fbpx

Kutsal Kitap’taki en kısa ayet, Yuhanna 11:35’tir: “İsa ağladı.” Ama bu ayet dilbilgisi açısından taşıdığı tüm sadeliğe rağmen, akıl almaz bir karmaşıklığa sahiptir.

İsa, Lazar’ın kederli kız kardeşleri Marta ve Meryem’le konuştuktan ve diğer tüm yas tutan kişileri gördükten sonra ağladı. Bu son derece doğal görünüyor. Ancak şu var ki İsa, Beytanya kentine Lazar’ı ölümden diriltmek için gelmişti. Birkaç dakika içerisinde tüm bu ağlamaların yerini hayret içerisindeki bir sevince, sonrasında ağlamaklı gülüşlere ve sonrasında da tapınmaya bırakacağını biliyordu.

Dolayısıyla, insan İsa’nın bu keder fırtınasında son derece özgüvenli ve sevinçli olmasını bekliyor. Ama “yüreği sızladı” (Yuhanna 11:3) ve ağladı. Neden?

1. Acılar Karşısındaki Şefkat

Bunun bir sebebi basitçe İsa’nın acı çekmekte olan kişilere duymuş olduğu derin şefkattir. Lazar’ın ölmesine İsa’nın müsaade ettiği doğrudur. Gelmekte gecikti ve yüzbaşının uşağı için yaptığı gibi burada uzaktan şifa vermedi (Matta 8:13). O’nun sebepleri iyi, merhametli ve yüce sebeplerdi. Ama bu, İsa’nın bu durumdan doğan acıları hafife aldığı anlamına gelmiyordu. “Çünkü isteyerek acı çektirmez, insanları üzmez” (Ağıtlar 3:33).

İsa her ne kadar her zaman Babası’na nihai anlamda en büyük yüceliği getirecek olan şeyi seçse de (Yuhanna 11:4) –ve bu bazen Lazar’ın durumunda olduğu gibi ıstırap ve keder içerse de– ıstırabın ve kederinin kendisinden zevk almaz. Hayır, İsa hâlden anlar (İbraniler 4:15). Ayrıca “görünmez Tanrı’nın görünümü” olarak ” (Koloseliler 1:15), İsa’ya Lazar’ın mezarının başındayken baktığımızda, Baba’nın kendi çocuklarının yaşadığı ıstırap ve acılara ilişkin duygularını bir nevi görebilmiş oluyoruz.

2. Günah Felaketi

İsa aynı zamanda günah felaketine ağladı. Dünyaya İblis’in yaptıklarına son vermek üzere gelmiş olan Oğul Tanrı olarak (1.Yuhanna 3:8), İsa ölüme öldürücü darbeyi yapmak üzereydi (1.Korintliler 15:26). Ama günah ve de ücreti olan ölüm (Romalılar 6:23), Tanrı’yı derinden kederlendirmektedir. Üstelik Adem ve Havva’nın düşüşünden bu yana, Tanrı günahın dehşet verici yıkımına katlandı. Ölüm, neredeyse yaratmış olduğu her insanı (İlyas ve Hanok hariç) tüketmişti. Lazar’ı almıştı ve her şey bitmeden önce, onu tekrar alacaktı. İsa’nın keder dolu gözyaşlarına öfke ve özlem de karışmıştı. 

3. Özgür Kılınmanın Bedeli

İsa’nın ağlamasının üçüncü bir sebebi, yalnızca Lazar’ın kısa vadeli dirilişini satın almak için değil, aynı zamanda onun sonsuz yaşamını satın almak için ödemek üzere olduğu bedeldi. Çarmıha günler kalmıştı ve hiç kimse İsa’nın içinde yaşamakta olduğu sıkıntıyı gerçekten bilmiyordu (Luka 12:50). Lazar’ın dirilişi Lazar ve diğerleri tarafından bir lütuf armağanı olarak deneyimlenebilirdi. Ama bunun bir bedeli vardı. İsa bunu satın almak için korkunç bir ölümle yüzleşecekti.

En korkunç kısımsa, her ne kadar akıl almaz olursa olsun, çarmıh değildi. Babası’nın gazabından korkuyordu. Günahı asla bilmemiş olan İsa, Lazar’ın ve O’na inanacak olan herkesin günahı olmak üzereydi. Öyle ki, onlar kendisinde Tanrı’nın doğruluğu olsunlar (2.Korintliler 5:21). O kendisinin önüne konan sevince bakıyordu (İbraniler 12:2). Ama oraya giden yolda karşısına çıkacak olanlar oldukça ağır geliyordu.

4. Kendi Ölümümün Sebebi

İsa’nın gözyaşları için dördüncü bir sebep, Lazar’ı diriltmesinin sonunda dini önderlerin kendisini ölüme mahkûm etmesine sebep olacağını biliyor olmasıydı (Yuhanna 11:45–53). Bu anlatıya baktığımızda, muhtemelen çoğumuz İsa’nın Babası’nın kendisini cevaplayacağına olan güveni karşısında hayrete düşüyoruzdur. Bizimse imanımız kıt. Eğer İsa o gün herhangi bir bocalama yaşadıysa, bu Babası’nın O’na cevap verip vermeyeceği değil, cevap verdiği zaman bunun neyle sonuçlanacağı olmuştur. Lazar’ı mezardan dışarı çağırmak, İsa için bizim hayal edebileceğimizden çok daha farklı bir adanmışlık gerektirmiştir. Lazar’a yaşam vermek, İsa’nın ölümünü mühürlüyordu.

İsa’nın Lazar’ın mezarı başında ağlamasına ilişkin yalnızca bu birkaç sebep, Tanrı’nın bizim acılarımıza ve ölüme olan bakışını bize bir nevi göstermektedir. O’nun bizden bu şeyleri esirgememesine ilişkin sahip olduğu sebepler doğru ve yüce sebeplerdir. Ama tüm bu sebeplerde, O şefkat doludur (Mezmurlar 103:13). Günahın açtığı felaketten nefret eder ve sonsuz özgürlüğümüzün bedelini tümüyle ödemek için, bizim asla anlayamayacağımız acıları O bizzat çekmiştir.

“Gözyaşlarınız belki bir gece akar ama sabahla sevinç doğar” (Mezmurlar 30:5). Üstelik bu sabah geldiğinde, “Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak” (Vahiy 21:4).

—Jon Bloom

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/isa-neden-agladi/