fbpx

Resim: PaoloGaetano

Türkiye’deki kiliselere ziyaretlerim sırasında, Rab’bin Sofrası’yla ilgili çeşitli sorular işittim. Burada en yaygın sorulan soruları yanıtlamak isterim. 

Rab’bin Sofrası’nı neden yapıyoruz? Taşıdığı anlam nedir? 

Rab’bin Sofrası, Mesih’in ölümünü anmak ve ilan etmek, aynı zamanda ikinci gelişini beklemek, hatırlatmaktır. Öncelikle, kiliseye birliğini ve bu birliğin kaynağını, yani Mesih’le ilişkisi ve Mesih’in günahlar için ölümünü[1] anımsatan bir kutlamadır. Buna ek olarak, Mesih’in krallığında kutlanacak ziyafete hazırlık yapılan bir yemektir (Yeşaya 25.6-12).  

Müjdeler İsa’nın elçilerle birlikte son akşam yemeğinin tarihi olayına işaret etmektedir. Ancak yemeğin anlamını en iyi dile getiren kısım 1.Korintliler 11:17-34’tür. Bu bölümde Rab’bin Sofrası uygulamamıza rehberlik edecek birçok gerçek buluruz. 

Tarihsel olarak, Pavlus’un dönemi sırasında, Rab’bin Sofrası agape (sevgi) yemeği olarak uygulanıyordu; bu yemek imanlıların paydaşlık içinde kutsama ve sevgilerini birlikte paylaşabilecekleri bir zamandı. Fakat Korintliler agape yemeğini yerken uygun bir sevgi göstermemişlerdir. Herkesin gelmesini ve yiyeceği birlikte paylaşmayı beklememişler, zengin ziyafet çekerken yoksulun aç kalmasına göz yummuşlardır (21-22 ve 33-34. ayetler). Korintlilerin agape yemeğiyle ilgili bu hatalı tutumları, Rab’bin Sofrası’nın anlamını yanlış yansıttı ve aslında üzerini örttü. Pavlus Korintlilerin uygulamalarını 27. ayette “uygun olmayan biçim” olarak tanımlar. Pavlus’un görüşü, Korintlilerin Rab’bin Sofrası’nı bile “kutlamamalarıydı” (1.Korintliler 11:20) ve onların birliğini benimsememeleriydi; daha ziyade kilise üyelerini ayıran etkenleri (başlıca ekonomik ve sosyal statü konuları) vurguluyorlardı. 

Bu kısımda (1.Korintliler 11) Pavlus kilisenin bir beden olma ve bedeni farkına varma ihtiyacını vurgular. 28-29. ayetlerde değinilen nokta, kendini sınamak ile bedeni fark etmek birbiriyle bağlantılıdır. Burada farkına varılan beden kilise bedenidir. Her kilise üyesi kendini ve öteki kardeşleri bedenin birer parçası olarak kabul edip etmediğini anlamak için kendini sınamalıdır. Bu sofranın Rab’bin Sofrası olması, Mesih’e ait olanların hepsinin hoş karşılandığı bir yer olması için bu zorunluydu.  

Pavlus bu öğretiyi tercihe bırakmaz. Rab’bin Sofrası’nı yanlış kutlamak, yanlış yapan kişiye ağır bir ceza getiriyordu (30. ayet). Rab’bin Sofrası’nı kutlamak ciddi bir meseledir. Mesih’in ölümü ve dirilişi aracılığıyla kurulmuş yeni antlaşmanın bir anımsatıcısıdır. Aynı zamanda katılanlar için Mesih’in ölümünün ve dirilişinin ilişkisel çıkarımlarını gözler önüne sermektedir (24-25. ayetler). Tapınma hizmetleri ilk kilise döneminde dışarıdan gelenlere açık olmasına rağmen (1.Korintliler 14), buradaki antlaşma dili Rab’bin Sofrası’nın tapınmanın yalnızca imanlılara yönelik olduğunu gösteriyor görünür.    

Mesih’in dirilişi Sofra’ya teolojik temelini verendir; diriliş bu yemeği mümkün kılar. Diriliş, Mesih’e güvenenlere yaşam sunarak (Romalılar 4:25) Mesih’in ölümünü etkin kılandır (1.Korintliler 15:17). Dirilişten ötürü Rab’bin Sofrası geçmiş bir olayı anmaktan çok daha fazlasıdır; kilisenin süregelen gerçekliğinin, birliğinin kutlamasıdır. 

Rab’bin Sofrası Fısıh kutlamasını aşar ve onun yerini alır. İsa ekmek ve şarabı “benim” konusuna dönüştürmüştür (“benim bedenim”, “benim kanım”). Bu, Fısıh’ta kutlanan kurtuluşun öneminin şimdi Mesih’in eylemiyle yerine getirildiğini göstermektedir.[2] Aynı zamanda ögeler konusunda da bir yönlendiriş sunmaktadır (bkz. aşağıda).  

Rab’bin Sofrası, tarihsel kurtuluşu ve devam etmekte olan hasadı sağladığı için, Tanrı’nın İsrail’e gösterdiği iyiliğin kutlandığı Eski Antlaşma bayramlarına benzer. Rab’bin Sofrası’nı kutlarken, ayrıca geçmişe ve geleceğe doğru bakmaktayız. Hem Tanrı’nın çarmıhtaki iyiliğini hem de Mesih bizi O’nunla olmak üzere almaya tekrar geldiği zaman göreceğimiz iyiliği kutluyoruz. 

İlk kilise Rab’bin Sofrası’nı nasıl kutluyordu? 

Birinci yüzyılda, kiliseler agape şölenini Rab’bin Sofrası’yla birlikte kutladılar. Hem yemek hem de Rab’bin Sofrası bedenin birliğinin bir işareti olarak paylaşılıyordu. Tıpkı bugün gibi, Rab’bin Sofrası’na sıklıkla dualar, ilahiler ve tapınma eşlik ediyordu. İlk kilisede daha sonraki yıllarda piskopos Rab’bin Sofrası kutlamasının gözetmeni oldu. 

Didake’ye göre[3], ilişki problemleri olan imanlıların (Matta 5:23-26) Sofra’ya katılmalarına izin verilmiyordu. 

Justinos Martyros’un (İ.S. 165) döneminden sonra, agape şöleni ile Rab’bin Sofrası ayrıldı. Ayrılık büyük ölçüde Korintlilerin Sofrayla ilgili uygunsuz uygulamalarından kaynaklanmıştır (bakınız, yukarıda). 

Rab’bin Sofrası’na kimler katılmalı? Kim yönetir ve gözetmenlik eder? 

Olayın anlamını anlayan ve gerçekten kutlayanlar davet edilir. Bu kişiler, Mesih’in ölümünü ve dirilişini ruhsal uyanışla yalnızca deneyimlemekle kalmamış, Mesih’in bedenini, kilisesinin anlamını anlayabilen ve kutlayan kişiler anlamına gelmektedir. 

Birinci yüzyıl kilisesinde, vaftiz Rab’bin Sofrası’na katılmak için bir ön koşuldu. Vaftiz, kurtuluş deneyiminin bir parçası, neredeyse arınmanın bir koşulu olarak görülüyordu. Günümüzde de bir kilise vaftizi kurtuluşun bir resmi, bir parçası ama koşulu olarak görmüyorsa, Sofra’ya vaftiz olmayan imanlıları davet etmemekte özgürdür. Diğer taraftan, kilise Rab’bin Sofrası’ndan almak için vaftizi gerekli tutmayı seçerse, emsaller vardır.   

Kutsal Yazılarda, Rab’bin Sofrası’ndaki ögeleri yöneten veya kutlamanın gözetimini yapanla ilgili bir tanım bulunmaz. Bu konuda özgürlük söz konusudur. 

Ekmek mayasız olmak zorunda mıdır? Şarap mı kullanmalıyız? 

Bu konularda özgürüz. İsa’nın Fısıh’ı gerçekleştirdiğini anımsıyoruz, Fısıh’ı kutlarken kullandığı gerçek ögeleri kullanmak zorunda değiliz. Şarap ve mayasız ekmek kullanıp kullanmamakta özgürüz. 

Kilise Sofra’yı ne sıklıkla düzenlemeli? İmanlı olarak Sofra’dan almazsam ne olur? 

Daha önceleri, kilise Rab’bin Sofrası’nı sıklıkla kutluyordu, çünkü agape yemeğiyle birleştirilmişti. Ancak ne kadar sıklıkla kutlanılması gerektiğine dair Kutsal Kitap’ta bir talimat veya fikir birliği yoktur. Bir şey kesindir: ilk kilise sadece yılda bir kere kutlamıyordu. Yeni Antlaşma’da (1.Korintliler 11:17-34 ve Elçilerin İşleri 2:42-46) Sofra’nın her hafta yapıldığı belirtilmese de bunun düzenli bir uygulama olduğunu bizlere göstermektedir. 

İmanlılardan Rab’bin Sofrası’na katılmaları beklenir. Direkt bir buyruk gibi belirgin olmamasına rağmen, katılımın önemli teolojik çıkarımlarıyla bir ayrıcalık olduğu anlaşılır. 

Sakrament nedir? 

Bazı Hristiyan geleneklerinde sakrament, tanrısal lütuftan almak şeklinde dini bir tören veya ritüel olarak görülmektedir. Bu nedenle eylemin kendisi (vaftiz, Komünyon Sofrası), imanla katılan kişiye Tanrı’nın gözünde lütuf bulmasını sağlar.  

Bazı Hristiyan toplulukları (çoğu Protestan olmak üzere) sakrament terimini ruhsal bir gerçekliğin “resmi” olarak kullanmaktadır. 

Hristiyanların Rab’bin Sofrası’yla ilgili benimsediği farklı görüşler nelerdir? 

Roma Katolik kilisesi Mesih’in fiziksel varlığının ögelerde bulunduğuna inanmaktadır. Tören sırasında fiziksel şarabın ve fiziksel ekmeğin Mesih’in bedenine ve kanına dönüştüğüne inanmaktadırlar (ögeler görsel olarak aynı kalmalarına rağmen). Komünyon Sofrası, anıldığı üzere, Mesih’in kurban edilişinin gerçekte yeniden tekrar edilmesidir. Martin Luther, kilisenin Mesih’i tekrar kurban etmeleri için Kutsal Kitap’a dayalı hiçbir desteğin olmadığına inanmıştır. Fakat Luther Mesih’in bedenen Sofra’da bulunduğuna inanmaktaydı. İsa’nın ögelerin “içinde, altında ve beraberinde” olduğuna inanıyor, fakat ögelerin “dönüştüğüne” inanmıyordu. 

Ulrich Zwingli, Rab’bin Sofrası’nın bir anımsama olduğunu öğretmiştir. Mesih, iman yoluyla bir belirti olarak Sofra’da bulunmaktadır. Zwingli Yuhanna 6:51-59’daki ifadeleri (“Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır”) temsili bir anlatım veya bir belirti olarak anlamıştı.  

Calvin, bizlere iman yoluyla aktarılan, Mesih’in Sofra’da gerçek varlığına inanıyordu. Zwingli’nin görüşünü eksik bulmuş, Sofra’ya katılanlara gerçek lütfun aktarıldığını öğretmişti. 

Yeni Antlaşma metni Mesih’in Rab’bin Sofrası’nda herhangi bir türden “varlığını, bulunuşunu” açıkça desteklemez. Bu düşünceyi desteklemek için kullanılan ayetler (sıklıkla Yuhanna 6:35-59) daha çok yakın paydaşlık konusunu vurgulamaktadır. Rab’bin Sofrası’nın bir anma olduğunu söyleyen Zwingli’nin görüşü 1.Korintliler 11:25’teki, “Her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın” sözüyle Kutsal Kitap’a dayanağına sahiptir. “Kutsal Kitap yazarları bu şeylerin özüyle ilgili spekülasyon yapmaya hiçbir şekilde gerçek bir ilgi göstermemiştir.”[4]  “İlk kilise İsa’nın hayati varlığıyla ekmek ve şarapta değil, aralarında ve yüreklerinde olan varlığıyla karşılaşmışlardır.”[5] 

Ken Wiest


https://www.e-manetdergi.org

Kaynakça 

Cole, Graham A.  “The Lord’s Supper”. Dictionary for Theological Interpretation of the Bible. Dü. Kevin J.  Vanhoozer. (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 2005). 
Klauck, Hans-Josef. “Lord’s Supper.”  The Anchor Bible Dictionary. Cilt 4, Dü. David Noel Freedman. (New York:  Doubleday, 1992). 
Osterhaven, M.E.  “Lord’s Supper, Views of”. Evangelical Dictionary of Theology. Dü. Walter A. Elwell. (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 1984). 
Toon, Peter. “Lord’s Supper, The. Evangelical Dictionary of Biblical Theology. Editör Walter A. Elwell (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 1996). 
Wainwright, G.  “Lord’s Supper, Love Feast”. Dictionary of the Later New Testament and Its Developments. Dü. Ralph P. Martin ve Peter H. Davids. (Downers Grove, Illinois: IVP, 1997). 

[1]  Klauck’un işaret ettiği gibi “anma” basitçe kavramsal bir eylem değildir; Eski Antlaşma düşüncesinde “anma” daha önceki bir olayı insanların “şimdiki” düşüncesine taşır. Hans Josef Klauck, “Lord’s Supper”, The Anchor Bible Dictionary, Cilt 4, dü. David Noel Freedman (New York: Doubleday, 1992), s. 363. 
[2 ] R.S. Wallace, “Lord’s Supper”, Evangelical Dictionary of Theology, dü. Walter A. Elwell (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 1984), s. 652. 
[3]  G. Wainwright, “Lord’s supper, Love Feast”, Dictionary of the Later New Testament and Its Developments, dü. Ralph P. Martin ve Peter H. Davids (Downers Grove, Illlinois: IVP, 1997), s. 690. 
[4]  Graham A. Cole, “The Lord’s Supper”, Dictionary for Theological Interpretation of the Bible, dü. Kevin J.  Vanhoozer (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 2005), s. 465. 
[5]  Peter Toon, “Lord’s Supper, The”, Evangelical Dictionary of Biblical Theology, dü. Walter A. Elwell (Grand Rapids, Michigan: Baker Book House, 1996), s. 493.