Resim: Canva
“Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı’nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar?” — Matta 6:30
Bizler dünyaya bağlı, doğa gereği dünyasal yüklere odaklanan insanlarız. İmanımızın küçüklüğü, Yaratıcımız’ın vaat ettiği ilgiye (bakıma) güvenmek yerine, ihtiyaçlarımız hakkında endişelenmeye yatkınlığımızda kendini gösterir. İmanımız henüz tam olarak gelişmemiştir; sürekli olarak beslenmeye ihtiyacı vardır. Bunun böyle olduğunu bilen İsa, bizi imansızlığımızla nazikçe yüzleştirerek imanımızı geliştirir.
Bugünkü ayetimizden önceki ayetlerde, İsa doğadan aldığı başka bir benzetmeyi kullanarak vicdanı harekete geçiren bir soru sorar. “Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın [yani, kasıtlı biçimde fark edin]! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler” (Matta 6:28). Açıkça görüldüğü gibi, imanın yorgun gözlerini Tanrı’ya doğru bakmaya yönlendirme niyetindedir.
İsa bizi çiçeklerin nasıl giyindiğini düşünmeye yönlendirir. Onlar kendi kumaşlarını satın almaz ya da eğirmezler. Rab tarafından güzelce süslenmişlerdir; öyle ki, “bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi” (Matta 6:29). İsa, geçimimizi sağlamak için çok çalışmaktan bizi vazgeçirmez. Ancak biz ne kadar çok çalışırsak çalışalım, Tanrı bizim adımıza her zaman daha çok çalışır. O nihai sağlayıcıdır. Eğer Tanrı çiçeklerle ilgileniyorsa ve onları göz kamaştırıcı şekil ve renklerle giydiriyorsa ve yok olmaya mahkûm olan kır otlarını bu çiçeklerden oluşan böylesine güzel bir düzenle giydiriyorsa, sizinle çok daha fazla ilgilenir. O’nun şefkatli ilgisini kabul etmeli ve kaygılarımız konusunda O’na güvenmeliyiz çünkü İsa’nın da belirttiği gibi, “Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir” (Matta 6:8).
Bu sadık ilgi, imanlıda büyük bir güven yaratmalıdır. Bunun ışığında, İsa kaygıyı “kıt imana” sahip olmakla ilişkilendirir. Kaygımızın kökü imansızlıktır. İsa imansızlığa ve imansızlığın Tanrı’yı küçük görmesine karşı çıkar; kaygılandığımızda Tanrı’nın eksikliğinden korkarız. Ancak Tanrı hiçbir erdemde eksik değildir. Hiçbir zaman sadakatsiz de değildir.
Bütün bu sorularda ve öğütlerde İsa tekrar tekrar aynı şeyi söyler. “Tanrı’nın ne yaptığına bakın. Çiçeklere bakın. Kır otlarına bakın. Tanrı onlarla sürekli ilgilenir ve onlar geçicidir. Onların ihtiyaçlarıyla ilgilenir. Siz çok daha değerliyken ve sonsuza dek yaşayacakken neden Tanrı’ya güvenmiyorsunuz?” İmansızlık ve kaygının her ikisi de kulağınıza şöyle fısıldar: “İhtiyaçların karşılanmayacak. Ne yapacaksın?” Kaygıya karşı mücadelemizde, Tanrı’yı küçük bir şekilde görmek asla yeterli olmayacaktır. Tanrı yeryüzünün bakımını insana devretmiştir (bkz. Yaratılış 2:15), ama her zaman asıl Bahçıvan O olmuştur. Ve Tanrı’nın yarattıklarının zirvesi insandır (bkz. Mezmur 8). Bu nedenle, Tanrı’nın ihtiyaçlarınızı karşılayacağına inanın. İman edin. Tanrı sizi önemsiyor!
Tanrı hakkındaki görüşünüz, O’na olan güveninizi nasıl etkiliyor? Kaygılarınızla savaşmanıza nasıl yardımcı oluyor?


