Resim: Canva
Rab’de her zaman sevinin; yine söylüyorum, sevinin! Uysallığınız bütün insanlarca bilinsin. — Filipililer 4:4–5
“Mutluluk istiyorum, ” dedi bir arkadaşım bana. O mutlu olmak isteyen ama mutluluğu genellikle yanlış yerlerde arayan tanıdığım pek çok insandan biri. Ben bu bölümü yazarken, Amazon’un arama motoru mutlulukla ilgili kitaplar için elli binden fazla sonuç veriyor. Ancak tüm bu kişisel gelişim kitaplarına rağmen insanlar kronik olarak mutsuz.
Örneğin, iş yerinde olumsuzluk (negatiflik) şeklinde yaygın bir mutsuzluk görülüyor. Forbes dergisi kısa bir süre önce “bağlılığı kopuk çalışanların norm olduğunu” ve “bağlılığı kopuk çalışanların olduğu yerde genellikle şikâyet, dedikodu ve sızlanma olduğunu” belirten bir makale yayınladı. Yazar sözlerine şöyle devam ediyor: “İster zaman zaman kurban zihniyetiyle mücadele ediyor olun, ister gereğinden fazla kötü bir dönem geçirmiş olun, kendi davranışlarınız söz konusu olduğunda tüm gücün sizde olduğunu ve her zaman bir seçeneğiniz olduğunu hatırlamak güven vericidir.”
“Her zaman bir seçeneğiniz vardır.” Bunu anladınız mı? Ve bu seküler bir derginin tavsiyesi. Öyleyse Kutsal Yazılar’a dayanan bir öğüt dikkatimizi çok daha fazla çekmelidir!
Filipililer 4:4-5 Tanrı’dan bir buyruk ortaya koymaktadır. Verilen iki öğüdü ve bunların birbirleriyle olan bağlantılarına dikkat edin.
- Rab’de her zaman sevinin. Filipi’deki topluluğa yönelik bu talimat, mektubun genel teması olan sevinç temasını devam ettirmektedir (bkz. Filipililer 1:18; 2:17-18, 28; 3:1). Kutsal Kitap’a göre sevinç hem bir duygudur –harika bir şeye verilen beklenmedik duygusal bir tepki– hem de buyrulabilen bir eylemdir. Pavlus’un bize her zaman sevinmemizi öğütlerken hapishanede davasının sonucunu beklediğini unutmayın. Nihai sevinç kaynağımız olarak Rab’be bakmayı nasıl seçmemiz gerektiğini ilk elden göstermektedir. Başka bir deyişle, gerçek sevinç koşullarımıza bağlı değildir. Kalıcı sevinç sadece Rab’de bulunur.
- Yumuşak huyluluğunuz bütün insanlarca bilinsin. Ayet 5’teki uysallık sözcüğü yumuşak huyluluk olarak da çevrilebilir. Yumuşak huyluluk, kendisinde sevinmeye çağrıldığımız Mesih’in önde gelen bir özelliği olduğu için, bu sözcüğe çok iyi uymaktadır. Dört Müjde’de de İsa’nın insanlığını kişisel olarak tanımladığı tek bir nokta vardır. O da, “Ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm” demesidir (Matta 11:29). Yumuşak huyluluk Mesih’e özgü bir niteliktir. Sevincimiz ve yumuşak huyluluğumuz “insanlarca bilin[diğinde]”, dikkatleri İsa’ya çekeriz. İster sevinmeyi ister şikâyet etmeyi seçin, seçiminiz tanıklığınızı etkiler.
Peki sevinç ve yumuşak huyluluğun kaygıyla ne ilgisi var?
Kaygı, sevinç katilidir. Güncel sorunlardan veya olası olumsuz sonuçlardan beslenir ve genellikle bunları abartır. Bunun sonucunda hissettiğimiz içsel tedirginlik sakinliğimizi ve yumuşak huyluluğumuzu zayıflatır. Ancak Mesih’in takipçileri olarak, olumsuz bir ruhla tanınmamalıyız; esen (barışçıl), umutlu bir ruhla tanınmalıyız. Bu Mesih’i andıran tavır elimizin altındadır çünkü bir seçimle başlar; sevinme seçimiyle.
Koşulların sevincinizin (ya da sevinç eksikliğinizin) temelini oluşturmasına izin verme eğilimine sahip misiniz? Neden böyle?


