fbpx

Davut, “Saul’un ailesinden daha sağ kalan, Yonatan’ın hatırı için iyilik edebileceğim kimse var mı?” diye sordu.

Saul’un ailesinin Siva adında bir hizmetkârı vardı. Onu Davut’un yanına çağırdılar. Kral, “Siva sen misin?” diye sordu.

Siva, “Evet, ben kulunum” diye yanıtladı.

Kral, “Saul’un ailesinden sağ kalan kimse yok mu?” diye sordu, “Tanrı’nın iyiliğini ona göstereyim.”

Siva, “Yonatan’ın iki ayağı sakat bir oğlu var” diye yanıtladı.

Kral, “Nerede o?” diye sordu.

Siva, “Ammiel oğlu Makir’in Lo-Devar’daki evinde” diye karşılık verdi. Böylece Kral Davut, Lo-Devar’dan Ammiel oğlu Makir’in evinden onu yanına getirtti.

Saul oğlu Yonatan oğlu Mefiboşet, Davut’un yanına gelince, onun önünde yere kapandı.

Davut, “Mefiboşet!” diye seslendi.

Mefiboşet, “Evet, ben kulunum” diye yanıtladı.

Davut ona, “Korkma!” dedi, “Çünkü baban Yonatan’ın hatırı için, sana kesinlikle iyilik edeceğim. Atan Saul’un bütün toprağını sana geri vereceğim. Ve sen her zaman soframda yemek yiyeceksin.”

Mefiboşet yere kapanıp şöyle dedi: “Kulun ne ki, benim gibi ölmüş bir köpekle ilgileniyorsun?”

Kral Davut, Saul’un hizmetkârı Siva’yı çağırtıp, “Önceden efendin Saul ile ailesine ait her şeyi torunu Mefiboşet’e verdim” dedi, “Sen, oğulların ve kölelerin onun için toprağı işleyip ürünü getireceksiniz. Öyle ki, efendinizin torununun yiyecek gereksinimi sağlansın. Efendinin torunu Mefiboşet her zaman benim soframda yemek yiyecektir.” Siva’nın on beş oğlu ve yirmi kölesi vardı.

Siva, “Efendim kralın buyurduğu her şeyi yapacağım” dedi. Mefiboşet kralın çocuklarından biri gibi onun sofrasında yemek yedi. Mefiboşet’in Mika adında küçük bir oğlu vardı. Siva’ya bağlı herkes Mefiboşet’e hizmet ediyordu. İki ayağı sakat Mefiboşet hep kralın sofrasında yemek yediğinden Yeruşalim’de oturuyordu.

2. Samuel 9

Tanrı bizlerle hem adil bir yargıç olarak hem de sevgi dolu bir baba olarak ilgilenmektedir. Tanrı bizi sadece O’nun hizmetkarları olarak kabul etmekle yetinmemiştir, bizleri kendi mirasına ortak olmak üzere ailesine katacağı çocukları olarak evlat edinmek arzusundadır. Pavlus Romalılar 9:4’de kendi halkı için “Evlatlığa kabul edilenler, Tanrı’nın yüceliğini görenler onlardır. ” diye söz eder. 2.Korintliler 6:18‘de Tanrı “Size Baba olacağım, siz de oğullarım ve kızlarım olacaksınız. ” sözleriyle ne demek istemektedir.

Tanrı’nın, oğlu olarak ilan edilmenin en güzel örneği Mefiboşet ile sergilenir. Kahraman asker İsraillin ilk mesh edilmiş Kralı Saul ve biricik oğlu ve prensi Yonatan Filistlerle yaptıkları Savaşta ölürler. Cesetleri Beytşen surlarına çakılır. Bu olay Saul’un torunu yani Yonatan’ın oğlu olan 5 yaşındaki Mefıboşet için çok acıdır. Krallarının yenilgisi duyulunca, ülke halkı Filistlerden kaçmaya çalışırken bakıcısının kollarından yere düşen Mefiboşet’in her iki ayağı da kötürüm kalır. Hem yetim hem kötürüm olması onun yaşamına büyük zorluklar getirmiştir. Ayrıca Davut için bir tehlike arz ediyordu. Çünkü ölen Kral Saul’un torunu ve yasal varislerinden biriydi. Tanrı, Saul’dan sonra Davut’u kral olarak meshetmiştı. Ama halk arasında Saul’un torununun kral olması gerektiğini düşünen bir takım insanlar da vardı, Bu karşıt görüşler nedeniyle iki taraf arasında bir düşmanlık vardı. Bu nedenle Mefıboşet kötürüm ve yetim olmasının yanısıra Kral Davut un gözünde rakip tarafa mensup bir asi sayılıyordu.

Davut’un askerleri Saul’un en büyük oğlu İşboşet’i öldürdü. Böylelikle her iki aile arasındaki mücadele sona erdi. Davut ise Kral olarak tüm İsraili yönetmeye başladı. Bu arada Mefıboşet sürekli saklanıyordu. Ama Davut onun Yeruşalim’e gelmesini emretti. Davut kendisinden korkan Mefiboşet’e şu sözleriyle garanti verdi: “Korkma, çünkü baban Yonatan’ın hatırı için sana kesinlikle iyilik edeceğim. Atan Saul’un bütün toprağını sana geri vereceğim. Ve sen her zaman soframda yemek yiyeceksin.” Davut küçük yetimin hayatını bağışlamak niyetinde olduğu gibi ona kendi evladı gibi kabul etmek arzusundaydı.

Bu istek doğrultusunda, Mefıboşet Kral tarafından affedildi ve kendisine Kralın sofrasında bir yer verilmek suretiyle Kraliyet ailesinin bir ferdi oldu. İnsan olarak durumumuz da bundan farklı değildir. Asi bir anne ve babanın (Adem ve Havva’nın) çocukları olmamız nedeniyle “Tanrının düşmanı” (Romalılar 5:10) “Gazap çocukları” (Efesliler 2:3) ilan edilmiştik. Ama İsa Mesih’e iman yoluyla Tanrı’nın öz evlatları olarak kabul edildik. Oğulluk, sevgi dolu bir baba ile oğul arasındaki özel bir ilişkidir. Bu ilişkinin yasal temeli ise evlat edinilmektir. Mefiboşct’in öyküsünde yasal olarak evlat edinilmesi söz konusu değildi. Çünkü evlat edinme bir Yahudi âdeti değildi. Buna rağmen Mefiboşet’in evlatlık ilişkisinin yasal bir dayanağı bulunuyordu. Yani Davut’un onun babası Yonatan ile yapmış olduğu antlaşmaydı. Davut ve Yonatan can ciğer dosttular. Ancak konumlari itibariyle birbirlerinin rakibiydiler. Ailelerin tüm düşmanlıklarına rağmen hep iyi dost olarak kaldılar, hatta bu dostluklarını özel bir vaat ile mühürlediler. Yonatan, Davut’un soyuyla bir anlaşma içine girmişti. Davut, Yonatan’a onu hiç bir şekilde öldürülmeyeceğine ve ailesine hep iyilik yapacağına dair bir vaat vermişti.

“Böylece Yonatan Davut soyuyla bir antlaşma yaptı.. ” (1. Samuel 20:16) Davut bu antlaşmayı hiç unutmadı ve bu yüzden Yonatan’ın oğlu Mefıboşet’i sarayına aldı. “Saul’un ailesinden daha sağ kalan Yonatan ‘ın hatırı için iyilik edebileceğim birisi var mı?” Bu sözlerin ardından “Saul’un ailesinden sağ kalan kimse yok mu? Tanrının iyiliğini ona göstereyim ” Davut Mefiboşet’e öz oğlu gibi davranıyordu.

Efesliler 1:5’de şöyle yazılmıştır: “Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca, İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirledi.”
Yani evlat edinme işlemi zamanın başlangıcına dek uzanır. Bizim Tanrı’nın evladı olma statümüz sonsuz antlaşmanın bir parçasıdır. Bizler oğullar ve kızlar olarak önceden belirlendik. Bunun tek nedeni, Baba Tanrı’nın ölmekte olan günahkârlara duyduğu ölümsüz sevgidir. “Çünkü beni sevdiğiniz ve Baha’dan çıkıp geldiğime iman ettiğiniz için Baba’nın kendisi sizi seviyor. ” (Yuhanna 16:27) Bizler Tanrı’nın ailesine katılabilelim diye, İsa Mesih insan olarak aramıza katılmıştır. Evlat edinilmenin en büyük sevinci baba sevgisini tatmaktır.

Ancak evlat edinilen çocuklar diğer ayrıcalıklardan da yararlanırlar. İlk olarak, Kral Davut, Mefiboşct’i yasal olarak evlat edinmiş olmasa da, ona kendi sofrasında yer vererek kendi oğullarıyla eş bir statü, yani oğulluk statüsü vermiştir. “Mefıboşet Kralın çocuklarından biri gibi onun sofrasında yemek yedi.” İkinci olarak, Mefiboşet’e kraliyet mirası alma hakkı verildi. “Korkma, çünkü baban Yonatan ‘ın hatırı için sana kesinlikle iyilik edeceğim. Atan Saul’un bütün toprağını sana geri vereceğim. Ve sen her zaman soframda yemek yiyeceksin.” Mefiboşetin aslında bu toprak üzerinde hiç bir hakkı yoktu. Çünkü dedesi Saul, Kral Davut’a yenilince tüm hakları da ona devredilmişti. Mefıboşet’in toprak sahibi olabilmesinin tek yolu, Kral Davut tarafından ona mirasçı olarak hak tanınmasıydı. Son olarak da Mefiboşet’e, yakın bir baba ilgisi verildi. “Kral Davut Saul’un hizmetkarı Siva’yı çağırarak: Önceden efendin Saul ve ailesine ait her şeyi torunu Mefıboşet ‘e verdim’ dedi. ‘Sen oğulların ve kölelerin onun için toprağı işleyip ürünü getireceksiniz. Öyle ki efendinizin torununun yiyecek gereksinimi sağlansın. Efendinin torunu Mefıboşet her zaman benim soframda yemek yiyecektir.” Mefıboşet kötürüm olması nedeniyle para kazanacak durumda değildi. Davut gerçekten yakın bir baba sevgisiyle onun bu eksikliğini göz önüne alarak her gereksinimini sağlayacak koşulları garanti ediyordu. Böylelikle Mefiboşet’e evlat edinmeyle birlikte bazı ayrıcalıklar, yani, oğul statüsü, iyi bir miras ve baba ilgisi sağlanmıştı. Bunlar İncil’de söz edilen evlatlık haklarıdır.

Pavlus Galatyalılara yazdığı mektupta bundan şöyle söz etmektedir:

Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi. Öyle ki, bizler oğulluk hakkını alalım.

Galatyalılar 4:4-5

Bizler de Mefiboşet gibi oğul statüsünü alırız. Tanrı’nın gerçek kızları ve oğullarından biri oluruz. “Ancak, kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi.”
Yuhanna 1:12

Ancak bu hakkı İsa Mesih sayesinde alabileceğimizi iyi bilmeliyiz. Yani “İsa, «Yol, gerçek ve yaşam ben’im» dedi. «Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6) ve “Çünkü Mesih İsa’ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı ‘nın oğullarısınız.” (Galatyalılar 3:26)

Tanrı’nın ailesine katılmak isteyen herkesin ilk önce imanla İsa Mesih’e gelmesi gereklidir. İmanla ve lütufla evlat edinildikten sonra, Tanrı bizi kendi sevgili çocukları olarak kabul eder. Tanrı’nın bizleri çocukları yapmak istemesi boş bir istek değil yasal bir gerçektir. Göksel mahkemesinde bizlerin İsa Mesih’e imanla kendi çocukları olduğumuzu ilan etmiştir. Yeni statümüze uygun olarak, evlat edinilen çocuklara verildiği gibi, yeni isimler de almış bulunuyoruz. “Bakın, Baba bizi o kadar çok seviyor ki, bize Tanrı’nın çocukları’ deniyor! Gerçekten de öyleyiz.” (1. Yuhanna 3:1)

Evet Tanrı’nın çocukları olmak bizlere verilebilecek en yüce statüdür. Babamız Yüce Kralın sevgili prensleri ve prensesleriyiz adeta. Tanrı’nın varisleriyiz. Babamız Yüce Kral olduğuna göre kraliyet mirasına da hak kazanmış oluruz. “Eğer Tanrı’nın çocuklarıysak, aynı zamanda mirasçıyız. Mesih’le birlikte yüceltilmek üzere Mesih’le birlikte acı çekiyorsak, Tanrı’nın mirasçılarıyız, Mesih’le ortak mirasçılarız. ” (Romalılar 8:17)

“Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Ve oğullar olduğunuz için Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı. ” (Galatyalılar 4:7)

“Galip gelen bunları miras alacak. Ben ona Tanrı olacağım, o da bana oğul olacak.” (Vahiy 21:7)

Romalılar döneminde yapılan evlat edinme işleminin başlıca amacı aile soyadının devam ettirilmesiymiş. Ancak Tanrı tarafından evlat edinilmemizin dünyasal evlat edinme işlemiyle karşılaştırdığında en büyük avantajı: Babamızın mirasına Babamızın ölümüne yas tutmak zorunda kalmadan kavuşmamızdır. Çünkü Babamız asla ölmez. İncil’de miras hakları sürekli olarak “oğulluk” tanımıyla yer almasına rağmen unutmayalım ki; Tanrı’nın evlat edinme vaadi hem kadınlar hem de erkekler için geçerlidir. Roma yasalarında miras hakkı sadece oğullara tanınıyordu. Oysa Tanrı bilmemizi istiyor ki, mirasından tüm erkek ve kız çocuklarına eşit olarak hak tanımıştır. Yani bir anlamda, İsa Mesih’le aynı mirası paylaşacağız ve aşağı yukarı O’nun sahip olduğu tüm ayrıcalıklar bizlere de miras olarak verilecektir. Bir anlamda, O bizim büyük ağabeyimizdir ve biz de O’nun mirasından pay alacağız. Tüm muhteşemliğiyle O’nun göksel krallığını ve yeniden diriltilmiş görkemli bedenlerimizi miras alacağız.

Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ne var ki, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz.

1. Yuhanna 3:2

Bu mirası tam anlamıyla gelecekte alacak olmamız, evlatlık haklarımızın tamamına sahip olmayı dört gözle beklediğimiz anlamına gelmektedir.

Yalnız yaratılış değil, bizde, evet Ruh’un turfandasına sahip olan bizler de evlatlığa alınmayı, yani bedenlerimizin kurtulmasını özlemle bekleyerek içimizden inleriz.

Romalılar 8:23

“Birçok oğullu yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyin kendisi için ve kendi aracılığıyla var olduğu Tanrı’ya uygun düşüyordu.” (İbraniler 2:10) Zaman öncesinde İsa Mesih’te evlat edinildik ve sonsuza dek Tanrı’nın oğulları ve kızları olarak kalacağız. Babamızın evine gittiğimizde, “Yüceliğe erişerek” tarifi imkânsız muhteşem bir miras alacağız. Babamızın zenginliğinden söz ederken bir başka ayrıcalığımız da, Babamızın yakın ilgisi.
Babaların en iyisi olan Tanrı, çocuklarını muhteşem armağanlara boğar.

Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, gökteki Baba’nın, kendisinden dileyenlere Kutsal Ruh’u vereceği çok daha kesin değil mi?

Luka 11:11-13

Babanız, nelere gereksinmeniz olduğunu daha siz O’ndan dilemeden önce bilir.”
Babamız O’na dua edip istediğimizde bize her şeyi sağlar. Matta biz O’ndan istemeden bile, gereksinimlerimizi bilip bize verir. Ayrıca, bazen Babalığının en açık göstergesi olan babacan disiplinini de verir. Sevgili evlatlar hele kraliyet mensubu iseler daima disiplinli bir yaşam sürerler. Yani «Oğlum, Rabbin terbiye edişini hafife alma, Rab seni azarlayınca cesaretini yitirme. Çünkü O, sevdiğini terbiye eder, oğulluğa kabul ettiği herkesi cezalandırır.

Terbiye edilmek uğruna acılara katlanıyorsunuz. Tanrı size, oğullarına davranır gibi davranıyor. Hangi oğul babası tarafından terbiye edilmez? Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız.

İbraniler 12:5-11

Tüm Oğulluk haklarını aldık demek, henüz tamamına sahip olmasak da şu anda tüm bu ayrıcalıklara evlat edinme lutfüyle hak kazanmış olmamız demektir. Evlatların sorumlulukları da olduğunu unutmamak gerekir. Evlat edinilen kızların ve oğulların bir çok hakların yanı sıra bir takım sorumlukları da sahip olurlar. Mefıboşet bunun bilincindeydi. Kendisini evlat edinen Kral Davut’un isteği üzerine daima Yeruşalim’de kaldı ve onun sofrasında yemek yedi. Yani Davut’un ona tanıdığı tüm oğulluk haklarını alarak kullandı. Ayrıca, fiziksel engellerine rağmen Kral Davut’a karşı yapılan bir ayaklanmaya katılmak üzere kendini Hazırladı. Ancak sadakatini savaş alanında gösteremedi. Çünkü yardımcısı Ziba onu kandırıp atını çalmış ve savaşa katılmasını engellemişti. O da sadakatini Davut güvenli bir şekilde sarayına dönünceye dek yas tutarak gösterdi. Mefiboşet’in Kralın gittiği yerden güvenlikle gelene dek ayaklarını ve giysilerini yıkamamış ve bıyığını kesmemiş olduğu görülüyordu. Yahudiler yas tutarken yıkanmaz, saç ve sakal kesmezler. Tanrı, biz çocuklarından aynı şekilde adanmış ve sadık bir sevgi bekler. Onu Baba olarak bilip güvenmemizi ister.

Onun babacan ilgisine güvenmemizi bekler. Onu yüceltmek üzere yaşam sürmemizi ve aile şerefini muhafaza etmemizi bekler. Çünkü evlat edinilme nedenimiz “O’nun görkemli kayrasına yücelik sunmaktır.” O, Aile ismine yaraşır biçimde Tanrı’nın Çocukları olarak yaşamamızı bekler.

“Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.'” (Matta 5:48)
Aile bağlarını güçlü şekilde sergilememizi yani Oğlu Isa Mesih’e benzemeye çalışmamızı bekler.

“Tanrı, önceden bildiği kişileri, Oğlunun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeşler arasında ilk doğan olsun.” (Romalılar 8:29)
Oğulluk, günlük itaatkâr yaşamın anahtarıdır.

“Tann’nın Ruhuyla yönetilenlerin hepsi Tanrı’nın çocuklarıdır. ” (Romalılar 8:14)

“Çünkü sizi tekrar korkuya götüren kölelik ruhunu almadınız, oğulluk ruhunu aldınız. Bu ruhla, «Abba, Baba!» diye sesleniriz.”” (Romalılar 8:15)

Tanrı’nın mükemmel Babamız olması nedeniyle asla mirastan red edilmeyeceğiz. Bundan emin olabiliriz. Bu da bizi Babamıza sevinçle ve coşkuyla O’nu hoşnut etmek için elimizden geleni yaparak, itaatkâr bir şekilde hizmet etmemizi sağlar. O’nu ne kadar fazla hoşnut edersek, aile benzeyişine o kadar fazla sahip oluruz. Tanrı bizim, O’nun kızları ve oğullari olduğumuzun farkına vararak, O’na “Baba” diye seslenmemizi bekler. Bunu çocuğundan “baba” sözcüğünü duymak isteyen her baba kadar ister.
O’na uygun bir şekilde seslenebilmemiz amacıyla bize bir yardımcı, Kutsal Ruh’u vermiştir. “Oğullar olduğunuz için Tanrı, öz Oğlunun «Abba! Baba!» diye seslenen Ruhunu yüreklerinize gönderdi.”’ (Galatyalılar 4:6)

Bizleri Tanrı’yı Baba olarak çağırmamıza yetkin kılan içimizdeki O’nun Oğlu’nun Ruhudur.
Yeni katıldığımız bu kutsal ailenin sevincine ortak olmamız için Tanrı’ya “Baba” diye seslenmeyi öğrenmeliyiz. Buna olanak sağlayan da Kutsal Ruh’tur. Çünkü bizleri artık yetim olmadığımızı aksine çok sevilen çocuklar olduğumuzu konusunda inandırır.

Yüreğimize bu gerçeği fısıldar ve Ona “Baba” diye seslenmemizi ister. Bu sesleniş İsa Mesih’in nasıl dua etmemiz konusunda bizlere verdiği örnektir. “Göklerdeki Babamız.. ” (Matta: 6:9)

Günümüzde, yasal evlat edinme işleminde mahkemece “Evlatlık Kararı” verilir. Bu kararda; Evlatlık edinme isteğinin onaylandığına, evlat edinilenin tüm evlatlık ve veraset haklarına sahip olacağını aynı zamanda gereken evlatlık sorumluluklarını da üstenmiş olacağına, Evlat edinilenin bundan böyle, yeni ismi olarak o ailenin ismini taşıyacağına, karar verilir. Bu da aynen Tanrı Babamızın o sonsuz antlaşması uyarınca bizleri lütfuyla evlat edinerek kurtuluş sağlamasına benzer. Bize yeni bir statü ve yeni aile ismi teklif etmektedir. Bizlere kız ve oğul evlatların tüm yasal haklarını tanımaya ve karşılığında tüm sorumluluklarını bizden talep etmeye hazırdır.

Ayrıca, kraliyet mirasını da vaat etmektedir. Tüm evraklar eksiksizdir ve hepsi de onaylanmıştır. Yapmamız gereken tek şey Tanrı Baba’ya O’nun sevgili çocukları olmak istediğimizi söylememizdir.