fbpx

Geçen günlerde, alışılmadık biçimde olgun olan bir çifti evlendirdim. Hem damat hem de gelin otuzlu yaşlarının sonlarındaydı. Takdire layık bir sabırla beklemişlerdi. Yaşamları ve imanları düzene oturmuştu ve nerede durduklarını biliyorlardı: Tanrı Sözü’nde. Tanrı’nın Kutsal Kitap’taki sözlerinin kayasına birlikte bu denli net, sağlam, sabit bir şekilde basan bir çift daha önce ya hiç evlendirmedim ya da olsa olsa böyle bir iki çift olmuştur.

Dolayısıyla, düğünleri için en sevdikleri bir veya iki metni seçmelerini istediğimde, kendi kendilerine seçim yapmaktan çekindiklerini görmek de beni şaşırtmadı. Tanrı’nın Sözü’nü ön kapağından arka kapağına kadar her bir noktasıyla sevdiklerini ve Tanrı’nın söylediği her şeye memnuniyetle teslim olduklarını söylediler. Kalan her şeyi çok dikkatlice seçtiğimiz düğün günlerinde bile durum böyleydi. Arkadaşlarının ve ailelerinin önünde Tanrı’nın kendilerine söyleyeceği herhangi bir şeyi duymaya ve benimsemeye can atıyorlardı.

Etkilenmiştim. Ayet seçimi görevini bana yükleyen bir çiftle belki de ilk kez karşılaşıyordum. Siz onlar için ne seçerdiniz? Bir ayet veya metin yerine, Kutsal Kitap’ın evlilik üzerine en önemli ayetleri olduğunu düşündüğüm (kusursuz değilim elbette) yedi ayeti seçtim. Aşağıda bu yedi ayet yer alıyor ve her birinde kısaca neden bu denli önemli olduğunu açıkladım.

1. Yaratılış 1:27

Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı.

En başında, Tanrı erkeği ve kadını insan olarak eşit değere ve yücelikle farklı tamamlayıcı görevlere sahip olarak yarattı. Tanrı erkeği ve kadını özde çift cinsiyetli olarak yaratıp sonradan erkek ve kadın donatıları eklemedi. Bunun yerine, bedenlerimizdeki her bir hücreye kadar tümüyle erkek veya kadınız. Fizyolojimizde ve psikolojimizde harika bir şekilde farklıyız. Bu farklılıklarsa erkekleri kadınlardan veya kadınları erkeklerden daha iyi yapmıyor, ancak erkekleri ve kadınları bir arada daha iyi yapıyor.

Tanrı erkeği yarattıktan, onu bahçeye yerleştirdikten ve ona dünyadaki yaşama ilişkin ahlaki bir bakış sunduktan sonra, ona şöyle dedi: “Adem’in yalnız kalması iyi değil. Ona uygun bir yardımcı yaratacağım” (Yaratılış 2:18). Yaratılış anlatısı boyunca, her günün sonunda, Tanrı yaptıklarının iyi, iyi, iyi, iyi, iyi olduğunu beyan etti. Altıncı günün sonundaysa, çok iyiydi. Ama tek başına bir adam mı? İyi değil. En azından ilk adam için ve birçoğumuz için durum böyle.

2. Yaratılış 2:24

Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.

Tanrı ilk kadını yarattıktan ve bu harika armağanı erkeğe emanet ettikten sonra, bizim evlilik dediğimiz kurumu yarattı. İki kişi tek bir varlık oluyor. Bir erkek ve bir kadın, Tanrı’nın yarattığı dünyadaki en temel insani ilişkiyi oluşturuyor. Adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak. Tanrı’nın altında, kadın artık onun en temel sorumluluğu. Aynı şekilde, kadın da kocasıyla yeni bir aile birimi kurabilmek için babasının evini bırakıyor (Mezmurlar 45:10). Tanrı’nın altında, adam artık onun en temel sorumluluğu.

Yine de, her ne kadar ümit verici bir tablo olsa da, günah dünyaya girdi. Adam bahçeyi koruyamadı. Gardını düşürdü ve yılanın, karısının kulağına girmesine müsaade etti. Böylece kadın da aldatıldı. Sonra adam, Tanrı’nın buyruğunu ilk elden bizzat duymuş olmasına rağmen, bunun yerine eşinin sesine kulak verdi ve Tanrı’ya karşı günah işledi. Şimdiyse bu düşmüş ve lanetlenmiş dünyada, en temel ilişki olan evlilik ciddi acılar ve zorluklar içermiyor değil (Yaratılış 3:16).

3. Matta 19:6

Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.

Şimdi de binlerce yıl ileri sarıp İsa’nın sözlerine geçiyoruz. Günah Tanrı’nın yaratılışını gasp etmiş ve kocalar ve karılar sıkça kendilerini birbirleriyle mücadele eder durumda buluyor olsa da, İsa Tanrı’nın yaratılıştaki evlilik bakışını pekiştiriyor: “Tanrı’nın birleştirdiğini, insan ayırmasın.” Günah Tanrı’nın başlangıçtaki tasarısını zorlayabilir ama onu alt edemez. Hatta evlilik, günaha dayanmak üzere yaratılmıştır. Tanrı ikinin bir olmasını istemektedir, birin ikiye ayrılmasını değil.

Tanrı erkekler olarak özellikle de kocaları, ilk adamın düştüğü yerde kendisine sadık olmaya çağırmaktadır. Tanrı her adamı, kendi eşini ve evliliğini kutsal bir gayretle, önce kendi günahından, sonra da başkalarının günahından korumaya çağırmaktadır. Kadının başarısızlıkları, adamın başarısızlığının bahanesi değildir. Kadınlar için de, adamın başarısızlıkları kadının başarısızlığının bahanesi değildir. Erkek ve kadın, ikisi de yaşadığı sürece birbirleriyle antlaşma içindedir.

Kaçınılmaz olarak, birbirlerine karşı günah işleyeceklerdir. Belki düğün günü bitmeden önce. Kesinlikle de balayı bitmeden önce. Günah bir şekilde ilişkinin uyumunu zorlayacaktır. Ama Tanrı evlilik antlaşmasını, erkeği ve kadını zor zamanlarda bir arada tutmak üzere tasarlamıştır. Zor zamanlar evlilik için bir sürpriz değildir. Evlilik zor zamanlar için yaratıldı. Antlaşmalar temelde kolay zamanlar için değil, en zor zamanlar içindir.

4. Efesliler 4:32

Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.

Bu, kendi on iki yıllık evliliğim için en önemli ayet olabilir ve kanımca, nezaket birçok diğer evlilikte de yeterince önem görmüyor.

Evlilik antlaşmasının muhteşem kısıtlamaları, sınırları ve taahhütlerinden dolayı, erkek ve kadın birbirlerine karşı kaba olma, sürekli olarak yaşamı zorlaştırıyor gibi görünen inatçı eşe tepki gösterme dürtüsünü ve ayartısını hissedebilirler. Oysa Tanrı’nın evliliğe olan bakışında, karı koca arasında kabalığın veya hor görmenin yeri yoktur. Evet, sevgi dolu düzeltmeler vardır. Evet, çetin sohbetler vardır. Evet, düzenli olarak, hatta günlük olarak bağışlama dilenir ve de sunulur. Ama kabalık asla.

Mesih’teki kocalar ve karılar, kendileriyle her halükârda Tanrı tarafından sevecenlikle ilgilenildiğini bilirler. Bu birlikte sürülen yaşamın asla zor olmayacağı anlamına gelmez ama Tanrı’nın kendi çocuklarının yaşamına egemen bir biçimde atadığı zorluklar, her ne kadar garip görünse de, sevecenliktir. Siz de aynı şekilde, Mesih’te, “birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun.”

5. Koloseliler 3:19

Ey kocalar, karılarınızı sevin. Onlara sert davranmayın.

Tanrı’nın kocaya olan özel çağrısı, karısını sevmesidir. Sevgi doğal olarak gelişen bir duygusal eğilim değildir. Duygusal eğilimdir ama bu kadar değil, daha fazlasıdır. Aynı zamanda antlaşma bağlılığı ve fedakâr eylemdir. En kötü zamanlarını geçirirken, bir koca pasif veya sert olma ayartısını yaşayabilir. Karısının ondan olan ihtiyacı ve Tanrı’nın erkek olarak kendisini çağırdığı şeyse, sertlik değil, yumuşak huyluluktur; pasiflik değil, etkinliktir. Yumuşak huylu etkinliktir. Yumuşak huyluluk zayıflık değildir. Yumuşak huyluluk, yaşam vermeyi amaçlayan kontrol altındaki güçtür. Yumuşak huyluluk, takdire layık bir güçtür ve Tanrı’nın Ruhu’yla gelişip daha da takdire layık bir olgunluğa evrilir.

Evliliğin amacı yaşamımızı kolaylaştırmak (ve kötüleştirmek) değil, yaşamımızı daha kamçılayıcı (ve daha iyi) yapmaktır. Kadın, kocasıyla birlikte lütuf yaşamının bir mirasçısıdır ve Tanrı, kocayı kadınla anlayışlı bir şekilde yaşamaya, ona karısı olarak özel bir onur ve ilgi göstermeye çağırmaktadır (1.Petrus 3:7).

6. Koloseliler 3:18

Ey kadınlar, Rab’de layık olduğu üzere, kocalarınıza tabi olun. (Kitab-ı Mukaddes Çevirisi)

Tanrı’nın bir kadına olan çağrısı, kocasının evlilikteki sevgi dolu önderliğini onaylaması, benimsemesi ve beslemesidir. Kocası onun için özeldir. Tanrı kadını her erkeğe tabi olmaya çağırmamaktadır. Asla. Yalnızca kendi kocasına tabi olmalıdır (Efesliler 5:22; Titus 2:5; 1.Petrus 3:1, 5). Kocasına tabi olması da mutlak bir tabi olma durumu değildir. Koloseliler 3:18, “Rab’de layık olduğu üzere” diyor. Tıpkı kocası için de olduğu gibi, kadının nihai bağlılığı ve otoritesi İsa Mesih’tir. Kocanın Mesih’e itaati ve Mesih’in fedakârlığını göstermesiyle ve kadının da eşini destekleyip güçlendirmesi, onu kendi varlığıyla daha iyi bir adam yapmasıyla, ikisi birlikte evlilik dansında yükselmiş olurlar.

Kutsallıkla tabi olma asla pasif veya zayıf değildir. Günümüzün kibir dolu insanlarının yapabileceği en zor şeylerden biridir. İsa’nın Rab olduğunu söylediğimizdeyse, işte tam da bunu yapmış oluyoruz.

7. Efesliler 5:32

Bu sır büyüktür; ben bunu Mesih ve kiliseyle ilgili olarak söylüyorum.

En iyisini sona sakladık. Tanrı evliliğin bir gizem olduğunu söylerken, onun kafa karıştırıcı veya esrarengiz bir şey olduğunu değil, anlamının derinliğini tam olarak kavrayamadığımızı söylemektedir. Geçmişte binlerce yıldır bir gizem olmuştur ama şimdi, Nasıralı İsa’nın yaşamı, ölümü ve dirilişiyle birlikte, evlilik artık bir gizem değildir. Gizem açığa çıkarılmıştır.

Gizem şuydu: Neden bir erkek ve bir kadın, ikisi de yaşadığı sürece birbirleriyle antlaşma içerisindeydi? Tanrı bunu neden bu şekilde yaptı? İnsan toplumunu neden bu şekilde inşa etti? Cevap şu: Oğlu’nu göndermeden binlerce yıl önce, Tanrı insan yaşamının temel noktalarına İsa’ya işaret edecek bir unsur koydu. Başından beri, Tanrı kendi Oğlu’nu bizi günahlarımızdan kurtarmak üzere göndereceğini biliyordu ve evliliği de, bu beklentinin temelini atmak, dünyayı İsa Mesih’in Müjdesi’ne hazırlamak üzere tasarladı.

Evliliğin anlamı, İsa’nın kendi halkı için, kendi gelini için canını vermiş olduğudur. Bir kocanın çağrısı –alarak değil, vererek önderlik etmek– bize İsa’yı göstermektedir. O, kendisini ve kendi rahatını düşünmedi ama bizim için kendisini feda etti. İsa, özel ayrıcalık iddia etmeyen, ancak kendi eşini şefkatle, bağlılıkla ve eylemle sevmek üzere daha fazla sorumluluk yüklenen kocadır.

İsa’nın kiliseye olan sevgisi, evliliğin nihai anlamıdır. Hristiyanlar olarak yeminlerimizi ederken ve Kuzu’nun gelmekte olan düğün şölenine hazırlanırken, yaşama geçirmeye ve dünyaya göstermeye çalıştığımız mesaj ve sahne budur (Vahiy 19:9). Evliliğin hikâyesi budur.

—David Mathis

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/yedi-ayette-evliligin-hikayesi/