fbpx

Resim:  sasint

İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır — Efesliler 2:2:8-9

2012 yılında, ilk çocuğum Hannah Sue’nun annesi oldum. Bu cümleyi yazarken bile gözlerim yaşlarla doluyor. Yüreğinizde annelik sevgisi varsa, böyle oluyor işte!

Anne olmak, benim sevme tarzımı değiştirdi. Diğer ilişkilerimde sevgi kazanılan ve hak edilen bir şey olduğu hâlde, çocuklarıma olan sevgim tamamen karşılıksız bir armağandır. Bunu açıklamam mümkün değil. Tek söyleyebildiğim şudur: Onları sevdiğim için seviyorum. Onları sevimli, komik ve tatlı oldukları zaman da seviyorum; mızmız, zor ve günahlı oldukları zaman da seviyorum. Onları… daima seviyorum. Her zaman davranışlarını beğendiğimi söylemiyorum. Onlar mükemmel değil ve ben de mükemmel değilim. Ancak ilişkimizi destekleyen derin, kalıcı bir sevgi var. Bu sevgi, herhangi bir davranışın kazandırabileceğinden daha derindir. Bu onların benim çocuklarım olmasına, benim de onların annesi olmama bağlı. Bu elde olmadan böyledir.

Bugünkü ayetlerimiz, benim sevgimin çocuklarıma karşılıksız bir armağan olması gibi, Tanrı’nın lütfunun da O’nun çocukları olan bizlere karşılıksız bir armağan olduğunu hatırlatıyor. Lütuf, Tanrı’nın hak edilmeyen beğenisidir. Tanrı bize olan zengin merhameti ve sevgisinden ötürü, günahlarımız içinde ölü olduğumuz hâlde, bizi kurtardı. Tanrı’nın lütfuyla kurtulduk! Bizim kurtuluşumuz, imanımız, Tanrı’nın lütfu… bunların hepsi göklerdeki Babamız’dan gelen armağanlardır. Bunları kazanmamız gerekmez. Aslında, bunları kazanamayız da. Kurtuluşumuz bizim yaptığımız bir şeyin sonucu olmadığı için, bize de övünecek hiçbir şey bırakmamaktadır.

Kaçımız kurtuluşumuzu kazanmak için çok çalışmamız gerekiyormuş gibi davranıyoruz? Tanrı tarafından sevilmek için iyi performans göstermemiz gerektiğini düşünüyor muyuz? Tanrı’ya bizi seven, lütfetmeye istekli bir baba olarak değil, berbat ettiğimizde bizi cezalandırmaya hazır bir amir gibi bakıyoruz. Belki bizler çoğunlukla böyle davrandığımız için Tanrı’yı da bu şekilde görüyoruz. Şahsen yüreğimde yalnızca merhametimi hak eden insanları… ve sadece ve sadece bu insanları sevme ve bağışlama eğilimi görüyorum! Siz kendinizde de aynı eğilimi görüyor musunuz? Ya da belki lütfun zorla gösterildiği bir evde büyüdünüz. Tanrı’nın da aynı şekilde işlev gördüğünü hayal etmenize şaşmamak gerek. Oysa gerçek şu ki, Tanrı’nın lütfu karşılıksız olarak verilir. Bize düşen tek şey, bunun doğru olduğu konusunda O’na inanmamızdır.

Tanrı’nın lütfu yüreklerimizi yenileyebilir ve başkalarına lütuf göstermemiz için bizi doğaüstü bir şekilde güçlendirebilir. Tanrı’nın karşılıksız lütuf armağanını hayatlarımızda kabul ettiğimiz zaman, başkalarına hak edilmemiş sevgi ve bağışlama sunmak için yeni bir güç buluruz. İnsanlar artık bizim beğenimizi kazanmaya mecbur değildir. Biz Tanrı’nın düşmanları olduğumuz hâlde O’nun merhametinin bize sunulduğunu hatırladığımız zaman, en büyük düşmanlarımız bile farklı bir ışıkta görünür.

Tanrı’nın lütfu, sevgi dolu mükemmel Babamız tarafından bize sunulan karşılıksız armağandır. O’nun lütfundan zevk alalım ve bu lütfun başkalarına karşı tutumumuzu nasıl etkilediğini görelim.


Bu sevgi başkalarına karşı tutumunuzu etkiliyor mu?