Resim: Canva

Bunu ihtiyacım olduğu için söylemiyorum. Çünkü ben her durumda eldekiyle yetinmeyi öğrendim… Her durumda, her koşulda yaşamanın sırrını öğrendim. Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim.  Filipililer 4:11-13

Eğer bir Reklam, izleyicide en azından bir “Ah, keşke bende de olsaydı” duygusu yaratmıyorsa, amacına ulaşamamış demektir. Ne var ki, reklamcılar memnuniyetsizliği (eldekiyle yetinmemeyi) beslemek için çalışsalar da, memnuniyetsizliği yaratan onlar değildir. Memnuniyetsizlik zaten yüreklerimizdedir; düşmüş doğamızın içine işlemiştir. Kutsal Kitap bunu açgözlülükle ilişkilendirir.

Açgözlülük yapmak, “aşırı derecede arzulamak, arzu nesnesini Tanrı’ya olan sevgi ve bağlılığın önüne koymaktır.” Açgözlülük, kaygı da dahil olmak üzere, imansızlığın diğer tonlarına (Tanrı’ya güven eksikliğimizin çok da açık olmayan gösterimlerine) yol açan ciddi bir günahtır. Onu öldürmek zorundayız (bkz. Efesliler 5:3; Koloseliler 3:5).

Açgözlü memnuniyetsizlik, yaşamınızda kendisini nasıl gösterebilir? Şöhreti arzulayabilir ve bu nedenle fark edilmeden yaşamaktan memnuniyetsiz olabilir, görmezden gelindiğinizde veya onaylanmadığınızda kaygılanabilirsiniz. Etrafınızdaki kişiler tarafından kabul görmeyi arzulayabilir ve Mesih’e olan inancınızdan dolayı reddedilmekten kaygı duyarak Rab’bi hoşnut etmekten tatmin olmayabilirsiniz. Başka birinin vücut tipine, saçına, burnuna, gülümsemesine vb. sahip olmayı arzulayabilir ve bu nedenle Tanrı’nın sizi nasıl yarattığından memnuniyetsiz olabilirsiniz; fark edilmekten endişe duyabilir ve bu da fiziksel görünümünüzle dengesiz bir şekilde meşgul olmanıza neden olabilir. Evinizden, arabanızdan, işinizden, evliliğinizden, çocuklarınızdan (ya da bunların olmayışından), sağlığınızdan ve benzerlerinden memnuniyetsiz olabilirsiniz; beklediğiniz zammı alamadığınızda ya da borsa düşüşlerini veya sağlık hizmetlerinin artan maliyetini duyduğunuzda kaygıya kapılabilirsiniz.

Memnuniyetsizliğiniz kendisini nasıl gösterirse göstersin ya da sizi ne yapmaya motive ederse etsin, yalnızca Tanrı, Oğlu’yla olan ilişkiniz aracılığıyla yüreğinizi tatmin edebilir.

Elçi Pavlus bu gerçeğin farkına varmıştır. Onun tanıklığı basittir: “Uğruna her şeyi yitirdiğim Rabbim İsa Mesih’i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum” (Filipililer 3:8). İsa’yla olan ilişki, bugünkü ayetlerdeki temiz suyun kaynağı olan pınardır. Bu ayetlerde iki temel gerçek bulmaktayız.

İlk olarak, memnuniyet öğrenilmek zorundadır. Bu doğal bir nitelik değil, öğrenilen bir alışkanlıktır. Pavlus bir sonraki yemeğinin ya da kira ödemesinin nereden geleceğini merak etmenin nasıl bir şey olduğunu biliyordu. Ama Tanrı’nın lütfuyla “her durumda” esenlik içinde olmayı öğrendi. Peki ya biz? Hayatımızdaki her zor şey için endişeleniriz. Buna karşılık memnuniyet, Tanrı’ya sağlayıcımız olarak tamamen güvendiğimizde ruhlarımızı yöneten o sakin, tatlı “yeterli” hissiyatıdır.

İkinci olarak, Mesih memnuniyetin sırrıdır. Elçi, “Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim” derken futbol oynamaktan söz etmiyordu. Onun okulu bir hapishane hücresiydi! Kaygılı olmak için her türlü nedeni vardı. Ama aynı zamanda en iyi öğretmene de sahipti. İçindeki Kutsal Ruh, Pavlus’u sevincini Rab İsa’ya odaklaması için eğitmişti.

Elçinin örneğini izleyerek, biz de memnun olmayı öğrenebiliriz. İçinde bulunduğumuz koşullar ne olursa olsun, yaşamlarımızı Mesih’e odaklayarak memnuniyeti öğrenir ve kaygıyla savaşırız. İsa’yı tanıdığımızda ve O’nu her şeyimiz olarak gördüğümüzde, kaygılı yüreklerimizin ihtiyacı olan rahatı buluruz.


Kaygınız, yüreğinizdeki özlemlerinizle nasıl bağlantılı olabilir (yani, memnuniyetsizlik kaygınızı nasıl besliyor olabilir)?