fbpx

Mesele tapınıp tapınmayacağımız değil, neye tapınacağımızdır. Hatta daha iyi bir ifadeyle, kime ve nasıl tapınacağımızdır.

Bu pazar günü, birçoğumuz topluluk olarak tapınmaya kendimizi hazırlarken, belki de bir araya gelerek hedeflediğimiz şeyin özünü oluşturan en önemli Kutsal Yazı metni, İsa’nın Yuhanna 4:23-24’teki sözleridir:

“İçtenlikle tapınanların Baba’ya ruhta ve gerçekte tapınacakları saat geliyor. İşte, o saat şimdidir. Baba da kendisine böyle tapınanları arıyor. Tanrı ruhtur, O’na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar.”

Yürek ve Kafa

Gerçek tapınma, diyor İsa, ruhta ve gerçekte olur. “Gerçek” kısmı oldukça açıktır. İsa’nın gelişiyle birlikte bu gerçeğin merkezinde İsa’nın kim olduğu ve ne yaptığı yatmaktadır. “Gerçek” bizzat O’dur (Yuhanna 14:6) ve O’nun bizim için gerçekleştirdiği kurtaran eylemi de “gerçeğin bildirisi”, yani “Müjde”dir (Koloseliler 1:5). Bize yeniden doğuşu sağlayan işte bu “gerçeğin bildirisi”dir (Yakup 1:18). Hristiyan hizmetkârların doğru bir biçimde ele almaya çalıştıkları şey işte bu “gerçeğin bildirisi”dir ve yine bu gerçek, Hristiyan tapınmasının demirini atmakta ve içini doldurmaktadır.

Peki ya “ruh”? Bu bizim ruhumuz mu, yoksa Tanrı’nın Ruhu mu? İsa’nın Yuhanna 3:6’da söylediği akılda kalır ifade bu noktada yardımcıdır: “Bedenden doğan bedendir, Ruh’tan doğan ruhtur.” Bu, ikisinden birini seçmemiz gereken bir durum değildir. Cevap, ikisi de. Mesih’te yeni yaratık olanlar için, ruhumuz varlığını ve hareketliliğini Tanrı Ruhu’na borçludur. John Piper’ın yazdığı gibi, “Gerçek tapınma yalnızca Tanrı Ruhu’nun harekete geçirmesiyle yaşama döndürülen ve hassasiyet kazandırılan ruhlardan doğar” (Desiring God, 82). Tanrı’nın Ruhu bizim ruhumuzu ateşler ve ona enerji verir.

Kemik ve İlik

Hristiyan tapınması hem yüreği hem de kafayı ilgilendirir. Baba ve Oğul’a dair, onların günahkârları kurtarırken gösterdikleri ortaklığa dair doğru doktrini ve aynı zamanda da, bu doktrine yönelik layık duyguyu zorunlu kılar. Hem yüreğin hem de aklın işidir. Piper bunu, “Tanrı’ya dönük gerçekle köklenen güçlü duygular” olarak özetlemektedir.

Tapınma canlı ve yürekten olmalıdır ve tapınma Tanrı’ya dair doğru bir algı üzerine kurulu olmalıdır. Ruh olmalıdır ve gerçek olmalıdır… Duygusuz gerçek, ölü bir doğruculuk ve yüzeysel hayranlık gösterenlerle dolu (veya yarı dolu) kiliseler yaratır… Öte yandan, gerçekten yoksun duyguysa içi boş bir taşkınlık yaratır ve titiz düşüncenin terbiyesini reddeden sığ insanlar ortaya çıkarır. Ama gerçek tapınma, derinden duygusal olan ve derin ve sağlam öğretiyi seven kişilerden doğar. Tanrı’ya dönük gerçekle köklenen güçlü duygular, Kutsal Kitap’a dayanan tapınmanın kemiği ve iliğidir. (81-82)

Ne Değildir?

Tapınma olarak ister yaşamın tümünden (Romalılar 12:1), istersek de toplulukça bir araya geldiğimiz tapınmalardan bahsedelim, gerçek tapınmanın özü dışsal değil, içseldir. Yürek ve kafa, duygu ve düşünce, ruh ve gerçek vardır.

Yine de, tapınmayı dışsallıkla tanımlamayı çok severiz. Binanın ne kadar güzel (veya dökük) olduğuna, katılımın ne düzeyde olduğuna, müziğin ne kadar iyi olduğuna, vaizin ne kadar yetenekli olduğuna, yanımızdaki kişinin telefonuyla Kutsal Kitap uygulamasına girmek veya notlar almak dışında başka şeyler yapıp yapmadığına, tapınma önderlerinden birinin dikkat dağıtır bir biçimde el sallayıp sallamadığına, garip surat ifadeleri yapıp yapmadığına, sallanıp sallanmadığına veya hatta zıplayıp zıplamadığına bakarız. (Tapınma zamanlarını planlayan veya yönetenler için “dikkat dağıtmayan mükemmellik” konusunda söylenecek şeyler de var elbette ama başka zamana saklamak lazım.)

Ancak tapınmamızın dışsal şekli önemsiz olmamakla birlikte, tapınmanın özü değildir. Dışsal şekil tapınmayı gerçekleştirmediğine göre, bozamaz da. Gerçek tapınmanın merkezini veya süresini bu dışsal şekiller belirlemez. Gerçek tapınma, yürekten doğar. Ruhtan ve gerçekten doğar.

Nerede Olursanız Olun

Yüreğinizi bir sonraki tapınma toplantısına hazırlarken ve yola koyulurken, bu hatırlatmaları da yanınıza alın. Dışsal faktörler önemlidir ama işin özü değildirler. Güne egemen olan faktörler olmaları gerekmez.

Topluluğunuzdaki şartlar ister sizin harika bir şekilde etkilenmenize olanak tanıyor, isterse de tüm kişisel tercihlerinizi ezip geçiyor olsun, tapınmanın özünün sekteye uğramasına gerek yoktur çünkü tapınmanın özü, yüreğimizdir.

Temelde, konu ellerimizle (veya başkalarının kendi elleriyle) ne yaptığımız (veya ne yapmadığımız) değil, yüreklerimizle ve akıllarımızla, yüreklerimizi ve akıllarımızı ele geçirmiş olan Kişi için ne yaptığımızdır. Tapınma ruhta ve gerçekte olur.

—John Piper

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/ruhta-ve-gercekte-tapinmak/