Resim: Canva

Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.Yuhanna 3:16

Tanrı’nın insanlığa verdiği en büyük hediyeyi kutladığımız Noel dönemine girerken Tanrı’nın bize olan sevgisinin ne kadar büyük olduğunu hatırlıyoruz. Bu sevgi sadece soyut bir duygu değil, Baba’nın Oğul’u bizim günahlarımızın bağışlanmasını sağlamak için dünyaya gönderdiği derin bir fedakarlık eylemidir. Sessiz Beytlehem kasabasında doğan bu bebekle, sevgi insan formuna büründü. Bir yemlikte doğan bu bebek, peygamberlik sözlerini yerine getirdi ve Tanrı ile insan arasındaki uçurum arasında köprü oldu. Mesih bizi kendisine çekmek için güç yerine alçakgönüllülüğü seçti. Bunu bize duyduğu sevgisi nedeniyle yaptı. Kutsal Kitap bu temayla doludur. Tanrı’nın bize duyduğu sevginin en açık dile getirildiği örneklerden birisi Yuhanna 3:16 ayetidir: “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.”

Luka 1 ve 2 bölümlerinde Meryem’in hamileliği ve İsa’nın doğumu ayrıntılı biçimde anlatılır. Meryem tüm belirsizliklere ve belki korkularına rağmen Kurtarıcı Mesih’i itaatkar bir sevgiyle rahminde taşıdı. Yusuf, toplumun tepkisinden korkarak eşini ve rahminde taşıdığı bebeği bırakmak yerine sevgiyle onları korumayı seçti. Sevgi pasif bir duygu değil, eylemlerle dile getirilen aktif bir seçimdir.

“Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır. Bizse seviyoruz, çünkü önce O bizi sevdi.” (1 Yuhanna 4:18-19) Evet, önce O bizi sevdi. Tanrı, bizi kurtarmak için insan doğasını alarak dünyaya geldi. Noel döneminde, Her Şeye Egemen Tanrı’nın bize olan sevgisini bir kez daha hatırlıyoruz. Bu sevgi, dönüştüren bir sevgidir ve alev gibi yayılır. Tanrı’nın bizi eksiklerimiz, kusurlarımız ve günahlarımıza rağmen ne kadar derinden sevdiğini anladığımızda, bu sevgiyi paylaşmak isteriz. Bu sevgi sayesinde bize karşı kötülük yapanları bağışlayabilir, zayıflara merhamet edebiliriz. Hristiyanların yaşamı bu güçlü sevgiyle yeniden şekillenir; katı yürekler yumuşar, ayrılıklar birliğe dönüşür.

Doğuş Bayramı bizi bu sevgiyi her gün yaşamaya, eylemlerimizde ve sözlerimizde Mesih’in sevgisini yansıtmaya ve yaşamlarımızı kalıcı olarak değiştirmeye çağırıyor. İsa’nın doğuşunda sergilenen Tanrı sevgisini, O’nunla gerçek bir ilişki kurmak için kişisel davetiniz olarak kabul edin. Bu sevgi, kuşkularınızı ortadan kaldırsın ve içinizde Tanrı sevgisini ateşlesin. Yüreğinizi Tanrı sevgisine açtığınızda Doğuş Bayramının gerçek sevincini keşfedeceksiniz: asla bitmeyen ve sizi O’na daha da yaklaştıran Tanrı sevgisi, çünkü önce O size sevdi.

.