fbpx

Resim: Diliff

Pavlus aslında kapalı bir kutuya doğru ilerliyordu. Bu kapalı kutu, özgürlüğünü elinden alacak olan hapishane olacaktı. Pavlus, Suriye’nin Sur Kenti’nde karaya çıktıktan sonra, Batlamya ve Sezariye’ye gitti. Ardından Yeruşalim’e ulaştı. Orada zincire vurulup hapse atıldı. Yargılama hataları, iftiralar ve haksızlıklarla geçen günlerden sonra, yargılanmak için Roma’ya götürülmek üzere bir gemiye bindirildi. Günlerce ağır, ağır yol alarak Knidos Kenti’nin açıklarına güçlükle gelebildiler. Rüzgâr yolculuğa engel olduğundan Salmone burnundan dolanarak Girit’in rüzgâr altından geçtiler. Kıyı boyunca güçlükle ilerleyerek Laseya Kenti’nin yakınlarında bulunan ve ‘Güzel Limanlar’ denilen yere vardılar. Epey vakit kaybetmişlerdi; oruç günü bile geçmişti. O mevsimde deniz yolculuğu tehlikeli olacaktı.¹

Kurtulduktan sonra vardıkları adanın Malta adını taşıdığını öğrendiler. Daha sonra, bu ilk karaya ayak bastıkları yere ‘Aziz Pavlus’ Körfezi adı verildi. Yerliler onlara olağanüstü bir yakınlık gösterdiler. Hava yağışlı ve soğuk olduğu için ateş yakıp herkesi dostça karşıladılar. Pavlus bir yığın çalı çırpı toplayıp ateşin üzerine attı. O anda ısıdan kaçan bir ‘Engerek yılanı’ onun eline yapıştı. Yerliler Pavlus’un eline asılan yılanı görünce birbirlerine, “Bu adam kuşkusuz bir katil” dediler. “Denizden kurtuldu ama adalet onu yaşatmadı.” Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar görmedi. Halk, Pavlus’un bedeninin şişmesini ya da birdenbire düşüp ölmesini bekliyordu. Ama uzun süre bekleyip de ona hiçbir şey olmadığını görünce, düşüncelerini değiştirip onun bir tanrı olduğunu sandılar.

Pavlus ve beraberindekiler Malta Adası’nda üç kış ayını geçirdiler. Pavlus adadaki birçok insanı sağlığına kavuşturdu. Üç ay sonra, kışı adada geçirdikten sonra, ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir İskenderiye gemisiyle denize açıldılar. Sirakuza Kenti’ne uğrayıp üç gün kaldılar. Oradan da yollarına devam ederek Regium’a geldiler… Ertesi gün güneyden esmeye başlayan rüzgârın yardımıyla iki günde güney İtalya’daki Puteoli’ye vardılar.

Pavlus “Ebedi Şehir” olan Roma’ya yaklaşırken görevini tamamladığını biliyordu. Ve sonunda Roma’ya vardılar. Yahudiler’in ve Romalılar’ın onu Roma’ya göndermediklerinin farkında olan Pavlus, Tanrı tarafından Roma’da olduğunu kabul etti. Zaten Pavlus bu kente gelmeyi planlamıştı.

Pavlus ve beraberindekiler ilkbaharda Roma’ya ulaştılar. Haberi alan vRoma’daki kardeşler, onları karşılamak için ‘Appius Çarşısı’na ve ‘Üç Hanlar’a kadar geldiler. Roma kilisesinin Sezar’ın ev halkından² bile üyeleri vardı. Bu tarihte Roma’nın nüfusu yaklaşık bir milyondu. Pavlus onları görünce Tanrı’ya şükretti, yüreklendi.

Roma’da, Pavlus’un bir asker gözetiminde yalnız başına kalmasına izin verildi. Pavlus Roma’da hapiste iken, İ.S. 60-62’de Koloseliler’e, Filipililer’e, Efesliler’e ve Kolese’de bulunan Filimon’a yazılan mektupları kaleme aldı. Diğer yazılarıyla beraber İncil’in % 30’u Pavlus’un elinden çıkacaktı. Roma’da iki yıl asker gözetiminde ev hapsinde kalan Pavlus, büyük bir olasılıkla İ.S. 63’te özgürlüğüne kavuştu. Hapisten çıktıktan sonra İspanya’da Müjde’yi yayıp Ege bölgesini ziyaret eden Pavlus tekrar yakalanarak Roma’da İmparator Neron tarafından ölüme çarptırıldı. Neron, İ.S. 67’de Pavlus’un kafasını kestirerek ölüm cezasını yerine getirdi. İmparator Neron, Roma’yı yakmak ve Pavlus’u öldürmekle tarihe geçti. Pavlus’un Tarsus’ta başladığı yolculuk Roma’da sona ererken, yaydığı İncil dünyanın dört bir yanındaki halklara ve uluslara ulaştı, halen ulaşmakta…


 

  1. Kutsal Kitap, Elçilerin İşleri 27. bölüm
  2. Kutsal Kitap, Filipililer 4:22

Anadolu’da Hristiyanlık

Yazar bu kitabın bölümlerini kullanma izni verdi. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, lütfen kopyanızı buradan satın alınız.