fbpx

Resim: Canva

Kutsal Kitap’tan Okunacak Bölüm: Yuhanna 11:31–44

Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Matta 25:35

Geçenlerde başka bir kiliseyi ziyaret ettim. Nazik bir genç adam ve oğlu beni kendileriyle birlikte oturmaya davet etti. Yalnız olduğumdan ve çocuklarla oturmayı sevdiğimden, bu misafirperverliği memnuniyetle kabul ettim. Yanımdaki bu çocuğa bakarken merak ettim ve ona ismini sordum. Sonra ona yaşını sordum, gençliğin verdiği yumuşak masumiyetle bana bakıp, “Dokuz yaşındayım” dedi.

Birden dokuz yıl önce kollarımda son nefesini veren küçük bir erkek bebek tuttuğumu hatırladım. Bu anı kalbimi delip geçti. Bu olayın anısını tekrar yaşarken İsa gibi ağladım.

Neden mi ağlamıştım? Çünkü sevdiğim çocuğum ölmüştü, yaşasaydı şimdi yanımda oturan çocuk kadar olacaktı.

Gözyaşları yüreğin bir ifadesidir. Bazı insanlar son bulan arkadaşlıklar, bazıları kaybolan dostlar için ağlar. Bazen dost ve akrabaların kayıp canları için ağlarız. Bazıları eşlerinin son bulan sevgisi için ağlar. Gözyaşları aynı zamanda halden anladığımızı göstermenin de harika bir yoludur. Çok az tanıdığımız bir aile cenazeden bir gün önce gelmiş ve bütün gün kalmıştı. Çok az şey söylemiş ama ağlamışlardı. Bu da bize büyük bir teselli olmuştu!

Çocuklarımızdan biri, gözyaşı bezi tıkanık olarak doğmuştu. Bunu bir doktorun açması gerekiyordu. Belki bizim de, sevindiklerinde daha iyi sevinebilmek üzere, ağlayanlarla birlikte ağlayarak insanlara sevgimizi dışa vurmak için Büyük Doktor’dan kalbimizin gözyaşı bezini açmasını istememiz gerekiyor. Teselliye ihtiyacı olanları gayretle arayalım.


Tanrı’nın bizi teselli etmesinin amacı sadece durumumuzu kolaylaştırmak değil, bizim de başkalarını teselli edebilmemizdir.