ Yaratılış kitabındayız ama utanç her yerde. Bu kelime açıkça zikredilmese de, Kutsal Kitap utanç hakkındadır. Değersizlik deneyimi, reddedilme acısı, yeteri kadar iyi olmamanın getirdiği soyutlanma hakkındadır. Sevilebilirliği değerlendiren ve buna değer biçen insanlarla ilgilidir (bu durumda Yakup). Değeri ve değer eksikliğini belirleyen standartlar hakkındadır (bu durumda, Rahel’in fiziksel güzelliği ve Lea’nın zayıf gözleri).

Bazen “zayıf gözlerimizin” ne olduğundan bile emin değilizdir. Utancımız, bazı zihinsel tersine mühendislikten (olayları tersten incelemekten) kaynaklanabilir. Tekrar tekrar göz ardı edilip reddedildiğimizde, sorunun ne olduğundan emin olmasak bile kesin bizde bir sorun olduğu sonucuna varmaya ayartılırız. Zorluklar karşısında ezildiğimizde ve acı çektiğimizde, Tanrı’nın bizden memnun olup olmadığını ve O’nun gözünde ikinci sınıf bir Hristiyan olup olmadığımızı merak etmeye başlayabiliriz. “Bende bir sorun olmalı; yoksa hayatım bu şekilde gitmezdi.”

Bugün ne yapıyoruz? Kutsal Kitap’taki utanç hikâyelerini saptamaya devam ediyoruz. Kendi utanç deneyimlerimizi ifade etmemize yardımcı olması için Kutsal Yazılar’ın utançla ilgili kelime dağarcığımızı genişletmesine izin veriyoruz. Kendinizi Lea’yla ve onun “zayıf gözleri”yle bağdaştırabiliyor musunuz? Lea yerine Rahel gibi olabilmeyi arzuluyor musunuz? Tanrı’nın Sözü bu deneyimlerin çok üstünde uçmaz ama cennetin bu tarafında hayatın nasıl görünüp nasıl hissettirebildiğini, utancın nasıl görünüp nasıl hissettirebildiğini betimlemede son derece gerçekçidir. Tanrı bunu anlıyor. Ve Kutsal Yazılar boyunca ilerledikçe, O’nun bu konuda bir şeyler yapmaya istekli olduğunu göreceğiz.


Güvensizliğinizi ifade edecek bir cümlelik bir dua yazın. “Tanrım, _________ ile mücadele ediyorum.” Eğer güvendiğiniz bir dostunuz varsa, bunu onunla paylaşmayı düşünün.