fbpx

Resim: Michal Collection

Ama merhameti bol olan Tanrı bizi çok sevdiği için, suçlarımızdan ötürü ölü olduğumuz hâlde, bizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. O’nun lütfuyla kurtuldunuz. — Efesliler 2:4–5

“Tanrı’nın beni kurtardığına inanıyorum ama bunu… mecburiyetten yaptığını zannediyorum.” “Zihnimde Tanrı’nın beni sevdiğini biliyorum ama böyle berbat durumdaki birini sevebileceğini hissetmek zor geliyor.” “Belki Tanrı, beni doğruluğuyla örten Mesih’i seviyor ama bu Tanrı’nın beni kişisel olarak sevmesinden farklıdır.” Böyle düşünceleri danışmanlık odasında sıkça duyarım. Birçok imanlı, Tanrı’nın kendilerini ölümden kurtarmayı seçtiğine inanır. Ama İsa’nın gözlerini devirerek ve derinden iç çekerek onlara yaşam verdiğini düşündükleri için kurtuluş sevinçlerine gölge düşer.

Bu tür düşünceler beni şaşırtmıyor. Bu düşünceler insanların birbirlerini sevme şeklinin etkisi altında kalmış olan düşüncelerdir. Bizim için hoş olan birisini sevmek kolaydır. Peki ya bizi yaralayan ve ihanet eden birisini sevmeye ne demeli? Bu, bizim doğal olarak yaptığımız bir şey değildir.

Doğal benliğimizin, doğaüstü Tanrımız’la ilgili inancımıza dayatma yapmasına izin vermeyelim. Bugünkü ayetler, kurtuluşumuzun neden ve nasıl gerçekleştiğine ışık tutuyor. Elçi Pavlus, Efesliler 2:1-3’te Tanrı tarafından kurtarılmadan önce ruhsal yönden ölü olduğumuzu ve Tanrı’nın gazabını hak ettiğimizi açıklar. O’nun bağışlamasına muhtaç durumdaydık! Kendimizi kurtarmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu ve bu nedenle bir Kurtarıcı’ya ihtiyacımız vardı. 4. ayet Kutsal Kitap’taki en önemli iki sözcükle başlar – “Ama Tanrı…” Burada Müjde’yi görüyoruz: Merhameti bol olan Tanrı, bizi çok sevdiği için bizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. Tanrı’nın sevgisi ve merhameti o kadar boldur ki, bizi ağır bir bedel ödeyerek ruhsal ölümden kurtarır. Rab’be övgüler olsun!

Eğer bizler imanlıysak, Tanrı bizim ölü yüreklerimizi ruhsal yaşamla doğaüstü bir şekilde yaşama döndürdüğü için öyleyiz. Pavlus’un söylediği gibi, “lütufla kurtuldunuz.” Lütuf. Teoloji açısından zengin olan bu sözcük, “hak edilmeyen iyilik” anlamına gelir. Tanrı bize hak ettiğimiz için değil, kendisinin kimliğinden ötürü merhamet ve sevgi gösterir. İsa Mesih bizim yerimize öldü çünkü O’nun karakteri olağanüstü lütufla, merhametle ve sevgiyle doludur.

Kutsal Kitap, Tanrı’nın bizi her şeyimiz yerli yerinde olduğu için sevdiğine dair tek bir imada dahi bulunmaz. Tam tersi geçerlidir. Biz suçlarımız yüzünden ölüyken, günahkâr olduğumuz hâlde bizi sevdi. Ne muhteşem merhamet. Tanrı çarmıhta bizim hak ettiğimiz cezayı gönülsüzce, mecburiyetten ya da yüreğinde bir nefretle üstlenmedi. Bunu bizi sevdiği için yaptı. Ne sınırsız sevgi. Tanrı insan değildir ve sevgisi bizim sevgimize bağlı değildir. Tanrı kendisinin kimliğinden ötürü bizi sever.

Eşsiz lütuf. Muhteşem merhamet. Sınırsız sevgi. Hizmet ettiğimiz müthiş Tanrı’nın karakteri budur. O’nun size yönelik sevgisini kabul etmeye razı mısınız? Tanrı’nın sevgisini daha dolu bir şekilde kabul etmek, sevgiyi daha dolu bir şekilde vermenin yoludur. Eğer daha bağışlayıcı bir kişi olmak istiyorsanız, buna Tanrı’nın çarmıh üzerindeki ölümüyle size gösterdiği sevgisi üzerinde derin düşünerek başlayın.


Tanrı’nın sevgisi, dünyasal ilişkilerinizdeki kusurlu sevgiden nasıl tümüyle farklıdır?