fbpx

Bu, İsa’nın en esrarengiz, tartışma yaratıcı ve unutulmaz ifadelerinden biridir. Son iki bin yıldır, birçok can çekişen ruh bu uyarıyla mücadele etmiştir. “Bağışlanmayan günahı” işledim mi? Tanrı’ya öfkeyle dil uzattığımda, O’na asi sözler söylediğimde, bağışlanmayan küfrü işledim mi? Ya da belki daha da sıklıkla, özellikle günümüzdeki İnternetten porno salgınını düşündüğümüzde, “Birçok kez dönmemeye söz verdiğim aynı günaha tekrar tekrar dönüyorsam, gerçekten kurtulmuş olabilir miyim?”

Bu gizeme ve tartışmaya rağmen, netliğe giden sade bir yolumuz var. İsa’nın “Kutsal Ruh’a küfür” ifadesi, yalnızca Sinoptik Müjdeler ’de (Matta, Markos ve Luka) karşımıza çıkıyor. Eğer İsa’nın orada ne kastettiğini (ve kastetmediğini) somut bir şekilde anlarsak, böyle bir “bağışlanmayan günah” bizim için bugün ne anlama geliyor (ve gelmiyor) sorusunu cevaplamak durumundayız.

İsa’nın Asıl Söylediği Şey

Dinleyicileri İsa’yı kendi öğretmenleriyle, “din bilginleri” denen ve Ferisiler olarak bilinen muhafazakâr Yahudi grubunun bir parçası olan kişilerle karşılaştırmaya başladıklarında, İsa halka kısa süredir öğretmekteydi. Artan kalabalık “O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu” (Markos 1:22). Din bilginleri bu kıyaslamayı duymuş ve gerilimi hissetmişlerdi. Çok geçmedense bu gerilimi körüklediler (Markos 2:6, 16), dönemin Kutsal Kitap öğretmenleri olarak ilave gelenekleriyle birlikte hızlıca kıskançlığa ve sonra da İsa’ya karşı nefrete kapıldılar. Tehdit o kadar büyüktü ki, bu muhafazakârlar karşılarındaki liberal rakipleri olan Hirodes yanlılarıyla müttefik olup planlar bile kurdular (Markos 3:6).

Hesaplaşma Markos 3:22–30’da (Matta 12:22–32) başlıyor. Din bilginleri Yeruşalim’den, Celile’nin izole bölgelerindeki yoksul, aldanmış kişileri hizaya getirmek üzere gelmişlerdir. “Baalzevul O’nun içine girmiş” ve “Cinleri, cinlerin önderinin gücüyle kovuyor” diyorlar (Markos 3:22).

İsa onların yalanını basit bir mantıkla sakince yanıtlar (23–26. ayetler) ve kendi rabliğiyle ilgili bir ifadede bulunmak üzere bu yalanı çevirir (27. ayet). Sonrasında aslında içten içe bulundukları ruhsal tehlikeyi bilmekte olan bu yalancıları uyarır.

“Size doğrusunu söyleyeyim, insanların işlediği her günah, ettiği her küfür bağışlanacak, ama Kutsal Ruh’a küfreden asla bağışlanmayacak. Bunu yapan, asla silinmeyecek bir günah işlemiş olur.” İsa bu sözleri, ‘O’nda kötü ruh var’ dedikleri için söyledi.” (Markos 3:28–30)

İsa’nın kafayı yemiş olduğunu varsaymak bir şey (kendi ailesi de ilk başlarda bundan korkar, Markos 3:21), ancak Tanrı’nın Ruhu’nun işini Şeytan’a atfetmek başka bir şeydir. Yaptıkları şey buydu. Tanrı’nın gücünün İsa denen bu adamda ve bu adam aracılığıyla belirdiğini gözlemliyor, katı bir yürekle bundan rahatsız oluyor ve Ruh’un işini Şeytan’a atfederek başkalarının aklını çelmeye çalışıyorlardı. Bu da bu din bilginlerinin yüreklerinde öyle ciddi bir katılık olduğunu gösteriyordu ki, sonsuz mahvın eşiğinde olduklarından korkmaları yerindeydi. Elbette çok geç olmadıysa. İsa bu din bilginlerinin kesinlikle çoktan mahvolduklarını bildirmemekte ancak onları bulundukları riskli yerden ötürü fena bir şekilde uyarmaktadır.

Din Bilginleri Kime Küfretti?

Bugünkü günahımız hakkında sorular sormadan önce, Müjde kitaplarındaki parçaları bir araya getirelim. Tanrı’nın antlaşma halkının öğretmenleri, kurtuluş tarihinin buradaki oldukça önemli ve eşsiz noktasında, aralarında bizzat Tanrı’yı ağırlamaktadırlar. Tanrı’nın uzun süredir beklenen krallığı doğmak üzeredir. “Ama ben cinleri Tanrı’nın Ruhu’yla kovuyorsam, Tanrı’nın Egemenliği üzerinize gelmiş demektir” (Matta 12:28). Hikâyelerinin, peygamberlerinin ve Kutsal Yazıları’nın onları uğrunda hazırlamış olduğu bugün, bizzat önlerinde açığa çıkmaktadır ve onlar kendi katı ve tövbeye yanaşmayan yürekleriyle onu reddetmektedirler.

Üstelik yalnızca Tanrı’nın bunu yapma şekline karşı burun kıvırmakla ve birbirlerine bununla ilgili şikâyet etmekle kalmamakta, aynı zamanda Tanrı halkının öğretmenleri olarak, diğerlerini de gerçeğin kendisinden alıkoymak için seslerini çıkarmaktadırlar. Bunu da, bariz bir biçimde Tanrı’dan olan İsa’daki etkin gücün, Şeytan’ın gücü olduğunu beyan ederek yapmaktadırlar. Burada İsa onları uyarıyor: “Kutsal Ruh’a küfreden asla bağışlanmayacak. Bunu yapan, asla silinmeyecek bir günah işlemiş olur” (Markos 3:29). Neden?

Matta, Markos’ta sahip olmadığımız bir detayı veriyor. “İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen, bağışlanacak; ama Kutsal Ruh’a karşı bir söz söyleyen, ne bu çağda, ne de gelecek çağda bağışlanacaktır” (Matta 12:32). İsa’ya saldırmak bir şeydir. Burada kendisine “İnsanoğlu” demektedir. Yani, O halkı arasındaki Tanrı’dır ancak bu, ölümü ve dirilişinde tümüyle açığa çıkarılmamıştır. Bu gizemli İnsanoğlu’na saldıracak olsanız, Ruh bunun üstesinden gelebilir. Ancak Tanrı’nın yaptığı şeyi görmek ve bunu Ruhu’na saldırıya çevirmek başka bir şeydir. Eğer bu din bilginleri Tanrı’nın Ruhu’na karşı birlik oluyorlarsa, onlara yardım edecek kim kalır? Ruh’u aşağılarsanız, lekelerseniz ve O’nun düşmanı olursanız, sizi geri getirecek kim kalır?

Bu din bilginlerinin “bağışlanmayan günah” mahkûmiyetine tehlikeli bir şekilde yakın olmalarının sebebi, onların böylesine kararlı bir yürek katılığını açıkça gösteriyor olmalarıdır. Üstelik bu yalnızca bu gizemli İnsanoğlu’na karşı da değildir. Artık bariz bir biçimde Ruh’a karşı katı yüreklidirler ve yüreklerinde tövbe yetisinin çoktan yok olmuş olabileceğini göstermektedirler. Bunun sebebi içten tövbe yetileri olmasına rağmen Tanrı’nın onları engellemesi değil, “asla bağışlanmayacak olmaları” çünkü bunun için gereken basit, paha biçilemez, yumuşak yürekli koşulu, yani tövbe koşulunu karşılamamalarıdır.

Bağışlanması Mümkün Olmayan Biri Bugün De Var Mı?

İsa kendi dönemindeki din bilginlerine seslendiğinde, bu sesleniş O’nun yaşamı ve hizmetiyle birlikte gelen ciddi bir kurtuluş tarihi değişiminin eşik noktasındadır. Bu durumda Eski Antlaşma’nın tamamlandığı ve Yeni Antlaşma’ya girişin yapıldığı dönemi düşününce, O’nun din bilginlerine yaptığı “Kutsal Ruh’a küfür” uyarısı ne açıdan O’nun gününe özel olabilir? Bu sözler yirmi yüzyıl sonraki bizlerin kulağına da aynı şekilde mi gelmelidir?

Elçilerin İşleri’ne ve Mektuplar’a doğru hikâyeyi ileri sardığımızda, “Kutsal Ruh’a küfür” diye addedilen bir şey görmemekteyiz. Bu da bu özel terimi günümüzde ciddi bir titizlikle ele almamız gerektiğini gösteriyor. Ama eş terimler olmasalar da, “bağışlanmayan günah” kavramına yakın bir kavram görebiliyoruz. İsa’nın kendi döneminde din bilginlerine yaptığı uyarının özü, her ne kadar esasen din bilginlerine olduğu şekilde olmasa da, bize de bir şekilde yapılmaktadır.

Efesliler 4:30, “Kutsal Ruh’u kederlendirmek”ten bahsetmektedir ama bu, İsa’nın din bilginlerine yaptığı uyarıyla aynı değildir. Kutsal Ruh’u “kederlendiren” kişilere, “Kurtuluş günü için o Ruh’la mühürlendiniz” hatırlatması yapılmaktadır. Ama İbraniler 10:29 “lütufkâr Ruh’a hakaret etmek”ten bahsetmekte ve İbraniler 12:17 de Hristiyan olduğunu söyleyen kişileri, “tövbe olanağını bulamayan” Esav gibi olmamaları konusunda uyarmaktadır. İsa’nın din bilginlerine yaptığı uyarıya benzer şekilde, bize Esav’ın bağışlanma dilediği ve bu dileğinin reddedildiği anlatılmıyor. Bunun yerine, “tövbe olanağı bulamadı.” Yani, yüreği o denli katılaştı ki, artık içtenlikle tövbe edecek ve karşılıksız sunulan bağış için gerekli olan koşulu karşılayacak durumda değildi.

İbraniler mektubunun yazarı mektubu boyunca kendi dinleyicilerini bu tehlike karşısında uyarmaktadır. Bu kişiler geçmişte İsa’ya iman ettiklerini ve O’nu benimsediklerini söylemişlerdi. Şimdiyse imansız Yahudiler’den gelen baskı ve zulümden ötürü, barış ve huzur bulabilmek adına İsa’yı terk etme ayartısıyla karşı karşıydılar. Tanrı’nın Yeni Antlaşma halkıyla bağlantılı olarak ciddi ölçüde lütuflar deneyimlemişlerdi (İbraniler 6:4–5) ama şimdiyse, Mesih’ten kopmanın eşiğindeydiler. İbraniler mektubu da onları bu tehlikeye karşı uyarmaktadır. Gerçeği bilip reddetmiş olarak, şimdi bir daha tövbe edip bağışlanma bulamayacakları bir yürek katılığına mı düşeceklerdi?

Bugünkü Hristiyanlar olarak, özel bir günah anından değil, İsa’yı doğru olarak görmesine rağmen O’ndan uzaklaşacak türdeki bir yürek katılığından, tövbe edemeyen bir yürek katılığından korkmamız gerekir. Tekrar söylemek gerekirse, bu durumda bağışlanma sunulmuyor değil, ancak aranmıyor. Yürek o denli inatçı hâle gelmiş ve Tanrı’nın Ruhu’na o denli zıt düşmüştür ki, gerçek tövbe yetisini kaybetmiştir.

“Bağışlanamaz” Hissedenler İçin Umut

“Bağışlanmayan günahı” işlemiş olduğunuzdan korkuyorsanız veya yüreğiniz çoktan bir katılık durumuna ulaşmışsa, Tanrı size umut sunmaktadır. Eğer bağışlanmayan günahtan ötürü endişeleniyorsanız, kuvvetle muhtemel o noktada değilsiniz demektir. Henüz değilsiniz. İsa’ya ve Ruhu’na karşı kararlı bir katılığa sahip olan yürekler, bundan dolayı endişe duymaz.

Müjde kitaplarındaki bu esrarengiz “bağışlanmayan günah” kavramına takılıp İsa’nın bu uyarısından önce bize kollarını açarak sunduğu o ciddi Müjde ifadesini kaçırmak kolaydır: “Size doğrusunu söyleyeyim, insanların işlediği her günah, ettiği her küfür bağışlanacak” (Markos 3:28). Her günah. Hangi küfürler edildiyse. İsa’ya iman aracılığıyla. Müjde anlatılarının istikameti işte bu: çarmıh. Müjde kitaplarında peş peşe gösterdiği üzere bu İnsanoğlu, Tanrı’nın kendisidir ve evrenin Rabbi’dir. Üstelik bizden biri oldu, günahlarımız için öldü ve tövbe edip O’nu Rab, Kurtarıcı ve Hazinesi olarak kucaklayacak olanlara tümüyle af sunmak üzere dirildi.

Eğer “bağışlanmayan günah” konusundaki endişeleriniz yaşamınızdaki bir günah alışkanlığıyla veya tövbesizlikle ilgiliyse, endişeleriniz doğrudan Tanrı Ruhu’nun sizde işleyip sizi yumuşaması mümkün olmayan bir katılaşmaya gitmekten alıkoyması anlamına geliyor olabilir. Ümitsizliğe kapılmayın. Bunu hafife de almayın. Kutsal Ruh böyle bir tehlikenin eşiğinde kendisine kulak verenleri teşvik etmektedir: “Bugün O’nun sesini duyarsanız, yüreklerinizi nasırlaştırmayın” (Mezmurlar 95:7–8; İbraniler 3:7–8). Yarınınız garanti değil. Ama bugününüz var. Eğer hâlâ içinizde tövbe etmek varsa, çok geç değildir.

Daha Da Müjde

Ama “bağışlanmayan günah” üzerindeki bu esrarengizliğin ve tartışmanın, bizim Markos 3 ve Matta 12’deki olayın altındaki temel gerçekliği gözümüzden kaçırtmamasına dikkat etmeliyiz. İsa’nın buradaki ana vurgusu “Kutsal Ruh’a küfür” diye bağışlanmayan bir günah olduğu değil, Kutsal Ruh diye bir kişi olduğudur! Ne harika bir şey ki, Tanrı bizi yaşamın iniş çıkışlarında kendi hâlimize bırakmamıştır. O kendi Oğlu’na insan bedeninde nasıl sağladıysa, bize de Ruhu’yla doğaüstü bir güç sağlamaktadır.

İsa bir insan olarak nasıl mucizeler yaptı? Ruh’un gücüyle. “Ben cinleri Tanrı’nın Ruhu’yla kovuyorsam…” (Matta 12:28). İsa din bilginlerinin, “Cinleri, cinlerin önderinin gücüyle kovuyor” dediklerini duyduğunda, kendisine yapılan değil, Ruh’a yapılan korkunç bir saldırı duymaktadır. Bu olayın son sözü her şeyi açıklıyor: “İsa bu sözleri, ‘O’nda kötü ruh var’ dedikleri için söyledi” (Markos 3:30).

Ne muhteşem ki, İsa’yı dünyadaki yaşamında ve kurban olmaya gittiği ölüm yolunda güçlendiren aynı Ruh bugün bize de verilmiştir. Bizler “Ruh’a sahibiz” (Romalılar 8:9, 15, 23; 1.Korintliler 6:19). Ne de büyük bir armağan aldık (Romalılar 5:5; 1.Korintliler 2:12; 2.Korintliler 5:5; 1.Yuhanna 3:23). Ruh sayesinde bize (ve bizim aracılığımızla dışarıya) sağlanan gücü ne kadar değersizleştiriyoruz?

—David Mathis

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/bagislanmayan-gunah-nedir-siniri-asmis-oldugunu-dusunenlere-umut/