Resim: Canva
Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. — 2.Timoteos 3:16
Birçok kişi Hristiyanlık hakkında araştırma yaparken şu soruyu sorar: “Kaç İncil var?” Bazıları dört İncil olduğunu duyar, bazıları ise “kaybolan inciller” ya da “gizlenen inciller” gibi iddialarla karşılaşır. Bu nedenle konu çoğu zaman karışık görünür.
Öncelikle “İncil” kelimesinin anlamını doğru anlamak gerekir. “İncil” aslında “müjde” demektir. Yani, Tanrı’nın insanlara sunduğu kurtuluş haberini ifade eder. Bu müjde, Tanrı’nın insanları günahlarından kurtarmak için İsa Mesih’i göndermesiyle ilgilidir.
Bazıları tüm Kutsal Kitapların gökten indiğini, Tanrı’nın doğrudan yazdığını düşünebilir. Oysa Hristiyan inancına göre tüm Kutsal Yazılar Tanrı esinlemesidir ve O’nun esinlediği insanlar tarafından yazılmıştır. Bu insanlar peygamberler, elçiler veya onlara yakın kişilerdir. Böylelikle yazılar birbirinden bağımsız ayetler şeklinde değil, ama edebi türlerine göre olayın akışı içerisinde Tanrı’nın sözlerini ve müdahalelerini anlatır.
Bu açıklamayla birlikte “Hristiyanlar 4 İncil’e inanıyorlar” düşüncesi de anlamlı hale gelir, çünkü Matta, Markos, Luka ve Yuhanna yazdıkları yazılarda müjdeyi, yani İsa Mesih’in insanlara sunduğu kurtuluş haberini duyururlar. Bu dört kitap İsa Mesih’in yaşamını, öğretişlerini, ölümünü ve dirilişini anlatır. Her birinin incil olarak adlandırılması da bu yüzdendir. Öte yandan Yeni Antlaşmayı oluşturan 27 kitabın (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna dahil) tamamına “İncil” denir çünkü tüm kitaplar “İncil”den, yani müjdeden, bahseder.
Bazen “başka inciller de vardı ama kilise onları sakladı” gibi iddialar duyulabilir. Ancak tarihsel olarak durum böyle değildir. İlk Hristiyanlar çok erken dönemden itibaren bu dört İncil’i Tanrı’nın esinlemesi olarak kabul etmiş ve ibadetlerinde kullanmıştır. Bunun nedeni metinlerin ya doğrudan elçiler tarafından ya da elçilere çok yakın kişiler tarafından yazılmış olmasıdır.
Daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan bazı metinlere de “incil” adı verilmiştir. Örneğin, Tomas İncili, Barnaba veya Yahuda İncili gibi yazılar vardır. Ancak bu metinler İsa’dan çok daha sonra yazılmıştır ve ilk Hristiyan toplulukları tarafından güvenilir kabul edilmemiştir. İçerikleri de İsa’nın ve elçilerin öğretişleriyle uyumlu değildir ve İncil, yani müjde, olmaktan uzaktır. Hatta İsa Mesih’in yaşamı, ölümü ve dirilişine odaklanmayan öğretiler, insanları kurtuluş müjdesinden uzaklaştırabilir. Tanrı’dan gelen kurtuluşun temelini kaçırmış olur.
Başka yaygın bir iddia ise İncil’in zamanla değiştirildiğidir. Ancak tarihsel kanıtlar bunu desteklemez. Günümüze ulaşan binlerce eski el yazması, İncil metninin yüzyıllar boyunca büyük dikkatle korunduğunu gösterir. Matbaanın olmadığı dönemlerde metinlerin küçük kopyalama farklılıkları olsa da bunlar yazım hatalarının ilerisine geçmemiştir. Bu yazım hataları asıllarıyla kıyaslandığında fark edilebilir ya da diğer kopyalanmış el yazmalarıyla da tespit edilebilir; buna “metin eleştirisi” adı verilir.
Bu nedenle Hristiyan inancına göre tek bir Müjde vardır: Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla insanlara sunduğu kurtuluş müjdesi. Kutsal Kitap’ta ise bu müjdeyi anlatan dört güvenilir İncil tanıklığı bulunur. Bu yazıların amacı da insanların Tanrı’nın sevgisini ve İsa Mesih’te sunulan kurtuluşu tanımasıdır.


