Resim: Canva

Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim. Hezekiel 36:26

Sert gözükmek; bazen insanın en çok gurur duyduğu şey güçlü olmaktır. “Ben kimseye eyvallah etmem,” “kimse beni ezemez,” “duygusallık zayıflıktır.” Özellikle yaşadığımız kültürde sert olmak, kolay kırılmamak, hatta biraz mesafeli olmak sanki bir hayatta kalma stratejisi gibidir. İş yerinde, trafikte, arkadaşlar arasında, aile içinde… Sürekli bir savunma hali. Çünkü içten içe şunu düşünürüz: Eğer yumuşak olursam zarar görürüm. Eğer merhamet edersem suistimal edilebilirim. Eğer affedersem kaybederim.

Ama bu sertliğin bir yan etkisi var. İnsan bir süre sonra sadece başkalarına değil, kendine karşı da katılaşıyor. Hata yapanı hemen siliyor, yanlış yapanı hemen yaftalıyor, farklı düşüneni hemen dışlıyor. Sosyal medyada bir cümle yüzünden linç edilen insanlar, aile içinde yıllarca konuşulmayan kırgınlıklar, dostlukların küçük bir gurur yüzünden bitmesi… Katılık bizi güçlü gösterebilir ama çoğu zaman yalnızlaştırır. Güçlü görünmeye çalışmak ise insanı yorar.

Bu içsel mücadele yeni değil. Kutsal Kitap insan yüreğinin hem kırılgan hem de sertleşmeye meyilli olduğunu söyler. İnsan, Tanrı’dan uzaklaştıkça kalbi taşlaşır. Kendi merkezine kapanır. Kendini korumaya çalışırken aslında kendini kapatır. Ama Kutsal Kitap sadece teşhis koymakla kalmaz; çözümü de gösterir. Tanrı şöyle der: “Size yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım. İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim.” (Hezekiel 36:26) Yani mesele sadece sertliğin farkına varmak değil; o sertliğin değişmesi mümkündür.

Çünkü taşlaşmış bir yürek ilk başta güçlü gibi görünse de zamanla hissizleşir. Hissizleşen bir kalp sevgiyi de, sevinci de, gerçek yakınlığı da tam yaşayamaz. Oysa insan, merhametli bir Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır. İnsanın tekrar eski haline dönebilmesi için Tanrı beden alıp dünyaya geldi, sadece merhameti öğretmek için değil, merhametsizliğe sebep olan günahın etkisini ortadan kaldırmaya geldi.

İsa’nın yaşamına baktığımızda güçlü görünmeye çalışan birini değil, gerçekten güçlü olanı görürüz. Otoritesi vardı ama sertlikle değil, şefkatle yaklaştı. Hastalara dokundu, dışlananlara yaklaştı, kendisine ihanet edecek olan öğrencisini bile sofradan kovmadı. İnsanların en zayıf anlarında onları aşağılamadı. Bu, zayıflık değildi; bilinçli bir merhametti. İsa Mesih çarmıhtayken bile O’nu çarmıha germiş olanlar için “Baba onları bağışla” diyerek merhametinin derinliğini göstermiştir. İsa Mesih’in merhameti iyi kalpli bir insan örneği değil, Tanrı karakterinin göstergesidir. Biz çoğu zaman güçlü olanın üstün gelen olduğunu düşünürüz. Oysa İsa güçlü olanın merhamet gösteren olduğunu göstermiştir.

Çarmıh bu merhametin en açık ifadesidir. İsa orada sadece haksızlığa uğramadı; insanın sertliğinin, gururunun ve günahının yükünü taşıdı. Ona sövüldüğünde karşılık vermedi, acı çektiğinde tehdit etmedi (1. Petrus 2:23). Kendini savunabilecek güçteyken merhameti seçti. Çünkü amacı kazanmak değil, insanı kurtarmaktı. Çarmıh, insanın hak ettiği yargının yerine, merhametin verildiği yerdir.

Gerçek güç, incindiğinde intikam almamakta; haklıyken ezmemekte; bağırma hakkın varken kontrolü kaybetmemekte ortaya çıkar. Merhamet kontrolsüz bir duygusallık değil, yönlendirilmiş bir yürektir. Ama bu yürek insanın kendi çabasıyla oluşmaz. Tanrı’nın verdiği yeni yürekle mümkündür. İnsan affedildiğini gerçekten anladığında başkasını affetmeye başlar. Kendisine sabredildiğini gördüğünde başkasına sabretmeyi öğrenir.

Belki sen de sürekli güçlü durmaktan yoruldun. Belki kalbini korumak için sertleştirdin. Ama şu soru önemli: Bu sertlik seni gerçekten korudu mu, yoksa daha da yalnız mı bıraktı? Tanrı’nın vaadi, seni savunmasız bırakmak değil; içten dönüştürmektir. Yeni bir yürek, hem güçlü hem merhametli olabilir.Bu, insanın kendi üretimi değil, Tanrı’nın çarmıhta armağanıdır.


Neden İsa?

Çünkü O, merhameti sözle değil hayatıyla gösterdi.
Çünkü O, bizim günahımızın yükünü çarmıhta taşıdı ve bizim bağışlanmamızı adil kıldı.
Çünkü O, taşlaşmış kalbi değiştirebilecek güce sahiptir.
Çünkü O, güçlü olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlar.
Çünkü O, insanın sadece yaralarını sarmaz; kalbini değiştirir.