Resim: Canva

RAB gönlü kırıklara yakındır, Ruhu ezikleri kurtarır. Mezmur 34:18

Bazen hayat bir anda durur ve insan kendini aynı sorunun içinde bulur: “Neden?”
Neden bu başıma geldi, neden şimdi, neden bu kadar ağır? Birini kaybetmek, bir hastalık, bir haksızlık, içinizde oluşan bir acı… İnsan içinden bu soru yükselir: Neden? Çoğu zaman cevap aramaktansa, anlaşılmayı isteriz. Ama acının ortasında insan hem cevapsız, hem de yalnız hisseder.

İnsan bu noktada çoğu zaman çaresiz hisseder. Ne kadar güçlü olmaya çalışsa da, ne kadar mantıklı açıklamalar bulsa da acı kontrol edilemez bir hale gelir. “Geçecek,” “güçlü ol,” “her şeyin bir sebebi var” gibi cümleler bazen iyi niyetlidir ama acının ortasında duran biri için yetersiz kalır. En zor olanı ise yalnızlık hissidir. Kalabalıkalr içinde bile insan, acısıyla tek başına kaldığını düşünür. Kimsenin gerçekten anlamadığını, kimsenin gerçekten göremediğini hisseder.

Kutsal Kitap acıyı görmezden gelmez. Dünyanın bozulmuş bir yer olduğunu açıkça gösterir. Günahın dünyaya girmesiyle birlikte adaletsizliğin, kötülüğün ve ölümün yaşamın bir parçası haline geldiğini söyler. Mezmur yazarlarının, Eyüp’ün, peygamberlerin yazılarında Tanrı’ya haykırdıklarını, yalvardıklarını, sitem ettiklerini ve Tanrı’yı sorguladıklarını görürüz. Bu haykırışlar birer kötü eylem olarak değil ama dürüst ve Tanrı’ya yönelen bir yürek olarak gözükür. Acı karşısında susmaktansa, konuşmayı seçmişlerdir.

Hristiyan inancının merkezinde şaşırtıcı bir gerçek vardır: Tanrı, acıya uzaktan bakan biri değildir. İsa Mesih beden aldığında acıyı bizzat yaşamıştır, teorik olarak değil. İsa Mesih reddedildi, haksızlığa uğradı, acı çekti ve öldürüldü (üç gün sonra dirildi). Bu, Tanrı’nın insan acısına yabancı olmadığını gösteriri. Aksine her türlü acıyı deneyimlemiştir ve bizim neler yaşadığımızı insani bedendeki deneyiminden de bilir. Mezmurlar’da şu gerçek yazılıdır, “RAB gönlü kırıklara yakındır, Ruhu ezikleri kurtarır.” Tanrı acı içinde olanlara yakındır ve sadece teorik olarak değil ama kendisi o acıları yaşamıştır.

İsa Mesih’in yaşamına baktığımızda açlık çekmiş, terk edilmiş, haksız yere suçlanmış ve yalnız kalmıştır. En etkileyici anlardan biri, Lazar’ın mezarı başında ağlamasıdır, sadece Lazar için değil, oradaki yakınları için de (Yuhanna 11:35). Bu an, Tanrı’nın acıya karşı kayıtsız olmadığını gösterir. O sadece gözlemleyen biri değil, onu deneyimleyerek bilir.

Ancak Hristiyan inancının mesajı burada son bulmaz. İsa’nın acıya ortak olması, sadece “seni anlıyorum demekle sınırlı değildir. Çarmıh, İsa’nın acılarımızı sadece paylaşmadığının ama aynı zamanda onu bizim yerimize üstlendiği yerdir. Yeşaya peygamber şöyle söylemiştir: “Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, Vurulup ezildiğini sandık” (Yeşaya 53:4). Çarmıhta söylediği “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” (Matta 27:46) sözü, insanın yaşayabileceği en derin yalnızlığın İsa tarafından da yaşandığını gösterir.

Ama çarmıh son değildir. İsa’nın dirilişi, acının ve ölümün son söz olamdığını gösterir. Dirilmiş ve yaşayan Mesih, bugün de insanın acılarında yanındadır. Acıyı sadece geçmişte yaşamış biri değil, bizlerin acısında bizi anlayan ve acımızda yanımızda olandır. Bunu bizi bırakmayacağını Kutsal Ruh’u Baba’dan üzerimize dökmesini istediğinde şu sözlerle söyledi, “Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim” (Yuhanna 14:18). Bu vaat, hızlı cevaplar ya da kolay çözümler değil; umut veren ve yalnız bırakmayan Tanrı’nın varlığıdır.

Belki bugün hala “neden?” diye soruyorsun. Belki bu sorunun net bir cevabı yok. Ama, bu soruyla yalnız değiliz, çünkü İsa Mesih acılarımızda bizimle olmak istiyor. Bazen “neden?” sorusu cevap aramaz; duyulmak ister. Acının içinde insan, önce bununla yalnız olmadığını bilmeye ihtiyaç duyar.


Neden İsa?

Çünkü O, acıları görmezden gelmiyor.
Çünkü, İsa kendisine “neden ya Rab” diye sorulmasını yasaklamıyor.
Çünkü O, acıyı beden aldığında deneyimleyip bizim nasıl hissettiğimizi deneyimsel olarak bilir.
Çünkü O, yaşıyor ve bugün hala acı çekenlerin yanındadır.
Çünkü O, acılarımızı yüklenen Tanrı’dır.