Resim: Aaron Burden

Aklımdan çıkarmam sözünü…  —Mezmur 119:11

Sabahın erken saatleri, Kutsal Kitap okuyup dua ederek Rab’le yalnız zaman geçirmek için en iyi zaman gibi gözükmektedir. Günlük görevlerimize başlamadan, sabah ilk iş olarak aklımızı ve ruhumuzu Tanrı Sözü’yle yıkarsak, gün içinde karşılaşacaklarımızla başa çıkmak için zihinsel olarak daha çok hazırlıklı oluruz. Beklenmedik bir şey oluştuğunda, sorun ortaya çıkmadan önce karar verilmiş gibi görünür.

Bu da aklıma bir büyükbabanın bir Pazar sabahı söylediği sözleri getiriyor. “Kutsal Kitap’ı okumak, soğuk sular içmek için bir kaynağa gitmeye benzer. Çok pak ve tazeleyicidir” demişti.

Ayrıca kiliseye giden bir başka adamın da, imanı yeterince kuvvetli olduğundan Tanrı Sözü’nü okumak ve Pazar günü kiliseye gitmenin ona bütün hafta yettiğini söylediğini hatırlıyorum. Sanki hafta içinde Kutsal Kitap’ı okumak imansızlık olurmuş gibi…

Bu iki adamın hayatını da sonuna kadar gözlemleme fırsatım oldu.

Birinci adamın beş oğlu vardı; dördü Rab’bin hizmetine çağrılmıştı. Ailelerinde on çocukları vardı, torunlarından Rab’bin hizmetinde olan en az on iki kişi ya da daha fazlası vardı.

İkinci adamın son yılları bu kadar hoş olmamıştı. Karısı onu terk etmişti ve neredeyse bir dilenci hayatı sürmüştü.

Biz bu adamların yargılayıcısı değiliz ama bu örneklerden değerli dersler alabiliriz.

Kutsal Kitap bir teleskop gibidir; kendisine bakılacak bir şey değil, kendisi aracılığıyla dünyaya bakılacak bir şeydir.