Resim: Canva

Böylece kalkıp babasının yanına döndü. Kendisi daha uzaktayken babası onu gördü, ona acıdı, koşup boynuna sarıldı ve onu öptü. Luka 15:20

Bugünkü metin, iyi bilinen kaybolan oğul benzetmesinden. Bu, babasından mirasını isteyip ona karşı saygısızlık eden ve ardından o mirası umursamazca çarçur edip sonunda kendisini domuzlarla birlikte kalacak şekilde muhtaç hâle sokan bir adamın hikâyesidir. Bu adamın kendi kararları onu harap etti. Kendi hayatını mahvetti.

Utancınız, açık bir şekilde sizin bir hatanızın sonucuysa ve kendinizden başka suçlayacak birisi yoksa, sizin için bir umut var mı? Bu, belki de utancın en inatçı türüdür; kederlendirici veya sürekli yaptığınız yanlışlarınız, milyon kere yaptığınız hatalarınız yüzünden sizin değersiz olduğunuzu beyan eden bir utanç türü. Bu beyan doğrudur ve bunu başınıza siz getirdiniz. Kaybolan oğul türü bir utanç; bu tür bir utanç sizin için herhangi bir umut bırakıyor mu?

Bugün başarısızlık listemle yüz yüze geldim ve Tanrı’yla da yüzleşmeye hazır olduğumdan emin değilim. Şüpheyi hissediyorum. Gözlerim yere bakıyor. Tanrı beni gerçekten görmek istiyor mu? Önce kendimi daha fazla düzeltmem gerekmez mi? Belki birkaç gün daha pişmanlık duyup art arda işlemiş olduğum günahları telafi etsem daha iyi olmaz mı? Domuzlarla yemek yemeyi bırakmaya hazırım. Belki siz de bu şekilde hissediyorsunuz.

Ancak Tanrı’ya yaklaştığımızda bizi iyi bir şey bekliyor. Çünkü bir kez daha söylemek gerekirse, Tanrı beklentilerimizi ters köşe yapar. Kutsal bir Tanrı, utanç dolu günahkârlara nasıl bir karşılık verir? Doğru olan Rab, hayatı başarısızlıklarla dolu ve kusurlu insanlara nasıl karşılık verir? Görüldüğü üzere, onlar hâlâ uzaktayken bile onları görür. Onlara acır. Onlara sarılır.

Utançla mücadele eden değerli kardeşim, utancın ortasındaki umudunuz bir Kişi’dir. Eve dönüşünüzden zevk alan bir Kişi. O’nu ne kadar süre önce bırakıp gittiğinizin veya ne kadar keder verici günah işlediğinizin bir önemi yok. Diğer şeyleri veya kendinizi, sizi sevmekten başka bir şey yapmayan bu Kişi’ye kaç kez tercih ettiğinize bakmayın. Sizin umudunuz, artık domuzları beslemek istemediğinize karar verdiğinizde sizi bekleyen Kişi’dedir. Sizi aramakta olan Baba, sizi uzaktan görecek, size doğru koşacak, size sarılacak ve dönüşünüzü kutlayacaktır. Kendinizi cezalandırmanıza gerek yok. Bir şeyler kazanarak aileye geri dönmenize ya da bu sefer her şeyi tekrardan mahvetmeyeceğinizden emin olmanıza gerek yok. Domuzlarla birlikte kalmanıza gerek yok. Babanız sizi ve beni –evet, hak etmeyen ve ruhsal olarak mahvolmuş olan bizleri– eve dönmeye davet ediyor. Eve döndüğümüzde bizi kabul ediyor çünkü olduğu Kişi budur.

Yeterince iyi hissetmiyor musunuz? Kulübe hoş geldiniz. İlk değilsiniz ve son da olmayacaksınız. Bu yüzden, eve gelin. Gözleriniz utançla yere devrildiyse ve rahatsız hissediyorsanız sorun değil. Kaybolan oğul, döndüğünde söyleyeceği her şeyi planladı (bkz. Luka 15:18–19). Eğer isterseniz siz de aynısını yapabilirsiniz. Ancak şunu bilin ki, siz bir şey söylemeden ya da yapmadan önce, Babanız zaten size doğru koşup size sarılacak, sizi aileye kabul etmeye hazır olacaktır; ve eve döndüğünüz için sevinç dolu olacak.


Keder verici şekilde günah işlediğinizde genellikle ne yapıyorsunuz? Kendinizi hangi yönlerden kaybolan oğul ile ilişkilendiriyorsunuz. Benzetmedeki babanın verdiği karşılık, gerçek olamayacak kadar iyi mi?