Resim: Canva

Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.”  — Yuhanna 14:27

Son zamanlarda içini açıklayamadığın bir huzursuzluk mu kaplıyor? Her şey yolunda gibi görünse bile, yüreğinin derinliklerinde bir şeylerin eksik olduğunu mu hissediyorsun? Bazen hiçbir gözle görülen sorun yokken bile içten içe bir tedirginlik, bir sıkışmışlık hissi yakalıyor insanı. Zihnimiz durmuyor, kalbimiz rahat edemiyor. Sessizlikte bile içimiz susmuyor.

Günümüzün dünyasında bu huzursuzluğu bastırmak için bir çok yol deniyoruz. Kendimizi oyalıyoruz, meşgul tutuyoruz, başarıya güvenmeye, kontrole tutunmaya çalışıyoruz. “Biraz daha başarılı olsam… Biraz daha param olsa… Biraz daha kontrol bende olsa… belki huzur bulurum” diye düşünüyoruz. Ama ne kadar uğraşırsak uğraşalım o derin huzur asla gelmiyor. Çünkü aradığımız esenlik dünyada ya da kendimizde oluşturabileceğimiz bir esenlik değil. Eğer gerçek esenlik dünyada değilse, içimizde de değilse nerede?

Kutsal Kitap, insanın asıl huzursuzluğunun dış koşullardan değil, Tanrı’yla olan ilişkisinin bozulmuş olmasından kaynaklandığını söyler. İçimizde hissettiğimiz o açıklanamaz eksiklik, dünyadaki hiçbir şeyle doldurulamayacak kadar özeldir. Çünkü insan Tanrı’yla barış içinde yaşamak üzere yaratılmıştır. O ilişki koptuğunda, hayat yolunda gitse bile yürek yerini bulmaz. Bu yüzden kaygı, korku ve güvensizlik insanın iç dünyasında sürekli kendini gösterir.

İnsan kendi yüreğindeki bu huzursuzluğu çözecek bir çözüm üretemez. Gerçek esenlik, Tanrı’yla yeniden kurulan bir ilişkiden doğar. İşte bu yüzden İsa Mesih dünyaya geldi. İsa Mesih, çarmıhta günahlarımızı üzerine alarak bizi Baba Tanrı’yla barıştırdı. Elçi Pavlus 2 Korintliler 5:19’da şöyle yazmış:

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.”

Tanrı’yla barışmış olmak, sadece günahlarımızdan ötürü suçluluk duygusundan kurtulmak değildir; aynı zamanda yüreğin güvenli bir yere kavuşmasıdır. Tanrı’nın bize karşı olmadığını, aksine bizi sevdiğini bilmek, insanın en derin tedirginliğini yatıştırır. Tanrı’nın ona karşı işlediğimiz suçları saymadığını bilmek ve Oğlu’na yüklediği cezamızı çekmek zorunda olmadığımızı bilmek bize ebedi bir esenlik verir.

İsa Mesih’in ölümü ve dirilişiyle bizi kendisiyle barıştıran Baba Tanrı, bu barışı Oğlu aracılığıyla kesinleştirmiş ve Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimizde etkin kılmıştır. Üçlü Birlik’in her üyesi bu esenliğin kaynağında ve sürekliliğinde birlikte çalışır. Baba Tanrı barışın kaynağıdır, Oğul bu barışı çarmıhta kazanmıştır, Kutsal Ruh ise bu barışı her gün içimizde yaşanır hale getirir. Bu yüzden esenliğimiz duygularımıza ya da değişken koşullara değil, değişmeyen Tanrı’nın kendisine dayanır.

İsa Mesih esenliği sadece anlatan biri değildir; esenliğin bizzat kendisidir. Fırtınanın ortasında bile sakin kalabilen, çünkü güveni koşullara değil Baba’yla aynı öze dayanan Tanrı Oğlu’ndan söz ediyoruz. Bu nedenle öğrencilerine şöyle dedi:

“Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” (Yuhanna 14:27)

Dünyanın sunduğu huzur geçicidir. Koşullar değiştiğinde kaybolur. Güven sarsıldığında, belirsizlik arttığında, dünya esenlik veremez. Ama İsa Mesih’in verdiği esenlik koşullara bağlı değildir; O’na bağlıdır. O değişmediği için verdiği esenlik de değişmez.

Tanrı’nın bizi sevdiğini bilmek, O’nunla barış içinde olmak, içimizdeki o sürekli tedirginliği yatıştırır. Hayat hâlâ karmaşık olabilir, belirsizlikler sürebilir; ama artık yürek yalnız değildir. Çünkü esenliğimiz, bizi yaratan ve bizim için kendini veren Tanrı’ya dayanmaktadır.

İsa Mesih bu yüzden insanlara şöyle seslenir:

“Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” (Yuhanna 14:27b)

Bu çağrı, her şeyi kontrol edebilenler için değil; içi huzur bulamayanlar, güven arayanlar içindir. Her şeyi kontrol edemediklerini kabullenip, hayatalarını her şeyi kontrol edebilen egemen Tanrı’ya teslim edenlerdir. Gerçek esenlik, kendimizi güvene almaya çalıştığımızda değil, Tanrı’ya güvendiğimizde gelir.


Neden İsa?

  • İnsan yüreğindeki en derin huzursuzluğun kaynağını gören ve çözen O’dur.
  • Tanrı’yla bozulmuş ilişkiyi onaran ve gerçek barışı sağlayan O’dur.
  • Kutsal Ruh aracılığıyla esenliği sadece vaat etmez, yüreklerimizde etkin kılar.
  • Koşullar değişse bile değişmeyen sevgisiyle güven verebilen tek Kişi O’dur.
  • Aradığın esenlik ne dünyanın sunduğu geçici huzurdur ne de kendi içinde inşa edebileceğin bir dinginliktir. Gerçek esenlik, Tanrımız İsa Mesih’tedir.