Resim: Canva

Acı bana, ya RAB, sıkıntıdayım, üzüntü gözümü, canımı, içimi kemiriyor… Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, kemiklerim eriyor. Düşmanlarım yüzünden rezil oldum… Gönülden çıkmış bir ölü gibi unutuldum, kırılmış bir çömleğe döndüm. Mezmur 31:9–12

Mezmur 31 , çektiğimiz sıkıntılarda bedenlerimizin ve ruhlarımızın karşılıklı etkileşimini göstermekte ve zayıflıklarımızın bizi kaygı gibi duygusal mücadelelere açık hâle getirdiğini kabul etmektedir. Kral Davut’un üzerine aynı anda yığılan ve kaygı düzeyinin artmasına neden olan sorun katmanlarına bir bakın:

  • fiziksel zayıflık (“gücüm zayıflıyor, kemiklerim eriyor”)
  • günah yüzünden rahatsız olan bir vicdan (“suçumdan ötürü”)
  • hasımlarının kendisine yönelik karşıtlığı (“düşmanlarım yüzünden”)
  • başkaları tarafından kötü muamele görmek (“rezil oldum”)
  • arkadaşları tarafından ihanete uğramak (“ölü gibi unutuldum”)

Ruhunun ve bedeninin –tüm kişiliğinin– “sıkıntı” içinde olduğuna hiç şüphe yok!

Sıkıntı kelimesi, tehlike veya sorundan kaynaklanan ve vücudu etkileyen zihinsel gerginlik veya stres anlamına gelir. Bu, kaygının kişinin içsel ve dışsal gücü (dayanıklılığı) üzerindeki güçlü etkilerinin canlı bir resmidir. Aynı zamanda beden dışındaki zorlu koşulların ruhtaki ızdırabı nasıl şiddetlendirebileceğini de hatırlatır. Yaşadığı sıkıntı nedeniyle Davut’un yardıma ve tüm varlığının –hem bedeninin hem de ruhunun– Tanrı’nın şefkatli ellerinde olduğuna dair Tanrı’dan güvence almaya ihtiyacı vardır. Ve bu yüzden dua eder.

“Acı bana, ya Rab” onun basit ama cesur haykırışıdır. Aciz olmasına rağmen Davut’un perişan duası, Tanrı’nın eninde sonunda yardımına geleceğine dair hâlâ umudu olduğunu ortaya koymaktadır. Şu anda imanının zayıf olduğu açıktır; Tanrı’ya güvenmek, içinde bulunduğu sis içinde yavaşça sürünürken O’na güvenmek konusunda zorlanmaktadır. Ama yine de Tanrı’ya seslenir. Kutsal Kitap’ın gerçeğini kişiselleştirerek, “sığınacak kayası” ve “güçlü kalesi” (bkz. Mezmur 31:2) olan Tanrı’ya iman aracılığıyla sığınmayı seçerek, bilinçli bir şekilde kaygıdan güvenceye geçer. Aynı mezmurun ilerleyen bölümlerinde Davut Rab’be olan bağımlılığını yineler; kaçınılmaz olsa da, boyun eğmeyi de seçer: “Ama ben sana güveniyorum, ya RAB, ‘Tanrım sensin’ diyorum. Hayatım senin elinde” (14-15. ayetler).

Kaygı, bedeninizi ya da güç hissiyatınızı ne şekilde etkiliyor olabilir? Bugün ihtiyacınız olan güçlendirici lütuf için Tanrı’ya uzanıyor musunuz? Kendinizi kaygıdan güvenceye doğru ilerlerken görüyor musunuz?

Nihayetinde güvenlik ve esenlik Rab’den –Tanrı’nın karakterini ve sevgisini bilmekten ve O’na güvenmekten– gelir. Bu yüzden kaygılarınızın sizi Tanrı’dan uzaklaştırmasına izin vermeyin. Bugün O’na koşun.


Dayanıklı iman, sıkıntının ortasında bile sevince ulaşmaya çalışır: “Sadakatinden ötürü sevinip coşacağım, çünkü düşkün halimi görüyor, çektiğim sıkıntıları biliyorsun” (Mezmur 31:7). Siz sevinç yolunu nasıl seçebilirsiniz?