fbpx

Kırılgan hissederek uyandığım bazı sabahlar var. Savunmasız hissettiğim sabahlar. Çoğu zaman bu his belirsiz bir his. Aslında hiçbir tehlike yok. Herhangi bir zayıflık yok. Sadece bir şeylerin ters gideceğine ve sorumlusunun da ben olacağıma yönelik biçimsiz bir hissiyat. Genellikle çok fazla eleştiriden sonra oluyor. Ya da belki yetiştirmem gereken tarihleri olan, çok büyük ve çok fazla görünen bir sürü beklentiden sonra oluyor.

Yaklaşık 50 yıl öncesinden bu zamana, ara ara yaşadığım bu sabahlara baktığımda, Rab İsa’nın yaşamımı nasıl koruduğunu gördüğümde şaşırıyorum. Hizmetimi de aynı şekilde. Stresten kaçma ayartısı bir kere bile galip gelmedi – en azından şimdilik. Bu harika bir şey. Yüce Tanrım’a bunun için hamt ediyorum.

Tanrı’nın Kendi Çocuklarını Koruma Şekli

Tanrı bunu nasıl yaptı? Biçare dualarla ve bazı özel vaatlerle. Spurgeon’ın şu sözüne katılıyorum: “Tanrı’nın ‘Ben kendim’ deyişlerini seviyorum.”

O bir korku felci içerisinde ya da yeşil çayırlarla dolu seraplarda kaybolmama izin vermek yerine, içimde bir yardım çığlığı alevlendirdi ve sonrasında da bu çığlığı sağlam bir vaatle yanıtladı.

Bunun bir örneğini vereyim. Daha yeni yaşadım. Duygusal olarak kırılgan hissederek uyandım. Zayıf. Savunmasız. Şöyle dua ettim: “Rab, bana yardım et. Nasıl dua edeceğimden bile emin değilim.”

Bir saat sonra Zekeriya’yı okuyor, yakardığım yardımı arıyordum. Geldi de. Peygamber bir melekten Yeruşalim hakkında harika haberler duymuştu:

İçinde barınacak sayısız insan ve hayvandan ötürü Yeruşalim sursuz bir kent olacak. RAB, “Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım” diyor. (Zekeriya 2:4–5)

Tanrı halkı için öylesine refah ve büyüme olacak ki, Yeruşalim bir kere daha surlarla çevrilemeyecek. “Sayısız insan ve hayvan” o kadar çok olacak ki, Yeruşalim toprak boyunca uzanan, sürüyle sursuz köy gibi olacak.

Ama surlar gereklidir! Yasa tanımaz göçebelere ve düşman ordularına karşı güvenlik unsurudur. Köyler kırılgan, zayıf, savunmasızdırlar. Refah güzel ama peki ya güvenlik?

Tanrı Zayıfları Korur ve İçimizdeki Arzuyu Tatmin Eder

Tanrı buna 5.ayette şöyle cevap veriyor: “Ben kendim onun çevresinde ateşten sur olacağım” Evet. İşte bu. İşte vaat. “Ben kendim” diyen Tanrı. İhtiyacım olan bu. Üstelik bu eğer Yeruşalim’in savunmasız köyleri için geçerliyse, bir Tanrı çocuğu olarak benim için de geçerli. Tanrı benim çevremde “ateşten sur” olacak. Evet. Olacak. Her zaman oldu. Her zaman da olacak.

Devamında daha da iyisi geliyor. Bu ateşli sur korumasının içerisinde, Tanrı şöyle diyor: “Ve içindeki görkem olacağım.” Tanrı bize ateşten sur olup güvenlik sunmakla asla yetinmez; bize kendi varlığının zevkini de verecektir.

Bu bana tatlı geldi. Günlerce beni sırtında taşıdı. Bunu kilisemizin kürsüsüne de götürdüm. Aile birlikteliklerine de. Önderlik toplantılarına da götürdüm. Telefon konuşmalarına ve e-postalarıma da.

15 yaşındayken elimdeki King James Kutsal Kitabım’ın altını çizmeye başladığım günden bu yana, beni bu duygulardan kurtaran şey bu oldu. Tanrı beni yardım çığlıklarıyla ve sağlam vaatlerle buradan çıkardı. Bu sefer şöyle dedi: “Ben kendim onun çevresinde ateşten sur olacağım” ve “İçindeki görkem olacağım.”

O’na yakarın. Sonrasında O’nun tayin ettiği vaat için Kutsal Kitap’ı altüst edin. Bizler cidden kırılganız. Ama O değil.

—John Piper

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/hristiyan-yasami/kirilgan-hissederek-uyandiginizda-ne-yapmalisiniz/