İsa ve ilk kilise, yanlış öğretileri düzeltmek için çok zaman ve emek harcadılar. İnsanın, Kutsal Yasa’nın gereklerini yerine getirmek ya da öngörülen ayinlere katılmakla doğru kişi olabileceğini ileri süren geleneksel görüşlere karşı geldiler. Yahudi bir aileden doğmanın ya da belirli bir etnik gruba ait olmanın Tanrı ailesine ait olmak anlamına geldiğini ileri süren inancı sorguladılar. İnsanların doğal olarak iyi olduklarım, günahları ya da hayatları için tövbe etmeye gerek olmadığını kabul eden düşünceleri sorguladılar. Başka ulusları putperest diye damgalayıp kendilerinin daha iyi bireyler olduğunu ileri süren gururlu inanç sahiplerini sorguladılar.

Dinsel ayinlerin, Tanrı’ya içten ve yürekten tapınmaktan ve inananlar arasındaki sevgiden daha önemli olduğunu kabul eden inancı sorguladılar. İnsanların sözleriyle eylemleri arasındaki uyumsuzluğa’ dikkat çekerek, dinsel kurumların içinde bulunduğu iki yüzlülüğü sorguladılar. Kutsal Kitap’a bakıldığında bu sorgulamalara gösterilen ortak tepki görülür: İnanç veya inançsızlık, ruhsal körlük veya kurtuluş. Tanrı’nın yaklaşımlarıyla insanın yaklaşımlarının tamamıyla zıt olduğu gözlenir. Yine Kutsal Kitap’ta görürüz ki, insanın insan kurgusu dinlerle Tanrı’ya ulaşmaya çalışmasına karşın Tanrı. İsa Mesih aracılığıyla elini insana uzatıp ona ulaşmaya çalışıyor.