Resim: Canva
“Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim! Uluslar arasında yüceleceğim, yeryüzünde yüceleceğim!” Her Şeye Egemen RAB bizimledir, Yakup’un Tanrısı kalemizdir. — Mezmur 46:10-11
Kaygının yerine esenliği koymak bir seçim gerektirir. Kaygılı olmayı bırakmak zorundayız. Kendimizi susturmak zorundayız. Dikkatimizin odak noktasını kasıtlı biçimde değiştirmek zorundayız. İçsel esenlik biz eylemsiz hâldeyken basitçe gerçekleşmez. İrademiz etkin bir şekilde devreye girmek zorundadır. Tanrı, “Sakin olun, bilin ki, Tanrı benim” derken bunu açıkça belirtmektedir.
“Sakin olun” aynı zamanda “Çabalamayı durdurun” olarak da tercüme edilebilir (İngilizce New American Standard Bible çevirisi). “Durmak” olarak çevrilen İbranice sözcük batmak ya da rahatlamak anlamına gelir. “Çabalamak” ise genellikle savaşı kasteden bir tabirdir. Tanrı’nın buradaki tembihi şu şekilde ifade edilebilir: “Esenlik içinde olun. Rahatlayın. Ben Tanrı’yım. Sen değilsin. Ben fatihim. Ben tüm dünyanın Rabbi’yim. Ve tüm bunları… sizin kişisel güvenliğiniz için yapıyorum.” Bu savaşçı imgesi, Martin Luther’i “A Mighty Fortress Is Our God” (“Güçlü Bir Kaledir Tanrımız”) ilahisini yazmaya teşvik etmiştir. Tanrı bizim kalemizdir; saklanmak için kaçabileceğimiz askerî bir kale, aşılmaz bir binadır. O bizim siperimizdir; dünyasal ve ruhsal düşmanlara karşı bir savunma duvarıdır.
Tanrı’da sığınak bulma teması, Mezmur 46’ya hâkim olan temadır. Gerçekten de O “sığınağımız ve gücümüzdür, sıkıntıda hep yardıma hazırdır” (1. ayet). “Bu yüzden [1. ayet doğru olduğu için] korkmayız” (2. ayet). Ama mezmur yazarı aynı zamanda Tanrı’nın koruma gücünü gerçek zamanlı olarak nasıl hissedebileceğimizi de açıklar. Bize, “Gelin, görün Rab’bin yaptıklarını” diye öğüt verir (8. ayet). Yaşamlarımızın bir çalkantı içinde olduğunu hissettiğimizde, Tanrı’nın güçlü işlerini hatırlayarak O’nun esenliğini deneyimleyebiliriz.
Tanrı diyor ki, sakin olmamızın yolu O’nu tanımak ve O’na güvenmektir. Bu, O’nun söylediği Kişi olduğuna gerçekten inanmakla olur. O Tanrı’dır. O egemendir. Kontrol O’ndadır. Bizde değil. Bu nedenle rahat edebiliriz. Yüreklerimizde, ruhlarımızda, zihinlerimizde ve bedenlerimizde rahatlayabiliriz. Rab’bin işlerine ne kadar çok bakarsak (ve bilinçli olarak onlar üzerinde derinlemesine düşünürsek), güvenimiz de o kadar artar. Tanrı bize şöyle diyor: “Endişelenmeyi bırakın! Zaferi ben kazanacağım. Sanki bu sizin savaşınızmış gibi davranmayı bırakın. Rahatlayın. Bana güvenin. Ben sadece evrenin Tanrısı değilim, aynı zamanda sizin de Tanrınız’ım. Ben sizin esenliğiniz olacağım.” Mezmur önemli bir gerçeği tekrarlayarak sona erer: “Her Şeye Egemen RAB bizimledir, Yakup’un Tanrısı kalemizdir.” Tanrı’nın varlığı gerçektir. O uzakta değildir. Tüm denenmelerimizde, kederlerimizde, yaşam değişikliklerimizde ve kaygılarımızda bizimle birliktedir. O bize çok yakındır.
Kaygı, imanımızı engeller ve odağımızı bulanıklaştırır. Bizi etkisiz hâle getirir. Rab’bin iyi işlerini görmemizi istemez. Ancak Tanrı’da rahatlayarak –yarınla ilgili korkularımızın yerine bugün kontrolü elinde tutan Kişi’ye güvenerek– endişeye son verebiliriz. Tanrı’nın sadece yeryüzünde değil, kendi yaşamlarımızda da yaptığı büyük işleri hatırlamak zorundayız. Özellikle de O’nun en büyük başarısını, Oğlu aracılığıyla ruhlarımızın kurtuluşunu hatırlayalım!
Tanrı’da rahat etmek, O’nun bizi ne şekilde koruduğunu, ihtiyaçlarımızı ne şekilde karşıladığını ve gücünü, sevgisini ve lütfunu ne şekilde gösterdiğini düşünmeyi içerir. Yaşamınız boyunca Tanrı’nın sadakatinin etkin olduğunu gördüğünüz yollardan bazıları nelerdir?


