Resim: Canva
Sevmeyen kişi Tanrı’yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir. — 1.Yuhanna 4:8
Tanrı sevgi ise, yalnız olabilir mi? Birçok insan Tanrı’nın sevgi (sevecen, sevgi dolu) olduğunu kabul eder. Bu, sadece Hristiyanlığın değil, genel olarak teizmin en güçlü iddialarından biridir. Ama bu noktada genelde sorulmayan daha derin bir soru vardır: Sevgi ne demektir?
Sevgi, doğası gereği yönelmişlik içerir. Yani seven biri varsa, sevilen biri de olmalıdır. Sevgi, tek başına var olan bir şey değil; bir ilişki içinde anlam kazanır. Bir kişi tamamen yalnızsa, sevgi ancak potansiyel olarak vardır; gerçek ve aktif bir sevgi için ilişki gerekir.
Peki, bu durumu Tanrı hakkında düşünelim.
Eğer Tanrı ezelden beri varsa ve gerçekten “sevgi” ise, bu sevgi kime yönelikti? Eğer Tanrı mutlak anlamda yalnız bir varlıksa, sevgi ancak yaratılışla birlikte başlamış olurdu. Yani Tanrı önce yalnızdı, sonra yarattı ve sevmeye başladı. Bu durumda sevgi, Tanrı’nın değişmeyen doğasının bir parçası değil, sonradan ortaya çıkan bir özellik olurdu.
Ama bu ciddi bir problem oluşturur. Çünkü Tanrı’nın doğasının değişmez olduğu kabul edilir. Eğer Tanrı sevgi ise, bu sevginin de ezelden beri var olması gerekir.
Sevgi gibi yaratmak da ilişki içerir. Yaratmak, Tanrı ile yaratılan arasında gerçek bir bağ kurulması demektir. Eğer Tanrı mutlak anlamda ilişkiden yoksunsa, bu durumda ilişki ilk kez yaratılışla birlikte ortaya çıkmış olur. Yani Tanrı önce ilişkisizdi, sonra ilişki kurmaya başladı. Bu da ilişki ve sevginin Tanrı’nın özünden değil, sonradan ortaya çıktığı anlamına gelir. Oysa Tanrı değişmez. Bu nedenle Tanrı’nın doğasında ezelden beri ilişki bulunması daha tutarlı bir açıklamadır.
İşte tam bu noktada Üçlü Birlik öğretisi anlam kazanmaya başlar.
Hristiyan inancına göre Tanrı, tek olmakla birlikte Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak vardır. Bu, üç ayrı Tanrı olduğu anlamına gelmez; tek Tanrı’nın kendi içinde ilişkisel bir birlik taşıdığı anlamına gelir. Bu sayede Tanrı’nın sevgisi, yaratılışa bağlı olmadan, ezelden beri gerçektir.
Baba Oğul’u sever, Oğul Baba’yı sever ve aynı şekilde Kutsal Ruh’ta bu sevgi birliğinin içinde yer alır. Bu ilişki sonradan başlayan bir şey değil, Tanrı’nın doğasının kendisidir. Yani Tanrı, yaratmadan önce de Baba, Oğul ve Kutsal Ruh arasındaki sevgi ilişkisi gerçekti ve vardı.
Bu, Üçlü Birlik’in Tanrı’nın kim olduğu ile doğrudan ilgili olduğunu gösterir. Eğer Tanrı gerçekten sevgi ise, bu sevginin ezelden beri etkin olması gerekir. Üçlü Birlik, bu gerçeği açıklayan bir öğreti ve gerçektir.
Bu noktada amaç, bir tartışma kazanmak değil, şu soruyu dürüstçe düşünmektir: Eğer Tanrı sevgi ise, bu sevgi nasıl var olur? Hristiyan inancının cevabı şudur: Tanrı’nın birliği, yalnız değil; Baba, Oğul ve Kutsal Ruh arasındaki sonsuz ve mükemmel sevgi birliğidir.


