Resim: Canva
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz. Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi?” — Matta 6:24–25
Tanrı ’ ya bel Bağlamak üzere O’nun tarafından tasarlanan bedene sahip ruhlar olduğumuzu gördük. Tanrı bizi kendisini yüceltmemiz ve kendisine ibadet etmemiz için yaratmıştır (bkz. Yeşaya 43:7; Koloseliler 1:16). İçimize, günah dünyaya girmeden önce bizi doğal olarak kendisine yönelten bir arzu yerleştirdi. Günah bahçeye girene kadar, insanın eğilimleri tek yönlü olarak Tanrı’ya adanmıştı. Ama şimdi insan doğamız düşmüştür; düşmüş bedenlerde yaşıyoruz ve düşmüş bir dünyada ikamet ediyoruz. Eğilimlerimiz Tanrı’yla dünyasal bağlılıklar arasında bölünmüştür. Herhangi bir anda yüreğimizde ilk yeri işgal eden şey neyse, enerjimizi, dikkatimizi ve hizmetimizi çeken de odur.
Bugünkü Kutsal Yazı metnimizde İsa iki efendiye kulluk etmenin imkânsız olduğunu söyler. Bizler ibadetimizde tek yönlü olmak için yaratıldık. Eğer paraya taparsak (ve onu bir tanrı hâline getirirsek), o zaman gerçek Tanrı’ya tapamayız. Ve eğer Tanrı’ya taparsak, artık paraya tapmayız. İnsan yüreğinin gayrimenkulü sadece tek bir taht için yeterli alana sahiptir. Ancak günah dünyaya imansızlık şeklinde girdiğinde, insanın yüreği ikiyüzlü hâle geldi. Yüreğimiz artık sadakatsizdir ve ibadetimizin bozulmasına neden olur. İşte bu noktada kaygı sahneye dahil olmaktadır.
İsa’ya göre kaygı, yanlış yöne sapmış ibadetin bir belirtisi (semptomu) olabilir. Bazen yüreklerimiz kaygılıdır çünkü bağlılığımızı (güvenimizi) Tanrı’dan başka bir şeye –bu durumda paraya ya da paranın satın alabileceği şeylere (yiyecek, içecek, giyecek vb.)– kaydırmışızdır. Tanrı’ya koşulsuzca güvenmediğimizde, yüreklerimize şüphe girer ve değişken olan “kararsız” adam gibi olabiliriz (Yakup 1:8). Yüreklerimiz bölünür ve bir o yana bir bu yana sallanırız. Yüreklerimiz için yarışan birden fazla tanrı kaçınılmaz olarak içsel kargaşaya yol açar.
Bu hayatın temel ihtiyaçları için endişeleniyor musunuz? Eğer öyle değilse, hangi tanrılar bağlılığınızı talep ediyor? Yaşamınızda Rab’bin yerini almış olan hangi şeyler için endişeleniyorsunuz?
Bizi yüceliği için yaratan Kişi’ye tapınıp ibadet ettiğimizde, ruhlarımız esen kalır. Ancak süregelen imansızlık, adanmışlığımızı Rab’den uzaklaştırdığında, kaygılanırız ve yüreklerimiz bozulur. Önümüzdeki günlerde bu konuya daha yakından bakacağız.
İbadet ile zihninizi meşgul eden şeyler arasındaki ilişki nedir? Hangi insanlara ya da şeylere uygunsuz bir değer ve dolayısıyla uygunsuz bir önem ve ibadet atfettiniz?


