fbpx

Rab’bi aramak, O’nun huzurunu aramak demektir. “Huzur” İbranicedeki “yüz” kelimesinin sık kullanılan çevirilerinden biridir. Kelimenin tam anlamıyla, O’nun “yüzünü” aramamız gerekmektedir. Ancak İbranilerin Tanrı’ya erişme şekli budur. O’nun yüzünün önünde olmak, O’nun huzurunda olmaktır.

Ama O’nun çocukları her an O’nun huzurunda değil midir? Hem evet, hem de hayır. İki anlamda evet. İlk olarak, Tanrı her zaman her yerde mevcuttur ve dolayısıyla da her şeye ve herkese her zaman yakındır. Her şeyin varlığı O’nun elindedir. O’nun gücü her yerde mevcuttur ve her şeyi devam ettirip yönetmektedir.

İkinci olaraksa, O her zaman biz imanlıların yanı başındadır ve her şeyi bizim iyiliğimiz için etkin tutmakta ve iyiliğimize çevirmektedir. Bu anlamda, evet, her zaman kendi çocuklarının yanındadır. “İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim” (Matta 28:20).

Bizimle Olmadığı Zamanlar

Ancak bir başka anlamda, Tanrı’nın huzuru her zaman bizimle değildir. Bu sebepledir ki, Kutsal Kitap sürekli olarak bizlere “RAB’be … bakın, durmadan O’nun yüzünü arayın!” çağrısında bulunmaktadır (Mezmurlar 105:4). Tanrı’nın görünen, bilinçli, güvenilir huzuru kendi tecrübelerimizde her zaman sabit değildir. Tanrı’yı ihmal ettiğimiz, O’nu hiç düşünmediğimiz, O’na güvenmediğimiz ve O’nu “tecellisiz” bulduğumuz, yani yüreklerimizin gözleriyle O’nu büyük, güzel ve değerli olarak algılamadığımız dönemler vardır.

O’nun yüzü –sahip olduğu karakterin parlaklığı– benliğimizin arzularının ardında gizlenmiş durumdadır. Bu durum bizi her an alt etmeye hazırdır. Bu nedenle bize, “durmadan O’nun yüzünü arayın” diye söylenmektedir. Tanrı bizi O’nun üstün büyüklüğünden, güzelliğinden ve değerinden devamlı olarak bilinçli bir biçimde zevk almaya çağırmaktadır.

Aramanın Anlamı

Bu da “arama” aracılığıyla oluyor. Durmadan arama. Ancak bu gündelik yaşamda ne anlama geliyor? Hem Eski hem de Yeni Antlaşma, bunun “tüm varlığın Tanrı’ya yönelmesi” anlamına geldiğini söylemektedir. Bu, zihnimizin dikkatini veya bilinç odağımızı ve yüreğimizin meylini tümüyle Tanrı’ya yöneltmektir.

Şimdi yüreğinizi ve canınızı Tanrınız RAB’be adayarak O’na yönelin. (1.Tarihler 22:19)

Mesih’le birlikte dirildiğinize göre, gökteki değerlerin ardından gidin. Mesih orada, Tanrı’nın sağında oturuyor. Yeryüzündeki değil, gökteki değerleri düşünün. (Koloseliler 3:1–2)

Bilinçli Bir Seçim

Zihnimizi bu şekilde yöneltme, zihin seyrinin tam tersidir. Yüreği bilinçli bir seçimle Tanrı’ya yöneltmektir. Pavlus kilise için böyle dua eder: “Rab yüreklerinizi Tanrı’nın sevgisine, Mesih’in sabrına yöneltsin” (2.Selanikliler 3:5). Bu, bize düşen bilinçli bir çabadır. Ancak Tanrı’yı aramaya yönelik bu çaba, Tanrı’dan bir armağandır.

Tanrı’yı arama noktasında bu zihinsel ve duygusal çabaya girişmemizin sebebi, O’nun kayıp olması değildir. Kaybolan para veya kaybolan koyun olabilir. Ama Tanrı kaybolmaz. Yine de, her zaman O’nunla bilinçli bir şekilde buluşabilmek adına her zaman içinden veya etrafından geçmemiz gereken bir şey vardır. İşte bu içinden veya etrafından geçme durumu, aramaktır. O çoğunlukla gizlidir. Örtülüdür. Bizim aracılar vasıtasıyla veya engellerin etrafından gitmemiz gerekmektedir.

Gökler Tanrı’nın görkemini duyurmaktadır. Dolayısıyla onlar aracılığıyla Tanrı’yı arayabiliriz. O kendisini Sözü’nde açıklamaktadır. Dolayısıyla bu Söz aracılığıyla O’nu arayabiliriz. O diğer insanlarda görünen lütufla kendisini bize göstermektedir. Dolayısıyla bunun aracılığıyla O’nu arayabiliriz. Aramak, Tanrı’ya ulaşma yolundaki doğal araçlar arasından bilinçli bir şekilde geçme çabasıdır. Her yaşadığımız şeyde sürekli olarak zihinlerimizi Tanrı’ya yöneltmek, zihinlerimizi ve yüreklerimizi, O’nun vahyi aracılığıyla O’na yöneltmektir. Tanrı’yı aramanın anlamı budur.

Aşılacak Engeller

Bir de, O’nu daha net görebilmek ve böylece O’nun huzurunun ışığında olabilmemizi için etrafından dolanmamız gereken bitmek bilmez engeller vardır. Bizi ruhsal açıdan körleştiren aktivitelerden kaçmamız gerekir. Onlardan kaçmalı ve etraflarından dolanmalıyız. Bizim yolumuzu tıkamaktadırlar.

Tanrı’nın dünyadaki ve Sözü’ndeki varlığına (görünüme) karşı nelerin duyularımızı canlandırıp keskinleştirdiğini biliyoruz. Ayrıca nelerin bizi köreltip körleştirdiğini ve hatta O’nu arama isteğini bile bizden aldığını da biliyoruz. Tanrı’yı göreceksek, bu şeylerden kaçmamız ve etraflarından dolaşmamız gerekir. Tanrı’yı aramak bunu da içerir. 

Ayrıca bizler zihinlerimizi ve yüreklerimizi tüm yaşantılarımızda Tanrı’ya yöneltirken, O’na yakarırız da. O’nu aramanın anlamı aynı zamanda da budur.

Bulma fırsatı varken RAB’bi arayın; yakındayken O’na yakarın. (Yeşaya 55:6)

Ama sen gayretle Tanrı’yı arar, Her Şeye Gücü Yeten’e yalvarırsan… (Eyüp 8:5)

Aramak, yakarmayı ve yalvarmayı içerir. “Ya Rab, gözlerimizi aç. Ya Rab, gözlerimin önündeki beni kör eden perdeyi kaldır. Rab, merhamet et ve kendini göster. Yüzünü görmeyi özlüyorum.”

Olmazsa Olmaz Alçakgönüllülük

Rab’bi aramadaki en büyük engel kibirdir. “Kendini beğenmiş kötü insan Tanrı’ya yönelmez” (Mezmurlar 10:4). Bu nedenle, alçakgönüllülük Rab’bi aramada olmazsa olmazdır.

Rab’bi arayanlara verilen büyük vaat, O’nun bulunacağıdır. “Eğer O’na yönelirsen, kendisini sana buldurur” (1.Tarihler 28:9). Üstelik bulunduğunda, büyük ödül vardır. “Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir” (İbraniler 11:6). Tanrı’nın kendisi bizim en büyük ödülümüzdür. O’na sahip olduğumuzda, her şeye sahibizdir. Bu nedenle, “RAB’be ve O’nun gücüne bakın; durmadan O’nun yüzünü arayın!” (Mezmurlar 105:4).

—John Piper

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/rabbi-aramak-ne-demektir/