fbpx

Çarmıh. Ne dehşet verici bir şey. Muazzam, akıl almaz ölçüde dehşet verici. Böyle olması için tasarlandı. Üstünde eziyetler çekebilecek kişilerin aklına derin bir korku salmak üzere tasarlandı.

Roma İmparatorluğu tarafından düzenlenen çarmıha gerilmelerin iki bin yıl sonrasında ve artık soyut teolojik bir kavram olarak çarmıha aşinalık kazanmış durumdayken, bunun nasıl bir şey olduğunu duygusal anlamda hissedebilmek bizim için zor bir şey olabilir. Roma İmparatorluğu kendisine karşı suç işleyen kişiler üzerine bu dehşet verici yolla gazabını salıyordu.

Ve İsa bir çarmıhta öldü. En kötü suçlularla bir tutuldu. Ölümü gerçekti ve korkunçtu. O, gazabın odağı oldu. Ama sadece Roma İmparatorluğu’nun veya Yahudilerin gazabı değil; hatta, üzerine dökülen temel gazap da Roma veya Yahudi gazabı değildi. En adil, en doğru ve en dehşet verici olan gazaptı. Üstelik O, insan bedenindeki nabzı bu durumdan kaçmaya çalışsa da, gönüllü bir şekilde bu gazabın odağı oldu (Markos 14:36). Geliş amacı doğrudan buydu.

Bu Amaç İçin Geldi

İsa, durumlar iyice kötüleşip çarmıha doğru gitmeden çok önce, kendi görevinin ne olduğunu biliyordu. Bir Sanhedrin üyesine, Musa tunç yılanı çölde nasıl havaya kaldırdıysa, kendisinin de aynı şekilde “yukarı kaldırılmak” üzere gelmiş olduğunu söyledi (Yuhanna 3:14). Kendi öğrencilerini doğrudan uyardı:

İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi. (Luka 9:22)

İsa’dan daha fazla ilahi ekmek bekleyen kalabalığa, şöyle dedi:

Gökten inmiş olan diri ekmek Ben’im. Bu ekmekten yiyen sonsuza dek yaşayacak. Dünyanın yaşamı uğruna vereceğim ekmek de benim bedenimdir. (Yuhanna 6:51)

Korkunç olayların gerçekleşeceği zaman yaklaştıkça, İsa bunlarla yüzleşmeye daha da kararlı hâle geldi (Luka 9:51). Istırabı da daha şiddetli bir hâle geliyordu:

Şimdi yüreğim sıkılıyor, ne diyeyim? “Baba, beni bu saatten kurtar” mı diyeyim? Ama ben bu amaç için bu saate geldim. (Yuhanna 12:27)

İsa “bu amaç için” gelmişti. Ne demek istiyordu? Babası’nın adını yüceltmek için gelmişti (Yuhanna 12:28). “İblis’in yaptıklarına son vermek için” gelmişti (1.Yuhanna 3:8). Babası’nın ve kendisinin bizim gibi günahkârlara olan sevgisini göstermek için gelmişti (Romalılar 5:8). Bütün dünyanın günahlarını bağışlatan kurban olup (1.Yuhanna 2:2), insanları kendine çekmek üzere geldi (1.Yuhanna 1:29).

Tanrı’nın Gazabı Yatıştırıldı

Gazabı yatıştıracak olan bu yüce Kurban, yüzyıllar öncesinden bildirilmişti:

Bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. (Yeşaya 53:5–6)

Ayrıca O’nun gelişinin bizim yerimizi alma amacıyla olduğunu ve kimin gazabını yatıştırmak üzere geldiğini anladığımızdan emin olmak için, Kutsal Ruh şu peygamber aracılığıyla konuştu:

Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, acı çekmesini istedi. Canını suç sunusu olarak sunarsa soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak. RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek. Canını feda ettiği için gördükleriyle hoşnut olacak. Doğru kulum, bilgisiyle birçoklarını aklayacak. Çünkü onların suçlarını o üstlendi. (Yeşaya 53:10–11)

Eski Antlaşma döneminde bu sözleri işitenler bunun anlamını anlıyorlardı çünkü Tanrı’ya karşı günah işleyenlerin Tanrı’nın haklı öfkesine maruz kalmamaları için, onların yerine suç sunuları kurban edilirdi. Ayrıca Eski Antlaşma, Yeni Antlaşma’nın ön gölgesi oldu (Yeremya 31:31; Luka 22:20; İbraniler 12:24). Yüce Kul, yüce Kurban, günahkârların yerine geçerek kendisini ilk ve son kez kurban olarak sunacaktı (İbraniler 9:26).

İsa bu yüzden geldi ve çarmıh tümüyle bunun hakkındadır. Çarmıhta, Baba günahsız Oğlu’nu bizim uğrumuza günah sunusu yaptı. Öyle ki, İsa’da Tanrı’nın doğruluğu olabilelim (2.Korintliler 5:21). Yerimize geçen Kurbanımız olan İsa, Baba’nın günahımıza olan gazabını tümüyle üzerine aldı ve onu tümüyle yatıştırdı. Öyle ki, “O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın”, hepsi Baba’nın sevgisinden sonsuza dek zevk alsın (Yuhanna 3:16). Büyük ilahinin söylediği gibi,

İsa’nın öldüğü o çarmıhta,

Tanrı’nın gazabı yatıştırıldı;

Çünkü her günah O’na yüklendi –

İşte, yaşıyorum Mesih’in ölümünde. (In Christ Alone)

Sevgi Buradadır

Çarmıh. Ne dehşet verici bir şey. Mesih’in çarmıhı. Ne dehşet ve de yücelik dolu. Gaddarlıkların en kötüsünün, uysallıkların en kudretlisiyle buluştuğu yer. Akıl almaz dehşetin, her şeyi aşan güzellikle buluştuğu yer. En doğru mahkûmiyetin, en lütufkâr afla buluştuğu yer. En yüce adaletin, en yüce merhametle buluştuğu yer. En şiddetli gazabın, en bol sevgiyle buluştuğu yer. Ve ne yüce bir sevgi.

Tanrı biricik Oğlu aracılığıyla yaşayalım diye O’nu dünyaya gönderdi, böylece bizi sevdiğini gösterdi. Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan (gazabı yatıştıran) kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur. (1.Yuhanna 4:9–10)

Gelmiş geçmiş en kötü, en korkutucu işkence aleti olan Roma çarmıhının, günün birinde bugüne dek gösterilmiş en büyük sevgi eyleminin bir sembolü hâline geleceğini kim hayal edebilirdi? Oysa “Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü” ve bizi “Tanrı’nın gazabından” kurtardı (Romalılar 5:8–9).

—Jon Bloom

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/teoloji-ve-doktrin/tanrinin-gazabi-yatistirildi-korkunc-carmihtaki-harika-sevgi/