fbpx

Resim: rattanakun

Kurtuluş Eski Antlaşma’da Aynı mıdır? 

İki Antlaşma arasındaki ilişkileri inceleme konusu, teologların adanmışlığının ve yöntemlerinin önemli bir ölçütüdür. Bu alanda önemli birkaç konu var: Eski Antlaşma’nın Yeni Antlaşma’da kullanılması, her iki antlaşmadaki kurtuluş meselesi ve Yeni Antlaşma imanlılarının Eski Antlaşma karşısındaki duruşu.

Yeni Antlaşma’ya (İncil) göre insan, İsa’ya iman yoluyla lütufla kurtulur. İsa, kimliği (Tanrı insan), ölümü, dirilişi ve yükselişi sayesinde günahlının kurtarıcısı olmuştur. İsa’nın Kutsal Ruh’u göndermesi, çarmıhta temel atmış olan tarihte nesnel kurtuluş işinin son parçasıydı. İnsanın, Mesih’in çarmıhta tamamladığı kurtuluşu hayatında etkin kılması için Mesih’e güvenmesi yeterlidir.

Peki, İsrail’in Mesih’ten önceki durumu neydi? Yahudiler aynı kurtuluşa sahip miydi? Kurtuluşları aynı şekilde mi gerçekleşti? Neden sunu ve adak sunmak zorundaydılar? İnsanlar Eski Antlaşma zamanında Yasa’nın gereklerini yaparak mı, kurtuldular ve sadece Yeni Antlaşma zamanında mı lütufla kurtuldular? Bu makale bu soruların bir kısmına kısa cevaplar vermeyi amaçlamaktadır. Bu sorulara cevap verirken en doğal önerme, Yeni Antlaşma imanlısının, Eski Antlaşma imanlıları hakkında ne düşündüğünü sormaktır. Umudum şu ki, Eski ile Yeni arasındaki ilişkileri anlamak, Yeni Antlaşma imanlısına Eski Antlaşma’yı okumak, anlamak, hayatına doğru bir şekilde uygulamak için daha büyük bir istek verecektir.

Eski Antlaşma’nın bizzat kendi hakkında yaptığı tanıtım, bizim Eski Antlaşma’ya bakış açımızda ve Eski Antlaşma’nın Yeni Antlaşma ile bağlantılı olarak doğru kabul ettiğimiz noktalarda birinci önceliğe sahip olmalıdır. Birinci ve muhtemelen en önemli açıklama Tevrat kelimesidir. Tevrat, “kanun, şeriat” kavramından çok daha geniş bir anlama sahiptir. Tevrat için daha iyi tanımlama, “talimat, öğretiş” olabilir; yani Tanrı’yla antlaşmaya dayanan ilişki içindeki halkın nasıl davranması gerektiğini gösterir. Buna örnek olarak Yasa’nın Tekrarı 4:5-8 ayetleri gösterilebilir. Ingalls, uzunca araştırmasında şu sonuca varır: “Tevrat, Tanrı’yla bir pazarlık aracı değildir, bir ilişki belgesidir. Tanrı’nın İbrahim’e vaat ettiği bereketlerin nasıl gerçekleşeceğini anlatan bir ‘talimatlar’ kitabıdır.”1 Kutsal Yasa, Tanrı’yla Mısır’dan çıkış aracılığıyla antlaşma ve kurtuluş ilişki içersinde olan halka verilmiştir. Yasa bu ilişkiyi tanımlar.2

Kurtuluş Eski ve Yeni Antlaşma’da Aynı mıdır?

Ryrie’nin buna güzel bir cevabı var: “Kurtuluşun temeli her çağda Mesih’in ölümüdür; kurtuluş için gerekli olan şart her çağda imandır; imanın her çağdaki objesi Tanrı’dır. İmanın içeriği, farklı teoloji dönemlerinde farklılıklar gösterebilir.”3

Kurtuluş Eski Antlaşma’da geniş bir kavramdır. Düşmandan, sıkıntıdan, doğal afetlerden ya da ölümden kurtuluşu, ayrıca ruhsal kurtuluşu kapsar. Ross şöyle der: “Sonuç olarak, tüm Eski Antlaşma boyunca İsrail’in arzuladığı ya da keyfini çıkardığı kurtuluş, Tanrı’nın halkı olarak bu dünyadaki hayatla ilgili antlaşmanın bereketleri ve vaatleriyle ilgilidir.” Bu durum, bireysel günahtan kurtulmanın gerekli olduğunu inkâr etmek anlamına gelmez; bireysel günah kavramı Eski Antlaşma’da da vardır ve açık şekilde anlatılır; fakat ana konu antlaşmaya dayanan hayattır; yani Tanrı’nın kendi halkını vaat edilmiş topraklarda bereketlemesidir.4 Düşmandan veya doğal afetlerden kurtuluş, İsrail’in antlaşmaya dayanan hayatının bir parçasıdır. Eski Antlaşma’da gelecek hayat, diriliş ya da cennet konusu çok seyrek işleniyor. Eski Antlaşma imanlısının ümidi, vaat edilmiş topraklarda bereketli bir hayat sürmektir (bkz. Levililer 26:1-13; Yasa’nın Tekrarı 28:1-14). Gelecek hayat ve yenilenme kavramı Eski Antlaşma’da da vardır. Bunlardan “yenilenme”, örneğin, “yüreğin sünnet edilmesi” gibi benzetmelerle işlenir. Ne var ki Eski Antlaşma’nın odaklandığı konu başkadır.

Kurtuluşun temeli her zaman, hem Eski hem de Yeni Antlaşma’da Mesih’in ölümüdür (bkz. Romalılar 3:21-26). Ancak bu, Eski Antlaşma imanlısının Mesih’e güvendiği (iman ettiği) anlamına gelmez. Aşamalı vahiy bu şartı henüz açıklamış değildir. Ne var ki, Mesih’in ölümü, Tanrı’nın günahları bağışlaması için tek objektif (nesnel) temeldir.

Kurtuluş için gerekli olan şart, her zaman imandır. Olmak zorundadır; insan, Eski Antlaşma döneminden Yeni Antlaşma dönemine gelene kadar değişmemiştir. Günah hâlâ Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi bozan etkendir; Tanrı’yı hoşnut etmenin önündeki engeldir. İnsan Tanrı’nın kanununu yerine getiremez ve bu yüzden kendini kurtaramaz. (bkz. Romalılar 7:13-25; 8:5-9). İman, hem Eski Antlaşma’da hem de Yeni Antlaşma’da aynıdır: Tanrı’nın güvenilir karakterine ve vaatlerine güvenmektir. Yeni Antlaşma imanlısı için bu vaatler Mesih’in kendisine ve kurtuluşta sağladıklarına odaklanmıştır (bkz. 1.Korintliler 1:30); Eski Antlaşma imanlısı için ise bu vaatler antlaşmanın bereketleriyle ilgilidir. İman bir itaat adımıdır; ilk adım, antlaşmayla ilgili vahiylere ait ek itaatlere yol açar (bkz. Romalılar 1:5).

Yeni Antlaşma imanlısı için imanın içeriği Mesih’in kendisidir. Eski Antlaşma imanlısının kurtulması için Mesihsel bir vaade imanın varlığından söz etmek güçtür. Eski Antlaşma’da imanın objesi çok geneldi; Tanrı’yla olan ilişkileri açıklayan temel prensiplere dayanırdı (örn. Sunu sistemi).

(gelecek hafta devam edecek)

Ken Wiest 


https://www.e-manetdergi.org

Sonnotlar

1 Alan D. Ingalls, “Law and Liberty:  What’s a Christian to Do?” (Yayımlanmamış ders notları, Eski Antlaşma Yorumu, Baptist Bible Seminary, Aralık 2002) , s.4. 

2 A.g.e.,, s. 7. 

3 Charles C. Ryrie, Dispensationalism (Chicago, Illinois: Moody, 1995), s. 115.   

4 Allen P. Ross, “The Biblical Method of Salvation:  Discontinuity”, Continuity and Discontinuity, ed. John S. Feinberg (Westchester, Illinois:  Crossway, 1988), s.163. İsrail için ‘bu dünya’ vaat edilmiş toprakları kast eder. Antlaşma vaatleri, hem İbrahim’le yapılan antlaşmada hem de Sina Dağı’nda yapılan antlaşmada sıralanan ‘vaatlerdir (bkz. Yas. 28-30).