Resim: Canva
Mesih’in esenliği yüreklerinizde hakem olsun. Tek bir bedenin üyeleri olarak bu esenliğe çağrıldınız. Şükredici olun! Mesih’in sözü bütün zenginliğiyle içinizde yaşasın. Tam bir bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin, mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyerek yüreklerinizde şükranla Tanrı’ya nağmeler yükseltin. — Koloseliler 3:15-16
Luka17:11-19, İsa’nın on cüzzamlıyı iyileştirdiği ama sadece bir tanesinin minnettarlığını göstermek üzere geri döndüğü zamanı anlatır. İsa cüzzamlıyı fiziksel olarak iyileştirmişti ama çok daha önemlisi, Rabbimiz onun yüreğindeki günah cüzzamını da iyileştirmişti. İsa’ya göre, bu adamın imanı onu “iyi” yapmıştı (Luka 17:19). Bu adamı diğer dokuz kişiden ayıran neydi? İsa’yla sadece bir şifacı olarak değil, Kurtarıcısı olarak tanışmıştı. Sonuç olarak Mesih’te yeni bir yaratık oldu. Ve ruhunu kurtaran bu karşılaşma onda şükran dolu bir yürek yarattı.
Şükran dolu cüzzamlının Mesih’e dönüşü, Yeni Antlaşma’nın birçok mektubunda bulunan yeni yaratık beklentisini, yani lütufla kurtarılan günahkârların minnettarlıkla dolacağı beklentisini yansıtmaktadır. Bugünkü ayetlerin daha geniş bağlamı, Tanrı’nın imanlılara “eski yaradılışı kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp at[maları]” ve “yeni yaradılışı giyin[meleri]” yönündeki buyruğudur (Koloseliler 3:9-10).
İki ruhsal disiplin minnettarlık tutumunu geliştirir.
Tanrı’nın esenliğinin yüreğinize egemen olsun. Minnettarlık tutumu, Tanrı’nın esenliğinin yüreklerimize egemen olup olmamasıyla doğrudan bağlantılıdır. Sekizinci günde gördüğümüz gibi, Tanrı’nın esenliğine sahip olmak Tanrı’yla esenlik içinde olmaktan farklıdır. Tanrı’yla esenlik (barış) konumsaldır; Mesih’te kim olduğumuzla ilgilidir. Artık düşman değil dost, Tanrı’ya tabi krallık vatandaşları ve çocuklarız (bkz. Yuhanna 15:15; Koloseliler 1:21-22; 1.Yuhanna 3:2). Ancak Tanrı’nın esenliği deneyimseldir (yaşantısaldır);
Söz’e dayalı güven, Kutsal Ruh ve dua aracılığıyla içsel varlığımızı muhafaza eden sakin bir güvencedir (bkz. Yasa’nın Tekrarı 26:3; Romalılar 14:17; Filipililer 4:6-7). Tanrı’nın esenliği yüreklerimize egemen olduğunda, kaygı içeri girmekte zorlanır. Koşullarımızı yeniden düzenlemek gibi endişelerimize hızlı çözümler aramak bizim için çok kolaydır. (Zor bir iş mi? Başka bir iş bulun. Zor bir ilişki mi? Diğer kişiden uzak durun). Bu bize geçici bir rahatlama sağlasa da, uzun süreli deneyimsel esenlik konumsal esenlikten (barıştan) gelir. Kaygılarımızı yatıştırabilmek için önce Tanrı’yla doğru bir ilişki kurmamız gerekir.
Mesih’in Sözü içinizde zengin bir şekilde yaşasın. Söz üzerinde derinlemesine düşünmek onun içimize derinlemesine işlemesini sağlar. Zihnimizin endişelerini ve yüreğimizin korkularını zorlar ve değiştirir ki bu da sevinç üretir. Bu sevinç daha sonra içimizde Mesih’i yücelten övgüler söyleme arzusu yaratır. Bu metinden açıkça görülmektedir ki şükran dolu bir ruh, lütufla dokunulan, Ruh tarafından kontrol edilen ve Söz’le beslenen bir yürekten akar.
O hâlde kaygılandığımızda, “Yüreğimde neler oluyor?” diye sormalıyız. Büyük olasılıkla, Söz’ün egemenliğinden ve zenginleştirmesinden kaynaklanan şükran tutumundan eksiğizdir.
Kaygı ve nankörlük iki yakın arkadaş olsa da, bunlar Mesih’i tanıyanlar için bir yaşam tarzı olmamalıdır.
Tanrı’ya ne zaman övgüler söylüyorsunuz? Mezmurları, ilahileri ya da ruhsal ezgileri söylediğiniz tek yer Tanrı’nın halkının bir araya geldiği pazar toplantıları mı? Eğer öyleyse, neden?


