Resim: Canva
“Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” — Romalılar 3:23
Evet!
İlk başta bu cevap şaşırtıcı gelebilir. Ama şunu düşünün: Hastaneye kim gider? Hasta olanlar.
Aynı şekilde, Tanrıyı tanımanın yolu ahlaki başarıdan geçmez; kendi ahlaki başarısızlığımızı kabul etmekten geçer. Kutsal Kitap bu duruma “günah” der. Her gerçek Hristiyan günahkar olduğunu kabul etse de, ahlaki bozukluk yalnızca onlara özgü değildir. Onlar sadece bunu daha dürüstçe kabul ederler.
Dünyamızın asıl sorunu şu:
Herkesin ruhsal bir hastalığı var. Herkes günahkâr. Herkes günah işledi. Kutsal Kitap şöyle der:
“Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” — Romalılar 3:23
Kimse bunu kabul etmek istemez. Çoğu insan aslında “iyi” biri olduğunu düşünür. Ama günahkâr olduğumuzu görmezden gelmek bize yardım etmez. Aslında, tedaviyi reddeden bir kanser hastası gibi, günahkâr olduğumuzu inkâr etmek sadece yıkıma götürür.
Ayrıca, günah hastalığımızı görmezden gelirsek, tedaviyi – yani İsa Mesih’in müjdesini – asla aramayız. Bu nedenle İsa dedi ki:
“Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var” dedi. “Ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim.” — Markos 2:17
İsa, kendisinin iyi olduğunu düşünenler için gelmedi. İyi biri olmadığını bilenler için geldi.
Maalesef dünyadaki insanların çoğu, Tanrı tarafından kabul edilmenin yolunun iyi bir insan olmak olduğunu zanneder. Ama günahını gerçekten anlayan biri için, bu iyi haber değil – yıkıcıdır. Bu, kanser hastasına “tedavi sadece kanseri olmayanlar için” demek gibidir. Bu umutsuz bir durum, çünkü kimse Tanrı’nın kabulünü hak edecek kadar iyi olmaz. Bu imkânsızdır.
“Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı’yı arayan yok… İyilik eden yok, tek kişi bile!” — Romalılar 3:10-12
Ama müjdeye “iyi haber” denmesinin nedeni tam da budur. Tanrı’nın bizi sevmesi için yeterince iyi olmamız gerekmez. Aslında Tanrı, Kendi Sözü’nde, biz iyi değilken bizi sevdiğini söylüyor!
“Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü. — Romalılar 5:8
Biz günahkarken, İsa bizi sevdi ve bizim için canını verdi. Tanrı birini iyi olduğu için sevmez; Kendi iyi olduğu için sever.
Yani bu, Hristiyanlar istedikleri gibi yaşayabilir mi demek?
Hayır.
Bir Hristiyan olmak sadece affedilmek değil, değiştirilmek de demektir. Affedildiğin için istediğin gibi yaşayabileceğini Tanrı’nın öğrettiğini düşünmek yanlıştır. Maalesef bu yanlış anlama, Hristiyan olduğunu iddia edip günahlı bir hayat süren insanlar tarafından yayılmaktadır. Kutsal Kitap böyle bir fikri hiç yer vermez.
“O’nu tanıyorum” deyip de buyruklarını yerine getirmeyen yalancıdır, kendisinde gerçek yoktur. — 1 Yuhanna 2:4
Tanrı’dan doğmuş olan, günah işlemez. Çünkü Tanrının tohumu onda yaşar. Tanrı’dan doğmuş olduğu için günah işleyemez. — 1 Yuhanna 3:9
Hristiyanlar, affedildikleri için özgürce günah işleyen insanlar değildir. Bunun yerine bağışlanma kim olduğumuzu değiştirir. Birisi İsa Mesih’e iman ederek Hristiyan olduğunda, Tanrı ona yeni bir yürek verir. Artık hasta olmayan, İyileşmiş ve Tanrı’yı severek O’na itaat edebilen bir kalp verir.
“…Sizi bütün kirliliklerinizden ve putlarınızdan arındıracağım.
Sizi yeni bir yürek verecek, içinize yeni bir ruh koyacağım.
İçinizdeki taştan yüreği çıkaracak, size etten bir yürek vereceğim.
Ruhumu içinize koyacağım.
Kurallarımı izlemenizi, buyruklarıma uyup onları uygulamanız sağlayacağım.” — Hezekiel 36:25-28
Peki Hristiyanlar ahlaki olarak bozuk mu?
Evet, ve diğer herkes de öyle. Fark, Hristiyanların daha iyi olması değildir. Fark, onların affedilmiş ve değişmiş olmalarıdır. Tanrı’ya O’nun sevgisini kazanmak için itaat etmezler. Zaten o sevgiye sahip oldukları için itaat ederler.


