Resim: Canva
Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. — 1. Korintliler 13:4
Hayatımızdaki en büyük kırgınlıklar çoğu zaman en yakınlarımızla yaşadığımız küçük ama biriken anlaşmazlıklardan doğar. Bir cümle yanlış anlaşılır, bir beklenti karşılanmaz, bir mesaj gecikir… ve içimizden “Beni neden anlamıyorlar?” diye geçiririz. Bugünün hızlı dünyasında sabır sanki seksenlerde kalmış bir erdemmiş gibi geliyor. Bir küçük sorunda bile huzursuz olan bir zihinle, insan ilişkilerindeki zor anlara nasıl dayanabiliriz?
Sevmek kolaydır; ama sabretmek her zaman kolay değildir. İnsan sabırsızlığa eğilimlidir; çünkü kendi bakış açısını merkeze alır, herkesin kendi hızında değişmesini ister, kendi incinmesini daha büyük görür. Bu yüzden ilişkilerde en ufak yanlış anlama bile bizi hemen savunmaya iter. Sabır olmadan güven olmaz; güven olmadan yakınlık olmaz; yakınlık olmadan da sevgi uzun süre dayanmaz. Sabır, karşımızdakini değiştirmeye çalışmak değil, onu olduğu gibi anlamaya çalışmaktır: bazen beklemektir, bazen susmaktır, bazen yumuşamaktır, bazen de nefes alacak alan vermektir.
Kutsal Kitap bu durumu çok sade bir teşhisle ortaya koyar:
“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.” (1. Korintliler 13:4)
Sorun sadece davranışlarımızda değil; yüreğimizdeki acelede. Sabırsızlık, sevginin hızını kesen bir engel değil, sevginin eksikliğinin bir belirtisidir.
Ama Kutsal Kitap teşhis koymakla kalmaz; çözümü de gösterir. Tanrı’nın bize olan sevgisi ve sabrı bizde sabır ve sevgi oluşturur. Kutsal Tanrı’ya karşı günah işleyen bizler Tanrı’nın adil yargısını hak ediyorduk. Tanrı yargısını göstermede çabuk davranbilirdi ve sadece adil olan Tanrı’nın bunu yapması beklenirken henüz o yargıyla karşılaşmış değiliz. Fakat yargı altındayız. Tanrı bize hüküm giydirmeden önce günahlarımıza rağmen sabretti çünkü bizi seviyor. Ona karşı yaptığımız tüm yanlışlara karşı bizi sevmeye devam ediyor. Tanrı’nın sevgisi adil olarak gelecek olan yargıyı geciktirmekle kalmıyor ama bize bir kurtuluş yolu sunuyor.
Adil Tanrı günahkar olan bizleri kurtarmak için sevgisinden gelen sabrı ve merhametiyle bizi bağışladı. Bunu biricik Oğlu İsa Mesih’i çarmıhta günahlarımız için kurban sunusu yaparak gerçekleştirdi. Çünkü Tanrı bizi affetse bile günahın ücretini ödeyecek biri gerekirdi ve O İsa Mesih’ti.
İsa Mesih’e baktığımızda O’nun insanlara yaklaşımı sevgisinde bulunan sabrıyla gözlemlenebilir. O beden almış Tanrı olduğu halde günahkarlarla oturdu ve onlarla yemek yedi. Kendi sözlerini anlamayan insanlara sırt çevirmedi ve çevresinde güçlü görünmeye çalışan zayıflara karşı sabırla yaklaştı. O, insanların kusurlarına aceleyle tepki vermedi; onlara zaman verdi. İnsanların zayıflıklarına karşı “ya sabır, ya sabır” ya da “daha anlayışlı olmam gerek” diyerek değil, onları severek yaklaştı. Kendini çarmıha germeden önce ona zülmeden, aşağılayan, işkence eden ve çarmıha gerenler için bile sabır gösterdi, çünkü Onun sevgisi böyledir. Böylelikle İsa Mesih’in, Tanrı’nın, bizim için olan sabrını ve o sabrın kaynağı olan sevgisini anladığımızda ve hissettiğimizde bizler de içten dönüşmeye başlıyoruz. Onun sabrı, “daha anlayışlı ol” diye üzerimize yük binen bir baskı değildir, içimizden sevgi ve sabır konusunda bizi değiştiren güçtür.
Tanrı’nın bizi bağışlamış olması içimizde büyül bir bağışlama isteği ve alanı oluşturur ve bu istek Tanrı’dan gelir. Pavlus Koloseliler 3:13 şöyle demiştir, “Birbirinize hoşgörülü davranın. Birinizin ötekinden bir şikâyeti varsa, Rab’bin sizi bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.” Tanrı’nın sevgisini ve sabrını tatmamış, böylece bağışlanmamış biri her durumda bağışlayabilmenin ne anlama geldiğini bilemez. Bu sabır insanın kendi kendine içinden gelişebilecek bir erdem değildir, bunu Tanrı, Ruhu aracılığıyla bizde oluşturur. Hepimiz zayıfız ama Kutsal Kitap sabrı Ruh’un ürünü olarak tanımlar (Galatyalılar 5:22).
Sabır, kendimizi zorlayarak çıkardığımız bir performans değil; Tanrı’nın içimizde yetiştirdiği bir karakterdir. Bugün biri seni yanlış anlayabilir. Belki beklemek zorunda kalacaksın. Belki bir söz sabrını zorlayacak. O an durup şöyle hatırlayabilirsin: “Tanrı beni sevdi ve benim için sabretti; ben de sabredebilirim.”
Neden İsa?
Çünkü sabır sadece bir erdem değil, Tanrı’nın bizde oluşturduğu bir yaşam dönüşümüdür ve bu dönüşümün kaynağı İsa Mesih’tir. O, bize sabrı sadece öğreten değil; bizim için sabreden, bizi bağışlayan ve içimizde yeni bir yürek yaratan Kişidir.
İsa’nın sevgisi, bizi aceleden, kırgınlıktan, kendi gücümüzle ayakta durma çabasından kurtarır. Onun sabrı, sevginin nasıl bir karaktere dönüşebileceğini gösterir: bitmeyen, tükenmeyen, zoraki değil, içten gelen bir sabır.
Bu yüzden Neden İsa? Çünkü sabrı sadece O verebilir. Yürekleri değiştiren, bağışlamayı mümkün kılan ve sevgiyi kalıcı kılan güç yalnız O’ndadır. Onu tanıdıkça sabır, sadece “daha iyi olmaya çalışmak” değil; O’nun sevgisiyle şekillenen yeni bir yaşam biçimi hâline gelir.


