fbpx

Tanrı’dan şu anda gerçekten ne istiyorsunuz? Neye ihtiyacınız var? O’ndan hangi bereketi istiyorsunuz? Onu ne kadar çok istiyorsunuz?

Bazı zamanlarda, Tanrı bize bereketlerini yalnızca uzunca beklemelerin veya hatta O’nunla acı dolu güreşmelerin sonunda sunar.

Tarihteki En Garip Güreş Maçı

Yaratılış 32.bölümde, Yakup yirmi yıl Paddan-Aram’da yaşadıktan sonra kendi eşleri ve çocuklarından oluşan küçük kabilesiyle, yuvası olan Kenan’a dönmektedir. Büyük bir korku içindedir çünkü uzaklardaki ağabeyi Esav dört yüz adamla onu karşılamaya gelmektedir (Yaratılış 32:6). Bu bir hoşgeldin birliği değildir, bir ordudur.

Tümüyle yok olmaktan korkup ev halkını iki gruba ayırdıktan sonra, Yakup’un doğal olarak gözüne uyku girmez ve geceyi yalnız geçirmek ister. Şüphesiz perişan hâlde dua edecektir.

Ama yabancı bir adam ortaya çıkar ve Yakup’la gün doğana kadar güreş tutup, tüm planlarını bozar. Bu maçın bir noktasında, Yakup aslında Tanrı’yla güreşiyor olduğunu fark eder. Tanrı maçı sonlandırma zamanının geldiğini düşününce de, Yakup’un uyluk kemiğini çıkarır ve kendisini bırakmasını söyler. Yakup da acılar içinde cevap verir: “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” (Yaratılış 32:26).

Bu cevap açıkça Tanrı’yı hoşnut eder ve Yakup’a şu bereketi sunar: “Artık sana Yakup değil, İsrail denecek çünkü Tanrı’yla, insanlarla güreşip yendin” (Yaratılış 32:28).

Yakup sonrasında zayıflamış bir beden ve güçlenmiş bir imanla, topallayarak Esav’la olan şiddetli karşılaşmaya doğru ilerler. Tanrı’yla güreşmiş olarak, Esav konusunda ettiği duaların cevaplanacağını bilmektedir.

Güreşle Gelen Bereketler

Tanrı’nın Yakup’la güreştiği zaman ne yaptığına dikkat edin. Yakup, Esav’ın yanına varmasından korkarak geceye başladı. Tümüyle korku ve çaresizlik içindeydi. Ama bu zorlu geceyi Tanrı’dan aldığı bereketle ve yenilenmiş bir imanla sonlandırdı. Tanrı’yla iman dolu geçen tüm mücadelemiz, esenliğe götürür.

Ayrıca Tanrı’nın burada öncesinde olduğu gibi (Yaratılış 31:13) yalnızca bir rüya ve görüm aracılığıyla konuşup, vaadini ve teselli edici sözlerini bu şekilde ifade etmemiş olması ilginç değil mi? Bu sefer Tanrı, Yakup’un korkusunu onu tüm gece güreş etmek zorunda bırakarak ele aldı. Bu Yakup’a muhtemelen huzur ve emniyet aradığı bir zamanda kötü zamanlanmış bir zahmet gibi geldi. Ama sonrasında bunun ne kadar huzur verici olduğunu fark etti. Bazen Tanrı’nın huzurunu istediğimizde, o bize bu huzuru beklenmeyen ve istenmeyen paketler içinde gönderir.

Hatta Tanrı, Yakup’a bir de elden ayaktan düşüren bir sakatlık verdi. Bu durum Yakup’u Esav karşısında daha da savunmasız bıraktı ve Yakup imanını kendisine değil, tümüyle Tanrı’ya bağlamak zorundaydı. Eğer gerekiyorsa, Tanrı bizim imanımızı arttırmak için bizi topallatacaktır.

Son olarak, Tanrı’yla güreşmek Yakup’un kimliğini değiştirdi. Artık kutsamayı hileyle alan kişi olarak tanınmayacaktı. Bu kez Tanrı’dan gelen kutsamayı Tanrı’yla imanda dayanarak almıştı. Bu mücadele, Tanrı’nın Yakup’a telafi amacıyla verdiği son derece lütufkâr bir armağandı ve bunun, İsa’nın kendisini üç kez inkâr eden Petrus’a yine üç kez O’na olan sevgisini gösterme hakkı tanımasına benzer olduğunu söyleyebiliriz (Yuhanna 21:15–17). Yakup’un bu azimli imanı Tanrı’yı hoşnut etti ve Tanrı da Yakup’un dileğini ödüllendirdi (İbraniler 11:6). Tanrı bizi kendisiyle güreşe çağırdığında, o sırada her zaman ilk düşündüğümüzden daha fazlası yaşanmaktadır ve Tanrı da her zaman bunu bizi sonsuza dek dönüştürmek üzere kullanır.

Tanrı Sizi Bereketlemek İstiyor

Tanrı bizi bazı bereketler için kendisiyle güreşe tutturduğunda, her ne kadar bize ilk başta böyle hissettirse de, bunun sebebi Tanrı’nın bizi bereketlemeye gönülsüz olması değildir. Bunun sebebi O’nun bu güreşte bizim düşündüğümüzden daha çok bereket tasarlamasıdır.

Unutmayın ki bu maçta Yakup’un peşine düşen Tanrı’dır. İlk başlatan Tanrı’ydı. Tanrı ortaya çıktığında, Yakup o sırada Esav ve onun yaklaşmakta olan kıyım ordusunun kaygısını yaşıyordu. Bu güreşse Yakup’u korku dolu meşguliyetinden aldı ve Tanrı’ya odaklanmaya zorladı.

Yakup’un bu mecburi odak konusunda istekli olduğundan veya bunu ilk etapta bir ihtiyaç olarak gördüğünden şüpheliyim. Hatta Yakup ilk başta, “Tanrım, bu adamı ortadan kaldırır mısın? Şu anda ihtiyacım olan son şey bu adam” diye dua etmiş olsa, hiç şaşırmam. Ama Yakup’un fark ettiği şey, bu güreşin Tanrı’nın bir lütuf aracı olduğu, O’nun kendi üzerindeki bereketinin bir kanalı olduğuydu.

Aynısı bizim için de geçerlidir.

Güreşmeye Devam

Şimdi tekrar sorayım. Tanrı’dan şu anda gerçekten ne istiyorsunuz? Neye ihtiyacınız var? O’ndan hangi bereketi istiyorsunuz? Onu ne kadar çok istiyorsunuz?

Tanrı sizi ıstırap, korku ve belirsizliğin içinde bulacaktır. Ama sizinle kendi beklediğiniz veya arzu ettiğiniz şekilde karşılaşmayabilir. En büyük müttefikiniz ilk başta düşmanınız olarak görünüp sizi kendisiyle güreşe kışkırtabilir. 

Eğer durum buysa, Yakup’u hatırlayın. Güreşte birçok bereket vardır. Yumuşak teselli sözlerine ihtiyacınız olmayabilir. Düşüncelerinizle baş başa kalmaya ihtiyacınız olmayabilir. Uykuya ihtiyacınız olmayabilir. Hatta sağlıklı bir kalçaya bile ihtiyacınız olmayabilir! İhtiyaç duyduğunuz şey Tanrı’nın bereketidir!

Dolayısıyla, Tanrı sizi duada kendisiyle güreşe çağırdığında, bu çağrı O’nun kutsamasını alma çağrısıdır. O’nunla kalın ve vazgeçmeyin. Sizi kutsayana dek, O’nu bırakmayın. O bu tür azimli imanı kutsamayı sever ve sonunda, oradan dönüşüme uğramış bir biçimde çıkarsınız.

—Jon Bloom

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/tanriyla-guresecek-misiniz/